"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kabahatliyi doğru yerde arayalım

Faruk ÇAKIR
17 Şubat 2026, Salı
Türkiye’nin dertlerini bilmeyen yok. Büyük çoğunluk yaşanan sıkıntıların farkında. Gerek ekonomi ve gerekse sosyal sıkıntıları herkes görüyor, ancak bu dertlere sebep olanları teşhiste ihtilâf var.

Sıkıntıların kaynağı ve sebepleri doğru teşhis edilebilmiş olsa çözüm ve çare çok daha kolay olmaz mı?

Ne yazık ki büyük bir çoğunluk dertleri kabul etmekle birlikte, bu dertlere sebep olan sorumluların kim olduğu noktasında çeşitli bahanelere sığınıyor ve esas kabahatli olan idarecileri görmek istemiyor. Esasında onlar da esas kabahatli olanın farkında, ancak itiraf ve ifade etmekten çekiniyorlar. Çünkü bu itiraf edilse yıllardan beri oluşturulan bir ‘bina’ temelinden sarsılmış olacak.

Diyelim ki “Sebze pahalı, meyve pahalı” dediniz. Bunu sorumlusu kim olur? Başka pek çok sorumlularla beraber esas sorumlu, Türkiye’yi idare eden idareciler ve tabiî ki ‘en yetkili kim ise’ sorumlu da o olur. Fakat böyle durumlarda kabahat hemen başkalarına atılır ve “Kimse üretim yapmıyor ki! Köyler boşaldı, herkes hazır yemenin peşinde! Kimse iş beğenmiyor! Herkes memur olmanın peşinde vs.” gibi yüzlerce haklı gerekçe sıralanıyor. Elbette bu tespitler de doğrudur, ancak meselâ köyler boşaldıysa bunun sorumlusu sadece köyden şehirlere taşınan, göçen köylüler midir? Eğer siz köydeki okulları kapatır ve insanları şehirlere göç etmeye mecbur bırakırsanız bundan dolayı şikâyet hakkınız olur mu? Aynı şekilde hayvancılık öldüyse, köylerden bile insanlar çarşıdan pazardan alıp köye ‘süt’ götürüyorsa bu sadece köylünün kabahati mi? Köyleri yaşanmaz ve geçinemez hale getiren ekonomik ve sosyal politikaların, dolayısı ile Türkiye’yi idare eden ‘en üst yetkili’nin/ yetkililerin kabahati yok mu?

Diyelim ki bütün bu problemler bu günün meselesi değil, 50 yıldan beri yapılan yanlışların neticesidir. Peki, şimdiki idareciler bu yanlışları düzeltmek için ne yaptılar ya da bir şey yapmak için neyi beklemektedirler?

Meselâ sağlık konusunda da ciddi şikâyetler duyuluyor. Tabiî ki yolu hastanelere düşenler bunun farkında. Allah sağlık ve sıhhat versin, hastaneye işi düşmeyenler işlerin tıkırında olduğunu, TV’lerde anlatılan bir sağlık sistemi olduğunu düşünebilir. Ama meselâ bazı mesajlarda şöyle deniliyor: “Şehir hastanelerinde bile neden iki ay tetkik sırası var? Vatandaş özel hastanelere muhtaç hale getiriliyor. Gereksiz tetkik isteyenler ifşa edilmeli.”

Eğer bu şikâyet doğru ise, ki bunu hastanelere işi düşenler bilir, o halde bu yanlışı yapan kimdir? Yani insanları özel hastanelere mecbur bırakan bir sorumlu yok mudur? Bunun da kabahati sadece özel hastane sahipleri midir?

Böyle bir sıkıntı ve şikâyet varsa, bunu çözmek Türkiye’yi idare edenlerin ilk işi olması gerekmez mi?

Bazıları da diyor ki, “Her yanlışı ‘en yetkili’nin bilmesi ve duyması mümkün değil ki!” Doğrudur, her şikâyeti en yetkililer duymayabilir ancak duyduğunda vereceği tepki önemlidir. Memur ya da idareciler “Biz bir yanlış yaparsak bunun hesabı bizden hemen, anında, ilk duyulduğunda sorulur” diye bilse ve bunun misalleri olsa işleri savsaklayabilirler mi?

Tecrübeli siyasetçiler demiştir ki, “Bürokrasi ‘en tepedekiler’e bakar ve ona göre hiza alır!”

Okunma Sayısı: 188
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı