"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bülent Oktar Ağabeyin ardından

Cuma Bahçeci
17 Şubat 2026, Salı
“Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fânî dünyada bıraktığın eserlere de kıymet verme” hakikatine tam manasıyla inanmış bir ağabeydi.

Vanlı edebiyat öğretmeni Bülent Hoca. Neden mi? Tarsus’ta, bir öğretmen maaşıyla yaptırdığı binasının bir dairesini dershane olarak kullanılmak üzere hibe etmişti. Bununla da kalmayarak Mersin’de de hanımı Nuran Abla annesinden miras kalan bir daireyi Yeni Asya Vakfına bağışlamıştı. Hibe edilen Tarsus’taki dairesi ile Yasin Ağabeyin dairesi birlikte satılıp ikisinin parasıyla yerine şimdi kullanılan dershane satın alındı. 

Mersin’deki daire ise şimdilik hanımlar dershanesi olarak kullanılmakta. Merhum Bülent Hocanın ve hanımının hayrı sadaka-i cariye olarak devam etmektedir. Bülent Hoca aynı zamanda Mersin’de ilk Yeni Asya Bürosunu açıp hizmet edenlerdendi. Zaman zaman büroya ziyarete gelir, bana büroculuğu anlatırdı. Son zamanlara kadar derslere katılır ve cebinden çıkardığı cep boy risalelerden ders okurdu. 

Ders okuyanların âdeta “korkulu rüyasıydı.” Kendisi edebiyat öğretmeni olduğundan kelimelere çok dikkat eder, en ufak bir imlâ veya mahreç hatasında hemen anında müdahale ederdi. Uydurukçaya karşıydı, tahammül edemezdi. Karşısındakini kırmak pahasına da olsa affetmezdi âdeta kükrerdi. “Hakkın hatırı âlîdir, siz kim oluyorsunuz da bu yazılanları değiştirmeye cüret ediyorsunuz?” derdi. 

Son iki yıl hasta olduğu derslere gelemediği halde gazete aboneliğini devam ettirir, hanımı Nuran Abla ile büroya gelip ücretinin zamanında ödemesini yapardı. İstişare ve meşveret seçimlerini çok önemser, kardeşlerin yardımıyla gelir oyunu kullanırdı. Alzaymır olduğu ve yolları şaşırdığı halde derslere gelirdi. Öyle ki bazen dershaneyi bile bulamadığı olurdu. Bu halleriyle âdeta bizlere ders verirdi. Hastalığında kendisi ve fedakâr eşi evlerinde ders olmasını arzu eder cemaati davet ederlerdi. Son evindeki derse gidememiştim sanki vefat edeceğini bilir gibi tesbih kolleksiyonunu kardeşlere dağıtmış ve son olarak da sehavetini göstermişti.

Hasılı kelâm, Bülent Ağabey hasta, alzaymir olduğu halde her daim Yeni Asya’nın dertleriyle dertlenirdi. Onun için Zübeyrî çizgi olmazsa olmazıydı, âdeta kırmızı çizgisiydi. Hanımı bana telefon açar sonra “Bülent Beye veriyorum” der, benden âdeta gazete ile ilgili rapor alırdı. Bülent Oktar Ağabey maddeten aramızdan ayrıldı, ama manen yanımızda ve yapılan derslerden, okunan hatimlerden hissedardır inşallah. 

Mersinliler olarak ondan razıydık, Allah da ondan razı olsun, mekânı Cennet, makamı âlî olsun. Peygamberimize (asm) ve çok sevdiği Üstadına komşu eylesin...

Okunma Sayısı: 161
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı