"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Tek kişilik rejim”in faturası

Cevher İLHAN
19 Nisan 2024, Cuma
Seçim sonrası muhalefetin kazanıp devraldığı iktidar belediyelerinde ortaya çıkanlar, AKP iktidarında, “tek kişilik rejim”de ülkenin sürüklendiği içtimaî - ahlâkî çürümeyi açığa çıkardı.

Görünen o ki Türkiye 16 Nisan 2017’de sandıkların açılmasına beş dakika kala 2.5 milyon “mühürsüz” geçersiz oyun yasaya açıkça aykırı olarak  “geçerli” sayıldığı referandumla “reyi-i vahidi istibadat” denilen “tek adamlık yönetim”le tam bir “parti devleti” haline gelmiş.

Meclis’te mâliyetinin sorulması üzerine ilgililerin “eğer maliyeti açıklansa kamudaki kişiler zarar görür” diye masrafını açıklamaktan kaçındığı 1050 odalı Sarayın son yıllarda kat kat katlanan, günlük 33 milyon, 40 saniyede bir asgari ücreti aşan harcamalarını örnek alan iktidar belediyeleri israf ve şatafatla millet büyük borç batağı altına sokmuş.

Görünen o ki Meclis’i dışlandığı Sarayın israfı alta en küçük kamu kurumlarına, bilhassa belediyele sirayet etmiş. Nasılsa yürütme ve yasamanın yanısıra yargı da “teslim alındığı”ndan, ne yapılırsa yapılsın manipülasyonlarla, algı operasyonlarıyla, tehditlerle, hilelerle, korkularla seçimi kazacakları rahatlığıyla har vurup harman savrulmuş…

“DEVLET MİLYARLARCA BORÇ ALTINDA KALIP DÜŞMÜŞ…”

Bu şımarıklıkla yıllardır iktidarın elindeki belediyeler, çöp toplama benzeri günülk hizmetleri durdurup, personel - işçi maaşları vermeden bütün gelirleri ödense dahi karşılanmayacak, yıllık bütçelerinin bütününü aşan büyük borçlar takmışlar.

Bazı ilçe belediyelerinde yüzlerce metrekarelik 50 milyon liralık jakuzili makam odaları, dinlenme salonları yapılmış. Bir milyonluk bir şehrin borcu 12 milyarı bulmuş. Kasaba belediyelerine bile milyonluk makam araçları alınmış. O denli ki bir belediye milyarlarca liralık halı siparişi vermiş. Bir diğeri milyonluk “kuruyemiş faturası” kesmiş.

Bu arada belediyeyi borç altına sokmak için demde krediler çekilmiş. Son safahada 21-b ile âcilen yangından mal karçırırcasına apar topar milyonluk ihalelerle kamu kaynakları yandaşlara peşkeş çekilmiş. Devir teslimden önce bile bile belediyeler zarara sokulmuş.

En vahimi de selefle halefin demokratik bir medeni bir tarzda görevi devir-teslimi yerine, kaybeden başkanın makam aracını çamurlu su ile doldurup yeni başkana devretmesi. Seçim sonrası -1 hatta 2 Nisan’da- bile devir teslimden önce yandaşlara. Son iki günde âdeta düşman işgaline uğrayacakmış gibi belediyeler alabildiğine talân edilmesiyle kasaların boşaltılması.

Bu yüzden bazı belediyeler belediyeler personele verecek maaş için kredi çekmek zorunda kalmışlar. Toplam belediye borçlarının 100 milyar lirayı aştığı belirtiliyor.

Hâsılı, yıllardır yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, ihaleye fesad karıştırma, kamu malını yandaşlara peşkeşle liyâkatın yerine iltimas ve kayırmanın hükmettiği “rant ekonomisi”ndeki yıkımda, Bediüzzaman’ın beyânıyla “rey-i vahid-i istibdat”ta “bilerek veya bilmeyerek, o havuzun ve o hazinenin etrafında delik-melikler açılmış, havuzu kurutup hazineyi boş bırakmışlar. Devlet milyarlarca borç altında kalıp düşmüş.” (Münâzarât, 213)

DEMOKRATİK AHLÂK BÜYÜK YARA ALMIŞ…

Bundandır ki “ikinci parti” durumuna düşen partisini ANAP gibi dağılmaktan kurtarmak hesâbıyla Cumhurbaşkanı son grup toplantısında AKP’nin oylarını MHP’nin oylarıyla birleştirip “cumhur ittifakı’ olarak büyük bir başarı sağladık” övgüsünde bulunuyor.  

Başta İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Antalya, Adana gibi büyük şehirlerde kaybetmesine, muhalefetin ülke nüfusunun yüzde 65’inde, ekonomik yoğunluğun yüzde 85’inde kazanmasını gözardı ettirirek bakmadan sadece kazandığı illeri – ilçeleri nazara veriyor.

“Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez, bitmeyecektir” diye bütün devlet imkânlarının tepe tepe kullanılmasına rağmen demokratik muhalefetin aldığı sonucu hafife alarak, hâlâ “ülkenin en dinamik, en büyük partisiyiz, en güçlü halimizle ayaktayız” havasını pompalıyor.

Özetle DP milletvekili Salih Uzun’un tesbitiyle, “bütün kötülüklerin anası. kural tanımayan, denetlenemeyen, dengelenemeyen, frenlenemeyen ‘tek adam rejimi’nde sadece ekonomiden eğitime, sağlıktan sanayiye, tarımdan dış politikaya bütün alanlarda yıkıma mâruz kalınmamış; demokrasi, hukuk, hak ve hürriyetler gibi demokratik tahammül ve ahlâk da büyük yara almış.

Millet olarak bunun ceremesini çekiyor, bedelini ödüyoruz...

Okunma Sayısı: 1168
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Erhan

    19.4.2024 18:45:47

    Evet, sadece ekonomik yönden değil, Ahlaki yönden de iflas ettik. Hemde sureti Hak’tan olduğunu iddia eden insanlar eliyle, haklarımızı helal etmiyoruz, zehir, zıkkım, haram, olsun. Allah’ın Müzil ve Kahhar sıfatlarına havale ediyoruz ve diyoruz ki; Allahım biz razı değiliz, sende razı olma! Zulümlerinde boğulsunlar, bizlerede göster! Amin, Amin, Amin!

  • Oğuz Yiğiter

    19.4.2024 04:18:41

    Gerçekten maddî ve manevî büyük bir enkaz. "Vasiyetçi ihvanlar" bu son tabloya ne diyorlar merak konusu...

  • Necati

    19.4.2024 01:37:27

    Milletin maddi manevi hukukunu çiğneyen, yandaş bir avuç zengine milletin malını peşkeş çeken bu iktidardan mutlaka hesap sorulmalı...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı