"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kimse aklını başörtüsü türban farkına takmasın

Ali ATAÇ
31 Ocak 2021, Pazar
Kimsenin başörtüsü ile türbanı arasındaki farkı tarif ve tasvir etmekle zorlama teviller içine girmesine ihtiyaç yoktur. Çünkü Risale-i Nur bu meseleyi de bütünüyle izah ve ispat etmiştir.

“Hem, Risale-i Nur ihtiyaç zamanında telif edildiğinden,Türkiye ve İslâm Dünyası genişliğinde gelişmiş ve dünyayı alâkadar eden bir imtiyaza mazhar olduğunu gözlere göstermiştir.’’ (Zübeyir Gündüzalp, Konferans s. 24)

İsterseniz meseleye laiklik kavramıyla başlayalım: Evet, Bediüzzaman Said Nursî, laiklik kavramını çok önceleri, 1910 yılının başında halka ders vermiştir. Münâzarât’ta, “Hem de daire-i itikadı, daire-i muamelâta karıştırmaya mecburiyet yoktur’’ 1 der. Aradan bu kadar zaman geçtiği halde henüz bu kavram tam anlamıyla anlaşılamamıştır. 

Çünkü artık insanlar birbirinin dini inancına ve dünya görüşlerine saygı göstermeyi bir görev olarak kabul etmektedirler. Kadınların tesettürü ve başını örtmesi ise; Kur’ân-ı Kerîm’de Ahzap Sûresi 59’uncu âyeti ve Nur Sûresi 31’inci âyetiyle Allah’ın emri olduğu sabittir.

Hikmeti ise; “Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktiza ediyor’’ 2 ve ettiği içindir. Hikmetini ve Nükte’leriyle Lem’alar’da aynı ad ile anılan Yirmidördüncü Lema’da’ yani Tesettür Risalesi’nde konu bütün ayrıntılarıyla izah ve ispat edilmektedir. Kur’ân-ı Kerîm’de bu emir 1442 yıldan beri mevcuttur. Bu açık ve kesin dini hükmü ulu orta fikirlerle beyan etmekle kendini kamuoyu vicdanında mahkûm etmenin hiç gerek yoktur.

Risale-i Nur’da Onüçüncü Lem’a’nın Onüçüncü İşaret’inde şöyle denilmiştir: “Bir ispat edici, çok nefyedicilere tereccuh ediyor. Bir dâvâya müsbit bir şahidin hükmü, yüz nâfîlere râcih olur. Bu hakikate bu temsil ile bak. Şöyle ki: Bir saray, yüzer kapalı kapıları var. Bir tek kapı açılmasıyla o saraya girilebilir, öteki kapılar da açılır. Eğer bütün kapılar açık olsa, bir iki tanesi kapansa, o saraya girilemeyeceği söylenemez. İşte, hakaik-i imaniye o saraydır. Her bir delil, bir anahtardır; ispat ediyor, kapıyı açıyor. Bir tek kapının kapalı kalmasıyla o hakaik-i imaniyeden vazgeçilmez ve inkâr edilemez.’’

Halbuki bu bir tek delil ile değil; binlerce delil ile hem izah ve hem de ispat edilmiştir.

Bediüzzaman Said Nursî’nin Divan-ı Harb-i Örfi’de Hakikat isimli makalede: “Başkasının kusuru insanın kusuruna senet ve özür olamaz’’ 3 diyor. Madem öyledir ve hakikat budur. İşte bu hakikat gereği; “Risale-i Nur’da ise der: Her kim olursan ol; bak gör. Yalnız gözünü aç, hakikati müşahede et, saadet-i ebediyenin anahtarı olan imanını kurtar.’’ 4 Bu kadar açık ve kesin.

Meseleye peşin hükümle (önyargıyla) yaklaşmak yerine Risale-i Nur’un izah ve ispat etmiş olduğu Türkiye ve dünya gerçekleriyle bakmak yeterlidir.

Dipnotlar:

1- Münâzarât (cep boy) s. 162.

2- Tesettür Risalesi (Yirmidördüncü Lem’a giriş kısmı).

3- Divan-ı Harbî Örfi s. 151.

4- Hizmet Rehberi s. 34.

Okunma Sayısı: 1727
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı