"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasetin ekonomi yanıltmaları

Cevher İLHAN
14 Şubat 2019, Perşembe
“Tanzim satışlar”la ağır ekonomik kriz fiilen itiraf edilirken, siyasî iktidar, onca iç ve dış sıkıntıyı politik polemiklerle saptırma taktiğini güdülüyor.

Meselâ, bir zamanların dünyada tarım ürünlerinde kendi kendine yeter yedi ülkeden biri olan Türkiye’ye, yanlış tarım politikaları ile Brezilya, Şili, Arjantin, Fransa ve Güney Afrika başta olmak üzere birçok ülkeden tarım ürünleri ithal ediliyor.

Buğdaydan mısıra, arpadan mercimeğe, kırmızı etten canlı hayvana ithalatla gıda pahalılık tetikleniyor. “İktidara ilişik medya”da bile gıda enflasyonunun yüzde 80’lere vardığı ikrar ediliyor.

O denli ki, Ziraat Mühendisleri Odası’nın tesbitleriyle, “Türkiye’nin 2017’de yaptığı 243 milyar dolarlık ithalatın yaklaşık 5 milyar dolarlık kısmını tarım ürünleri oluşturmuş. Başta Adana ve Şanlıurfa’nın en önemli ürünü olan, Aydın, Muş ve Diyarbakır’da yetiştirilen pamuk -her sene bir milyar dolarlık- dışarıdan alınıyor. Son on altı yılda tarımda 185 milyar dolar ithalat parası ödemiş.”

KAT KAT ARTAN İŞSİZLİK…

Bu arada gerçek enflasyonun en az yüzde 30’ları bulduğu, tırmanan fiyatlarla, yüzlerce fabrika ve işyerinin kapanmasıyla üretimdeki düşüşün ve işsizliğin yanı sıra son 8 ayda 1401 şirket konkordato istediği, konkordato ilân eden şirket sayısı 3 bini geçtiği, mahkemelere konkordato talebinde bulunanlar da hesâplandığında bu sayının 5 ve hatta 7 bine ulaşacağı, 26 milyon haciz dosyasının sırada beklediği, ağır ekonomik krizin karartılan haberleri arasında.

Hazine ve Maliye Bakanı, Türkiye’nin kamu, hane halkı ve özel sektör borçlarında hiçbir sorunun olmadığını tekrarlasa da, Merkez Bankası ve Hazine’nin açıkladığı resmî rakamlara göre, toplam hane halkı borçlarının Gayri Safi Millî Hasılaya (GSMH) oranı 2002’de yüzde 2’lerde iken yüzde 18 olmuş. On altı yıllık AKP iktidarında hane halkı borç yükü 9 kat, özel sektörün 3 kat artmış.

Üstü örtülüp saptırılan diğer bir sorun da rekor kıran işsizlik. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Sosyal Politikalar Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin tesbitiyle, 15 Şubat’ta açıklanacak olan kasım dönemi işsizlik rakamı yüzde 11.9’a -12’ye- yükseliyor. Aslında iş bulmaktan umudu kesenlerle iş aramayanlar ve gizli işsizler de hesâplandığında gerçek işsizlik oranının yüzde 20’leri aştığı belirtiliyor.

Keza araştırmaya göre, kamu ve özel sektör yatırımları toplamının yüzde 4 küçüldüğü, ihracatın azaldığı, ithalatın artmaya devam ettiği hatırlattı. Sanayi üretim endeksinin düştüğü vartada işgücü piyasasının daha da daralacağı uyarıları yapılıyor. Buna göre, işçi sayısında ve istihdamda düşüş sürüyor, işsizlik oranı giderek artarken dört milyona işsize on binler ekleniyor. (gazeteler, 12.2.19)

Aslında İŞKUR’un son bir yıl içinde 1.3 milyon kişinin işsiz kaldığını açıklaması, 100 kişilik işe binlerin geceden kuyruğa girmesi vahameti ortaya koyuyor. Bir ilde dokuz aylık geçici işe başvuran 44 bin kişinin kur’a çekiminin doldurdukları stadyum tribünlerinde yapılması bunun açık göstergesi.

“İFLÂSLAR NEDEN DEVAM EDİYOR?”

Bu hususta Merkez Bankası eski Başkanı ve İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Durmuş Yılmaz’ın, iktidarın “ekonominin düzelmeye başladığı” söylemiyle seçmenlere ve halka pembe tablolar çizdiğini, ancak bu tablonun aksine resmî istatistik verileriyle sorunun ciddî biçimde sürdüğünü nazara verip, “Ekonomi toparlanma içindeysek işsizlik niye artıyor, iflâslar neden devam ediyor, kredi daralmasına rağmen enflasyon neden düşmüyor?” sorularıyla reel sektörün (şirketlerin) kur şokunun etkilerinin hâlâ devam ettiği değerlendirmesi dikkat çekici. (Yeniçağ, 28.01.19)

Bu bakımdan başta Yılmaz olmak üzere ekonomistlerin, “İstihdam artmıyor, aksine işsizlik artıyor. Krediler de artmıyor, aksine 2008 seviyelerine iniyor. Maliyet artışını yansıtamayan şirketler bu durumda ne yapacak? İşçi çıkararak, üretimi düşürerek ayakta kalmaya çalışacak” ikazı çarpıcı.

Özetle, âdeta karne ile satılırcasına iki - üç kilogramla sınırlandırılan ve sadece Türkiye’nin iki büyük ilinde başlatılan çadır ve minibüslerle “tanzim satışlar”ın önünde oluşan uzun kuyruklar bile âlây-ı vâlâ ile “büyük bir başarı” olarak propaganda edilirken, iktidarın başarısızlıkları, çözümsüzlük içindeki yoğun siyasi tartışmalar arenasında çarpıtılıp tersyüz edilerek karambola getiriliyor.

Yine seçimleri kazanma hesâbına algı operasyonlarıyla gerçekler saptırılıp kamuoyu yanıltılıyor. 

Okunma Sayısı: 1557
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı