"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Libya’nın barışı “siyasî çözüm”de

Cevher İLHAN
17 Ocak 2020, Cuma
Libya’daki petrol ve enerji rezervlerine göz diken küresel ecnebilerin 21 Ekim 2011’de Kaddafi’yi linç ettirmeleriyle alevlenip sekiz senedir süren iç savaşın 8 Ocak’taki Erdoğan - Putin görüşmesi sonrası Hafter tarafının “ateşkes çağrısı”nı kabulü “siyasî çözüm” ümidini vermişti.

O denli ki bunun üzerine ülkenin yüzde 80’ini kontrol altına alan Hafter güçlerine karşı Başşehir Trablus’ta sıkışan Serrac yönetimi adına savaşmak maksadıyla gönderilen “Mehmetçiğin çatışmalardan uzak duracağı, sadece süreci tâkip edeceği” en üst düzeyde Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanlarca açıklandı. Üç bin Sudanlı ve 600 Rus paralı askerin Hafter’in yanında savaşmak için ülkeye gönderildiği haberleri çıktı. 

Ne var ki daha bir gün önce Hafter’e “darbeci ve terörist” diyen ve arabuluculuk çağrılarını “meşrû hükûmetle teröristler ve darbeciler arasında arabuluculuk mu olur!” diye reddeden Cumhurbaşkanı ile bakanların ve iktidar partisi yöneticilerinin ani bir çarkla ateşkes, diyalog ve uzlaşmayı savunmaları tartışılırken, Hafter’in Moskova’da “ateşkes”i imzalamaması üzerine yeniden belirsizliğe girildi…

“ASKERÎ MÜDAHALE”NİN AKIBETSİZLİĞİ

Ve tam da “iktidara ilişik medya”da yoğun bir biçimde manşetlerle “Türkiye’nin asker göndermesi kararıyla Hafter’i ateşkese mecbur ettiği” propagandasıyla allanıp pullanarak “iktidarın büyük diplomatik zaferi” olarak sunulduğu sırada, Libya Temsilciler Meclisi Başkanı Akile Salih’in “ateşkesin sona erip savaşın devam edeceği”ni duyurması, sürecin kırılganlığını ortaya çıkardı.

Görünen o ki, Trablus’a 5-10 km yakınlaşıp kuşatan Hafter güçleri, Berlin konferansı öncesi elini güçlendirmek peşinde. 1996’da Kaddafi’ye karşı yine CIA destekli başarısız bir darbe girişimi sonrası kaçtığı ABD’de uzun yıllar kalan Hafter’in güçleriyle Serrac hükûmeti güçlerinin çatışması üzerinden ülkenin kaliteli ve zengin petrol ve enerji yataklarının sömürülüp hortumlanması hesâbına Libya’nın da bölünüp parçalanması, en azından iş savaşın devam etmesi hedefleniyor.  

Bu arada İngiltere’de yayımlanan Guardian gazetesi ile BBC başta olmak üzere bazı dış kaynaklarca, iki bin Suriyeli savaşçının Serrac hükûmeti için savaşmak üzere Türkiye üzerinden Libya’ya gitmekte olduğunun belirtilmesi dikkat çekti. 

Keza Türkiye’nin finanse ettiği, “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) denilen, ardından “Suriye Millî Ordusu” adı verilen silâhlı örgütten yüzlerce militanın Libya’ya uçakla gönderilip Hafter güçlerine karşı Trablus’un doğu cephesine sevk edildiği ve Ankara’nın bu askerî müdahalesinin uluslar arası arenada Hafter’in elini güçlendirdiği tesbitleri kayda değer. 

Dahası, Suriye’de 450-550 TL maaş verilen bu militanlara Libya’da iki bin dolar (11 bin 800 TL) maaş verileceğine dair sözleşmenin Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle imzalandığı ve Türkiye’nin “vatandaşlık” sözü verdiği haberleri, askerî müdahalenin ne denli netâmeli ve muhataralı olduğunun ilk işâretlerini veriyor. (gazeteler, 15.1.20)

UZLAŞTIRICI, BARIŞTIRICI DİPLOMASİYLE…

Özetle ABD’nin “Arap baharı”nı dinamitlemesiyle dokuz yıldır iç savaşın sürdüğü Libya’da kriz uzatılıyor, çatışmalar şiddetleniyor, barış ve çözüme giden yol kapatılıyor; ülkenin bölünüp parçalanmasına varan fitne ateşinin tahrikiyle kargaşanın sürmesi isteniyor; Libya’nın barış ve istikrara kavuşması istenmiyor. 

Son vetirede Hafter’in yeni uzun menzilli silâh yığınağı yapması, Mısır, Çad ve Sudan’dan paralı askerlerin gelmesi ve Türk askerinin konuşlanıp koruyacağı alanların yoğun saldırıya uğramasının maksadı bu. Bu maksatla kaos ve iç karışıklıkla, hegemonya ve çıkarları peşindeki işgalci - istilâcı küresel “ecnebilerin parmak karıştırmalarına zemin hazırlanıyor.”

Bundandır ki bütün dünyanın gözü önünde ateşlenen iç sava -baştan beri AB’nin yaptığı diyalog ve barış çağrıları dışında- hâlâ başta BM olmak üzere uluslar arası zeminlerde ele alınmıyor. Hâlâ bir - iki cılız önerinin dışında “barış gücü”nün bu bölgeye gönderilmesine dair hiçbir çaba sarfedilmiyor.  Yine bunun içindir ki, son günlerde bölgeye yapılan silâh sevkıyatının eskisinden üç kat fazla olduğu, Hafter’in bu süreci kendi lehine kullandığı, Serrac hükûmetinin her an devrilmekle karşı karşıya kaldığı iktidara yakın yorumcular tarafından ikrar ediliyor. 

Ve bütün bunlar, iç savaş kargaşasındaki Libya’nın barış ve bütünlüğünün, bütün taraflarla geniş diyalogla, uzlaştırıcı, barıştırıcı diplomasiyle “siyasî çözüm”de olduğunu bir defa daha teyid ediyor.  

Okunma Sayısı: 745
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı