"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İdlib çıkmazı”nın çözümü

Cevher İLHAN
16 Ocak 2020, Perşembe 00:02
Libya iç savaşı ve İran-ABD gibi popüler gündemler karambolunda kayan konulardan biri de Ankara’nın iddialı söylemlerinin aksine akim “Suriye politikası”nın bir parçası olan İdlib çıkmazıyla Türkiye’nin başına büyük gailelerin açılması.

Özellikle “iktidara ilişik medya”da haftalardır üstü örtülse de, Cumhurbaşkanı’nın “Dünya hâlâ İdlib’e seyirci” hayıflanmasıyla öncelikle iktidar cephesince İdlib’i başta El Nusra, Heyet Tahrir’üş-Şam olmak üzere emperyal güçler adına vekâlet savaşı veren silâhlı militanlardan temizleme vaadlerinin boşa çıkması. 

Suriye’de yaklaşık dokuz yıldır iç savaş ve kargaşa ile insanlık birikiminin mahvedildiği felâketine dikkat çeken İçişleri Bakanı’nın, savaş öncesi 1.5 milyon olan nüfusun 3.5 milyonu aştığı İdlib’de Aralık ayı başından bu yana 312 bin kişinin sınırlarımıza doğru göç ettiğinden yakınması, karışıklık ve kargaşanın ağır ve vahim faturasının yine Türkiye’ye kesileceği endişesinin ifşası.

“SURİYE FİYASKOSU”NUN BİR PARÇASI

Görünen o ki Suriye’nin yüzde 5’ini oluşturan, Türkiye’ye 105 kilometre sınırı olan ve çoğu küresel güçlerin taşeronu ve maşası “yabancı savaşçılar”dan oluşan silâhlı grupların yığılmasıyla âdeta bir “küçük Afganistan” haline gelen İdlib’de çatışmalardan kaçan ve yarım milyonu bulacağı kaydedilen göç dalgasında Türkiye 50 bine varan teröristin sızması tehlikesiyle karşı karşıya.

Bu vaziyet, dokuz yıldır Türkiye’deki Suriyeli sığınmacı sayısının dört buçuk - beş milyonu bulmasına yol açan ciddi yanlışlarla muallel “Suriye politikası”nı eleştiren muhalefeti ve Şam’la işbirliğini öneren çevreleri bir defa daha haklı çıkarıyor. 

Aslında daha önce İdlib konusunda “muhataplarımızla görüşüp ateşkesin bozulmasını engelleyeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı’nın, Putin’le son kertede “İdlib’de ateşkesi bozanlara karşı güç kullanacağız” çıkışı bu “çıkmaz”ın açık ikrarı oluyor. Ve son Erdoğan - Putin zirvesinde, “İdlib gerginliği azaltma bölgesi’nde sükûnetin, ilgili bütün anlaşmaların tüm unsurlarıyla hayata geçirilmesinin vurgulanması, bölgenin terör örgütlerinden temizlenmesi için Şam’la işbirliği gereğini bir defa daha teyid ediyor. 

İDLİB’İN ÇÖZMÜ DE ŞAM’LA İŞBİRLİĞİNDE…

Bu bakımdan, İdlib’de son dönemde kızışan çatışmaların yeni bir ateşkesle durdurulması önemli. 

Bunun içindir ki, tam da Suriye yönetiminin “bölgeden üç tahliye koridorunun açıldığı ve Rusya’nın desteğiyle silâhlı grupların tahliyesinin plânlandığı” vetirede, MİT Müsteşarının Moskova’da Suriyeli mevkidaşıyla görüşmesiyle kalınmamalı; Türkiye ve Suriye’nin karşılıklı olarak terör örgütlerinden arındırılıp terörle ortak mücadelesini esas alan “Adana mutâbakatı” ekseninde ve “Astana süreci” çerçevesinde başta garantörler ve bölge ülkeleriyle çatışmasızlığa,  barışa ve istikrara ortam oluşturulmasına çalışılmalı. 

Hulâsa, Türkiye’ye yönelen göç dalgasının Suriye topraklarında kalmasının sağlanması, Rusya üzerinden İdlib’de yeniden varılan “ateşkes”le Ankara’nın aracısız olarak doğrudan Şam’la diyalog ve işbirliğine gitmesi gerekiyor. Başka da çâresi yok.

Okunma Sayısı: 788
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı