"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ayasofya Vakfiyesi deyip geçmeyin

Davut ŞAHİN
26 Temmuz 2020, Pazar 00:03
Bir bayram coşkusu içinde ibadete açılan Ayasofya’da artık keder ve hüzün bitti denilebilir.

Daha da ötesi, yıllardır süregelen Fatih Sultan Mehmed Han’ın Ayasofya Vakfiyesi’nde yer alan “bedduâ”ya muhatabiyet kısmı üzerimizden kalkmış oldu. 

Ayasofya Vakfiyesi’nin 65 metre olduğunu biliyor muydunuz? 110 eklentiden oluşmakta, kısmen ceylan derisi, kısmen de aharlı kâğıt üzerine yazılmış ve dili Arapça. Dışının da ipek atlasla kaplandığını, Tapu Kadastro Genel Müdürü Hakkı Şahin söylüyor. (Anadolu Ajansı)

Vakfiyenin uzunluğu ve formatı bakımından başka bir örneği bulunmuyor. Vakfiyenin arşivlerde özel bir kutuda muhafaza edildiğini, bulunduğu yerde de iklimlendirme cihazlarıyla korunduğunu öğreniyoruz.

Peki, Ayasofya Vakfiyesi bu güne kadar nasıl gelebilmiş? Kuşku yok ki, bunun en önemli etkenlerden birinin çok kaliteli bir kâğıt kullanılması ve is mürkkebiyle yazılmış olması... Vakfiye tek bir kalemden çıkmış ve düzgün bir hatla yazılmış.

 Vakfiyede; 

- Giriş, 

- Vakfiyenin şartları, 

- Bedduâ, 

ve; Kadı hükmü gibi bölümlerden oluşuyor... 

Vakfiye “besmele” ile başlıyor, “hamdele, salvele ve medhiye” ile devam ediyor. 

“Hamdele” kısmında Allah’ın böyle bir nimet verdiği için kendisine şükranlar arz olunur.” Salvele” kısmında, Hazreti Peygamber’e (asm) ve ailesine salâvatlar getirilir.”

“Medhiye” bölümünde ise, vakfın kurucusu olarak Fatih Sultan Mehmed Han övülmekte... Daha sonra vakfın gelir ve giderleri yazılmış... 

*

Sultan Fatih, Ayasofya Camii’ne çok önem veriyordu. Ayakta kalabilmesi için birçok gayrımenkulün gelirlerini vakfa aktarmış. Hatta bununla ilgili 2 bin 508 dükkânın gelirini doğrudan vakfa bağışlamış. Bu gelirlerle; caminin bakımı, onarımı ve görevlilerin maaşları tahsis edilmiş. Bu vakfiyede açık bir şekilde yazılmış.

Vakfiyede, “Hatip, imam ve diğer görevlilere” ait birçok bilgide yer alıyor... Fatih bu konuda o kadar çok titizmiş ki, şöyle irad ediyor;  “Camiye İslâmî bilimlere hâkim bir hatip atansın. Bu hatip, aynı zamanda Cuma hatipliğini yapsın ve Cuma namazını kıldırsın. Bunun için 15 akçe maaş alsın. Bunun yanında hafızların reisliği görevini de üstlensin ve ilâveten 6 akçe de maaş alsın.”

*

Yani, Ayasofya Vakfiyesi’nde herşey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş ve kayda geçmiş. Öyle ki, kayyumların görevinin camiyi zamanında açıp, kapatıp, iç temizliği ile ilgili bütün detaylar bile yer alıyor.

 Bir de işin kontrol kısmı var... Osmanlı döneminde vakfiyenin yılda bir kez düzenlenen törenle açılıp herkesin huzurunda okunduğunu biliyor muydunuz? Öyle ki, vakfiyede yer alan şartların uygulanıp uygulanmadığının kontrol edildiğini tarihçiler söylüyor. Bir nevî özdenetim... Yapılanların değerlendirildiği, şartlar eğer yerine getirilmemişse, tamamlanması için uyarı verildiğini, eğer yine yapılmamışsa baya baya ceza sistemi uygulandığını hatırlatalım.

*

Haa... Bir de “Bedduâ” kısmı var. Biliyorsunuz, ama tekrar etmekte fayda var. 

Eğer vakıf amacı dışında kullanılırsa, “Allah’ın, meleklerin, insanların lâneti üzerine olsun, kabir azabı dinmesin, haşir günü yüzüne bakılmasın.” 

Gerçekten bu ifadeler insanın belini büker. 

Çok ağır bir “bedduâ.”

Fotoğraf: Erhan Akkaya

Okunma Sayısı: 3514
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    26.7.2020 19:40:40

    Herşeyiyle eşsiz bi güzellik sunuyor görenlere.Siluetiyle,minareleriyle,dekoruyla,içiyle,dışıyla,ezanıyla,cemaatiyle,ziyaretçisiyle ve daha birçok şeyiyle.İşte onun adı Ayasofyadır.Ayasofya doğdu yeniden,iyi ki doğdu,iyi ki bugünleri görebildik.Sonsuz şükürler olsun sana Ya Erhamurrahimîn...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı