"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kelimelerin gücü adına

Davut ŞAHİN
05 Ocak 2020, Pazar
Olur mu demeyin. Kelimelerin de bir ruhu var. Hatta gücü var desek yerinde olur.

Bir Kızılderili sözü der ki: “Allah’ın kelimeleri, meşe yaprağı gibi sararıp düşmez; çam yaprağı gibi daima yeşil kalır.”

Fransız yazar, Honore De Balzac; “Bir kelimenin, insanın hayatını değiştirdiği çok görülmüştür” der. Bırakın insan hayatını, toplumları bile değiştirdiği görülmüş...

*

Anlatalım... Devir Jön Türkler devri... Irkçılık sevdası başgöstermiş... Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde ortaya çıkan bu hareket “Genç Türkler” adıyla, yani Avrupalıların özellikle Fransızca ifadesiyle “Jeunes Turcs” adıyla nam salmış... Ki, bu tabir, genel olarak o yıllarda Avrupa’da politika, fikir ve edebiyat konularında kendini Batı’ya göstermek isteyen gençleri ifade eder... O dönem fitne kazanı kaynamakta... Avrupalı taraftarlar Müslüman coğrafyada bulunan Araplarla münasebetlerimizin kesilmesini istiyor. Ki, bu akıma İngiliz ve Fransızlar açıkça veya gizlice maddî ve manevî destek vermekte... İslâm coğrafyasından bizi koparabilmek istiyorlar. 

Sonunda, propaganda olarak bir slogan buluyorlar:  “Ne Şam’ın şekeri, ne Arab’ın yüzü.” Önceleri mizah gibi görünen bu söz, sonradan bütün yarım aydın ve Batı mukallidi kalem erbabı tarafından sahiplenilir. Hazindir ki, hâlâ en ücra köşelere kadar sokulmuş bu yıkıcı ve ayrıştırıcı dil, bilerek veya bilmeyerek söylenir durur. Artık bu söz dilimize “pelesenk” olmuştur.

*

Bir de hikâyesi var.. Ne kadar doğru bilemem. Güya; Osmanlı döneminde İstanbul Tahtakale’de açılan ilk kahvehane olan Kiva Han’ın sahipleri Suriyeli Şems ile Arap Hakem’miş... Bu ikisi Osmanlıda hem kahvenin hem de yeni kahvehanelerin önünü açar. Kahve tüketimi arttıkça çubuk, tütün, nargile tüketimi de beraberinde artar... Halk sınıf ayrımı gözetmeksizin bu yeni eğlence mekânlarına akın eder ve kısa zamanda bu kahvehanelerde her “numara”nın döndüğü yerler haline gelir. Bu durumdan rahatsız olan yönetime yakın kişiler yönetime ihbar yağdırır. Şeyhülislâm’a fetva çıkarttırarak kahveyi ve kahvehaneleri yasaklattırır. Yasakla birlikte kahveler denize dökülür. Sonra bu sözü sürekli tekrar ederek halkı kahvehanelerden soğutmak için kullanılır; “Ne Şam’ın şekeri, ne Arabın yüzü” diye. Zira o dönem, şeker Şam’dan, kahve ise Araplardan gelmekte... Yani Şam kelimesi ile Suriyeli Şems’e gönderme yapılırken, “Arabın yüzü” ifadesiyle de Hakem’e lâf gönderilir. 

Anlayacağınız, hikâyesi bile olsa, tamamen “ırkçı” bir söylemle karşı karşıyayız.

*

Bu kelimenin alt yapısına baktığımızda; insan hayatını ne kadar etkileyebileceğini görebiliriz. Kullanılan dilin ve ağızdan çıkan cümlelerin zihnî süreçleri etkilediğini “manipülasyon” yapanlar çok iyi bilir. 

*

Farkında olalım veya olmayalım, kullandığımız kelimeler bize çeşitli yollar vasıtasıyla geri dönüyor. Sonra, kendimizi kısır bir döngünün içinde buluyoruz. Peki, nedir bu kısır döngü? Ağzımızdan çıkan söz veya kelimeler öncelikle bizim olayları nasıl gördüğümüzü yani algımızı belirler. Olumsuz kelimeler kullandığımızda, olaylara bakış açımız da olumsuz olarak etkilenir. Meselâ, “Ben bunu yapamam, başaramam” dediğiniz an, o işi başarmanız çok zor ve hatta mümkün değil gibi görünür. Ancak, “Bunu yapmak zor olabilir, ama en azından deneyebilirim” dediğinizde çok daha olumlu bir hava oluşturur ve pozitif bir bakış açısıyla o işe dört elle sarılmanız pekâlâ mümkün.

*

Hindistan’ın bağımsızlık hareketinin öncüsü Gandhi’nin bilinen şu sözü ile yazımıza nokta koyalım: “Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür… Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür… Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür…  Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür… Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür… Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür… Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür…”

Okunma Sayısı: 1159
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı