"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Üstad Bediüzzaman ve adalet - 2

Ahmet DEMİRDÖĞMEZ
30 Mayıs 2020, Cumartesi 00:16

“Adalet-i halise, İslâmiyet’ten çıkar.
Ruha hayat veriyor;
Hayatını öldürmez zulmetsizdir 
hayatı, hakikattir kemali”

Bediüzzaman Said Nursî

Kur’ân’ın dört esasından biri olan Adalet, mü’min olan her insanın hayatî umdelerindendir. Bu sebeple adaleti şiar edinmek, adaletsizliğe karşı olmak mü’minliğin şe’nidir. Bahsini ettiğimiz adalet Kur’ân’ın emrettiği, insanın fıtratıyla imtizaç eden hakikî adalet olan adalet-i mahzadır. Bir önceki yazımızda adalet-i mahza ve adalet-i izafiyenin tariflerini Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadelerinden yazmıştık. Yine Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin ifadesiyle: “Adalet-i mahza-i Kur’ânîye; bir masumun hayatını ve kanını, hattâ umum beşer için de olsa, heder etmez. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir.” 1 Ayrıca, “Bir masumu idam etmek, on caniyi affetmekten daha zararlıdır ve zulümdür.”2 Bu sebeple, “Kur’ân-ı Mu’ciz-ül Beyan’ın adalet-i hakikiyesi, bir ferdin hakkını cemaata feda etmez; “Hak, haktır; küçüğe büyüğe, aza çoğa bakılmaz” 3

Üstad Bediüzzaman Hazretleri, dönemin Başbakanı Adnan Menderes’e yazdığı bir mektubunda bu husustaki hassasiyetini şöylece belirtmiştir: “İslâmiyet’in pek çok kanun-u esasîsinden birisi: (En’am s. 164, Fâtır s. 18, İsra s. 15, Zümer s. 7.) âyet-i kerimesinin hakikatıdır ki; birisinin cinayetiyle başkaları, akraba ve dostları mes’ul olamaz. Hâlbuki şimdiki siyaset-i hazırada particilik tarafdarlığı ile bir câninin yüzünden pek çok masumların zararına rıza gösteriliyor. Bir câninin cinayeti yüzünden, taraftarları veyahut akrabaları dahi şeni’ gıybetler ve tezyifler edilip, bir tek cinayet yüz cinayete çevrildiğinden, gayet dehşetli bir kin ve adaveti damarlara dokundurup, kin ve garaza ve mukabele-i bil’misile mecbur ediliyor. 

Bu ise hayat-ı içtimaiyeyi tamamen zîr ü zeber eden bir zehirdir ve hariçteki düşmanların parmak karıştırmalarına tam bir zemin hazırlamaktır. ..İşte bu kanun-u esasî-i Kur’ânî hükmünce, asayiş ve emniyet-i dâhiliyeye ilişmek, on câni yüzünden doksan masumu tehlikeye atmak, gazab-ı İlâhînin celbine vesile olur.” 4 

Günümüzde uygulanması son derece daha kolay hâle gelen Adalet-i mahzayı, Üstad Bediüzzaman Hazretleri, ta o dönemde Başvekil Adnan Menderes’ten uygulamasını istemektedir. Bir başka mektubunda da şunları yazmıştır: “Beşerin selâmet, adalet ve sulh-u umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyane kanun-u esasî, şimdi bizim bu bîçare memleketimize girmek istiyor. Garazkârane ve anudane particilik gibi bazı cereyanları aşılamağa başlaması gibi bir ihtilâf görülüyor. O kanun-u esasî de budur: Bir taifeden, bir cereyandan, bir aşiretten bir ferdin hatasıyla o taifenin, o cereyanın, o aşiretin bütün ferdleri mahkûm ve düşman ve mes’ul tevehhüm ediliyor. Bir hata, binler hata hükmüne geçiriliyor. İttifak ve ittihadın temel taşı olan kardeşlik ve vatandaşlık, muhabbet ve uhuvveti zîr ü zeber ediyor.”5 Bu dehşetli hâle karşı ancak, “Kur’ân’ın bir kanun-u esasîsi muhabbet ve uhuvvet-i hakikiyeyi temin eden ve bu millet-i İslâmiyeyi ve memleketi büyük tehlikeden kurtaran bu kanun-u esasî ki: Birisinin hatasıyla başkası mes’ul olamaz. Kardeşi de olsa, aşireti ve taifesi de olsa, partisi de olsa o cinayete şerik sayılmaz. Olsa olsa o cinayete bir nevi tarafgirlikle yalnız manevî günahkâr olup âhirette mes’ul olur; dünyada değil.” 6 ifadeleriyle, Kur’ân’ın emri olan hakikî adaletin uygulanmasıyla mümkün olaca- ğını defalarca beyan etmektedir. Yoksa hariçten gelen ve “Beşerin selâmet, adalet ve sulh-u umumîsini mahveden o dehşetli vahşiyane kanun-u esasî,” çare olamaz. Çare olmadığı da ortadadır. Hakikî adalet, sonuna kadar masumiyeti aramaktır, masumun hakkını korumaktır.

“Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibidir.” (Maide Sûresi: 32.) âyeti kerimesi adalet hususunda çok şey anlatmaktadır. “Adalet-i mahzanın en büyük düsturunu vaz’ ediyor. Der ki: Bir masumun hayatı, kanı, hatta umum beşer için olsa da heder olmaz. İkisi nazar-ı kudrette bir olduğu gibi, nazar-ı adalette de birdir.”7 Yüce kitabımız Kur’ân’ın ve çağın müceddidi olan Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin bu ikazını şimdiki idarecilerimizin daha çok dikkate almaları lâzım ve elzemdir. Vatan ve millet namına rica olunur. Devam edecek…

Dipnotlar: 

1- Mektubat 557. 

2- Tarihçe-i Hayat 84. 

3- Kastamonu Lâhikası 157. 

4- Tarihçe-i Hayat 635. 

5- Beyanat ve Tenvirler 234. 

6- age. 235. 

7- Eski Said Dönemi Eserleri (Sünûhat) 338.

Okunma Sayısı: 1736
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı