"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyasette tezgâh ve tuzaklar…

Cevher İLHAN
01 Aralık 2020, Salı
Siyasette garip şeyler oluyor.

“Millet ittifakı”ndan “demokrasi ittifakı”na açılan siyasetteki müsbet gelişmeyi boğma adına ötekileştirme ve “düşmanlaştırma” tahriklerine devam ediliyor.

Kamplaştırma ve kutuplaşmanın derinleşmesine, kaos ve kargaşaya âdeta zemin hazırlanıyor. İktidar partisi genel başkanı olarak Cumhurbaşkanı, ülkenin ana muhalefet liderine yönelik “mafya”nın “ölümle tehdidi”ne sahip çıkan ortağını tercih ediyor! 

Yine bu yüzden, her fırsatta “çıkış”ta bulunup rest çeken Cumhurbaşkanı, “mafya”ya “Türkiye’nin on üç milyon oy almış ikinci partisinin başkanını tehdit ediyorsun!” demiyor, diyemiyor, “suskun kalıyor”; bütün hükûmet ve iktidar partisi yöneticileri de aynı suskunlukta.

Bununla da kalınmıyor, tam da “adâlet reformu”ndan dem vurulduğu vetirede, bu kısır beklenti ile ana muhalefet lideri hakkında hazırlatılan “fezlekeler”le dokunulmazlığının kaldırılması ve hapse atılması peşinde koşuluyor. 

“MİLLET İTTİFAKI”NI DAĞITMA PEŞİNDE…

Belli kibütün anketlerde yüzde 32-36 bandını geçmeyen “cumhur ittifakı”, hem cumhurbaşkanı seçimini, hem de Meclis çoğunluğunu kaybetmekle karşı karşıya. Bu telâş ve panikle, tabanını mümkün olduğunca bloke etmenin yanısıra “millet ittifakı”nı “demokrasi ittifakı”na dönüşmeden “dağıtma plânı”nın peşinde.

Cumhurbaşkanı’nın yanında tek bir kurucu kalmamasıyla iktidar partisinin bütünüyle Erdoğan’a endekslendiği vartada “tek adam rejimi”nin ülkeyi ekonomiden salgına, eğitimden dış politikaya her alanda krize soktuğu, felâkete uçurduğu gerçeğini ortaya koyan muhalefetin bir araya gelmesine her türlü tezgâh ve tuzak kuruluyor. 

“Demokrasi ittifakı”nın oluşmasına didinen, birleştirici ve bütünleştirici rolü oynayan muhalefet liderlerinin çeşitli oyunlarla “tasfiye”si isteniyor. Özellikle İyi Parti’deki “milliyetçilik” hassasiyeti kaşınarak altı milyon oy alan HDP’nin milletin birliği, ülkenin bütünlüğü temelinde “Türkiye partisi” olmasının önüne bariyerler konulmasının maksadı bu. Maksat, siyasetin meşruiyet dışına taşması.

İmralı ile “müzâkere masası”na oturan, müebbet hapse mahkûm terörist başının “mesajı”nı başta Kandil ve terör örgütü kamplarındaki elebaşlarına ileten, “mektubu”nu Kürtçe - Türkçe olarak meydanlarda ve TRT’de yayınlatan, son seçimler öncesi “cumhur ittifakı’na oy verilmesi” çağrısını ve röportajını devlet televizyonu ile ajansında duyuran iktidar, Meclis’te temsil edilen partilerle ve HDP ile milletin “toplumsal sözleşmesi” olan anayasa ve demokratikleşme çalışmalarını âdeta “suçmuş” gibi provoke ediyor. 

ARTIK KÂR ETMİYOR…

Bunun için, Yunanistan’ın 2004’ten bu yana on sekiz adayı işgaline sessiz kalıp bir iki demecin dışında ciddi bir tepki göstermeyen ve uluslararası arenada etkili bir politika yürüt(e)meyen “iktidar cephesi”,  “beka” iddiası üzerinden “bir tek kendilerini “yerli” ve “millî”, yüzde 60’a tekâbül eden bütün muhalefeti “gayr-ı milli” lanse edilıyor. Siyaset, “hamaset cenderesi”ne sokularak Türkiye’nin gerçek gündemi karambola getiriliyor.  

Diğer yandan, enflasyonun resmi rakamların birkaç katı arttığı, işsizliğin katlandığı, faizin yükseldiği ve dövizin tavan yaptığı, kamu varlıklarının ve değerlerinin parsel parsel satıldığı süreçte ekonomik yıkımın enkazının üstünü örtmek için dış dünyaya yönelik “ekonomide ve adâlette reform” söylemleriyle ortalık ayağa kaldırılıyor.  

Meclis içi ve dışı muhalefet, sivil toplum, hukuk câmiası ve demokratik mahfiller devre dışı bırakılarak özellikle 10-11 Aralık’ta AB’nin Türkiye’nin önüne koyacağı “ilerle(me)me raporu”nu etkisiz hale getirmek ve güya “yabancı sermayeyi çekmek” taktiğiyle “reformlar”a TÜSİAD’la / sermâyeyle “işbirliği”yle başlanarak “algı operasyonu” yapılıyor.

Özetle, siyaset tam bir savrulmada. Seçilen belediye başkanlarının yerine hiçbir yargı kararı olmadan çoğu iktidar partisine yakın “kayyımlar” atanarak millî irâdenin ayaklar altına alınmasına, Anayasaya ve ilgili kanunlara aykırı olarak salgında bile muhalefete mensup belediyelerin halka yardımlarını yasaklayan otoriterleşmeye karşı gelişen bütün demokratik çabalar engelleniyor.

Ne var ki yanıltmalar, çarpıtmalar, saptırmalar, kışkırtmalar, tezgâhlar ve tuzaklar artık kâr etmiyor; zira “yolun sonu gözüküyor.”  

Okunma Sayısı: 2144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf

    1.12.2020 20:13:46

    Çirkindiler, daha da cirkileştiler.

  • Nihat

    1.12.2020 09:27:32

    Doğru tespitler. Kaleminize sağlık

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı