"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

DESAM Başkanı Gürkan Avcı: Eğitimde hiç hak etmediğimiz bir noktadayız

04 Kasım 2019, Pazartesi 00:16
Bir ülkenin eğitim sisteminin başarısı ve kalitesi o ülkenin dünya çapında çıkardığı bilim adamı, inventör, sanatçı, girişimci, yazar, şair, teknokrat, sporcu, müzisyenlerin sayısı ve niteliği ile ve yine o ülkenin aldığı patent sayısı, yaptığı buluşlar ve gelen beyin göçüyle ölçülür. Değil dünya çapında bölgesel klasmanda dahi yetersiz ve hiç hak etmediğimiz bir noktadayız.

DİZİ - 1: Gürkan Avcı Semineri

Eğitim sisteminin birçok boyutunda görev aldım. Öğretmenlik ve okul müdürlüğü ile başlayıp daire başkanlığı, eğitim ataşeliği gibi bürokratik, diplomatik vazifelerde bulundum. Eğitim yanı sıra gençlik ve spor ile ilgili sivil ve resmî kurum ve federasyonlarda as başkanlık, yönetim kurulu üyeliklerinde bulundum. Ayrıca 18 yıla yakın eğitim sendikalarında ve kamu konfederasyonlarında yönetim kurullarında ve genel başkanlık sıfatıyla uzun yıllar görev yaptım.

Hâlihazırda İNOSAM, DOTAM, DESAM gibi Ar-Ge ve düşünce kuruluşlarında Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Üyeliği görevlerini ifa etmekle birlikte muhtelif dernek, vakıf ve STK´larda, İcra Kurullarında ve direktörlük sıfatıyla; Türk diasporası, azınlıklar, göç, eğitim, demokrasi, çalışma hayatı, sendikal haklar, ayrımcılık, çocuk-kadın-çevre hakları, gençlik, sağlık ve engelliler gibi sistemik sorunlara dönük sosyal, siyasî, ekonomik, pedagojik ve bilimsel konularda ulusal ve uluslar arası düzeyde kongre, konferans, çalıştay, panel ve sempozyumlar düzenlemekteyiz.

Özetle çoğunuz gibi ben de eğitimin eğitimci/çalışan boyutu, veli boyutu ve işveren boyutunda da bulundum. Eğitim çalışanlarının hak ve hukuklarını savunan ve temsil eden görevlerde de bulundum.

Konumuza dönersek Yeni Asya Vakfı Risale-i Nur Enstitüsü’nün yönetimine çok teşekkür ediyorum. Hürriyet bahsinde çok güzel bir konu tesbit ettiler.

Anayasanın 42/3 hükmünün hem millî eğitim mevzuatında hem üniversite mevzuatındaki yansımaları ve bu yansımalar çerçevesinde ve Batı ile de mukayeseli olarak ideolojik eğitim mecburiyeti ve eğitim hürriyeti konusunda bize bir seminer verebilir misiniz? dediler.

Hem güncel hem konjonktürel hem de yaşadığımız bu süreci çok iyi anlamlandırabilmek adına iyi bir başlık. Bu çatı altında sizlerle birlikte olmayı bir vazife telâkki ediyorum. Bu sebeple memnuniyetle dedim.

Değerli arkadaşlar Türkiye’de öteden beri hiçbir şey eğitim kadar ideolojik olmadı. Türk eğitim sistemi yalnızca öğrencileri değil eğiticilerin eğitimi (uyumlaştırılması) yollarıyla dahi ki buna öğretmen yetiştirme/atama sistemi diyelim bütün eğitim paydaşlarını kendi ideolojik değerlerine devşirmek isteyen bilim/akıl dışı varoluş safına çekmek istemektedir. Bu antidemokratik varoluşa karşı durmak ve aydınlanmak isteyen öğrenci/öğretmen ve velilerin millî eğitime karşı kendilerini eğitmeleri gerekiyor. Ayrıca yerli ideoloji yanı sıra küresel ideolojik dayatmaların baskısı altında bir Türk eğitim sisteminden bahsediyorum.

Son yıllarda yavaş yavaş herkes eğitimde bir yerlerde eksikliğin olduğunun farkında! İddia edilenin aksine millî gelirden eğitime ayrılan payların yetersizliğinden herkes rahatsız. Eğitim sorununun “gelecek sorunu” olduğunda herkes hemfikir. Eğitimdeki müzmin başarısızlık, kalitesizlik, verimsizlik, eşitsizlik ve adaletsizlik yavaş yavaş sorgulanmaya başlandı…

Bu sorgulamanın artmasına ve ardından; insanlığın yüksek, derin ve üstün değerleriyle; millî kültür, erdem ve inançlarıyla yoğrulmuş bilimsel, kaliteli ve özgün bir eğitim sistemine ihtiyacı var Türkiye’nin. Medeniyetimizin kurucu kimliğiyle, kültür ve siyasetimizle gençliğimizi bilime, teknolojiye, en yüksek değerlere ulaştıracak çağdaş bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Türkiye’nin iyi insan, iyi vatandaş, iyi fert olma yolunda çocukları hayata hazırlayan bir eğitim sistemi hedefi olmalıdır.

İdeolojik, ilkel, kaba ve yapboz bir millî eğitim vizyonumuz olduğu için büyük devlet ve muasır millet olma parametrelerini bir türlü yakalayamadık. Ehil ve liyakat sahibi şahıslar yerine torpilli, fanatik partili-ideolojik kişileri eğitim sisteminin tepesinde iş başına getirdiğimiz için eğitimde ciddî miktarda vakit ve kan kaybettik. Türkiye’nin eğitimde deneme yanılma politikası gütme lüksü artık kalmadı. Yapılacak her hatalı reformun yüz yıla bedel etkisi olacak ve vahim sonuçlar doğuracaktır. Önümüzdeki 10 yılda atacağımız adımlar Türkiye’nin yüz yılın kalanında nerede olacağını belirleyecektir.

Türkiye’nin eğitimde büyük hüsran ve başarısızlıklar yaşadığını; kişi başı 10 bin dolarlık ekonomiden 20 bin dolara doğru bir başarı destanı yazılacaksa bunun ancak eğitim sistemini yüzyıla taşıyarak, 20 milyon öğrenciyi ve 1 milyonluk eğitimci ordusunu yanına alarak mümkün olabileceğini düşünüyorum. Türkiye bilimsel, tamamen parasız, demokratik, özgün ve sofistike bir eğitim sistemiyle dünyanın en ünlü ve saygın ekonomisini kurabilir. Okullarımızın eğitim kalite standardını eşitleyerek bir iş adamının çocuğu ile bir işçinin çocuğunu aynı sınıfta yan yana okur hale getirmeliyiz. Herkes için eşit ve âdil eğitim fırsatları oluşturmalıyız. Ayağı yere basan yenilikçi reformlar yaparak gençliğin değişim ruhunu güçlendirerek başarıya hedeflemeliyiz.

Ücretsiz ders kitabı, okul sütü gibi başarılı politikalar geliştirilip yaygınlaştırılarak bütün yardımcı ders kitapları, eğitim kırtasiyesi ve takviye dershaneleri de ücretsiz bir şekilde sunmalıyız. Okul kantin ve kafeteryalarında sağlıklı yemekler ve taze meyve ücretsiz bir şekilde her çocuğumuza ikram edilmelidir. Her okulda birer uzman hemşire/doktor/pedagog/psikolog dönüşümlü olarak istihdam edilmeli; her türlü sağlık sorunlarına, ruhî, zihnî ve bedenî gelişim geriliklerine yönelik ciddî bir takip ve rehberlik hizmeti verilmelidir.

Çünkü okullarda çocuklar arasında yaşanan sosyal yoksulluk/yoksunluk, imkânlara ulaşmada eşitsizlik ve temel hizmetlerin yetersizliği eğitim sisteminin verim ve başarısını çökerten en güçlü etkenlerdir. Kaliteli eğitime sadece parası olanlar ulaşabiliyor. Türkiye’de doğan her çocuk mensubu olduğu sosyal ve siyasî sınıfından bağımsız olarak hayata eşit başlamalı ve eğitim hayatının sonuna kadar bu eşitlik kesinlikle sağlanmalıdır.

Bu sağlanamaz ise, gençlerimiz dünyadaki diğer akranları karşısında ferdî benlik ve bağımsızlıklarını geliştiremez; vatandaşı oldukları ülkesine, içinde yaşadıkları milletine; aile, okul ve evlilik gibi temel kurumlarına duydukları bağlılıkta dengesizlik ve hayata dair yaygın bir memnuniyetsizlik yaşamaya devam ederler. Ardından en çağcıl bir meslekî formasyon ve mükemmel bir üniversite eğitimiyle çok özel ve çok özgün millî bir öğretmen yetiştirme politikası hayata geçirilmelidir. Ülkemizin en yetenekli ve zeki gençleri tıp, hukuk, mühendislik eğitimi yerine öğretmenlik mesleğini büyük bir aşk ve idealle tercih eder hale getirilmelidir.

Türkiye zorunlu eğitim sürecini böylesi bir eşitlik ve sosyal şefkat kapsayıcılığıyla taçlandırmalıdır. Türkiye böyle bir eğitim sistemiyle gerçek bir diriliş ve kutlu bir devrime ancak sahne olur. İşte o zaman herkes ülkesi için elini taşın altına hakikatle koyar ve yardıma koşar.

Güçlü, dirençli ve başarılı bir millet, hür, müreffeh ve bağımsız bir devlet böylesi bir eğitim sisteminin inşasıyla ve böylesi bir insan sermayesinin ihyasıyla mümkün olur. Bu sayede hızlı ve derinlikli bir sistemsel dönüşüm gerçekleştirerek dünya liderliğine koşar adımlarla gideriz. Bütün medenî göstergelerde dünya sıralamalarının tepesinde yer alır, dünyadaki yoksulluğun, açlığın, savaşın önüne geçerek sorumluluk alan necip bir millet, saygın ve lokomotif bir devlet o zaman olabiliriz. Eğitimde önceliğimiz bunlar olmalıdır.

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 1115
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Hakkı bey

    6.11.2019 17:05:34

    GÜRKAN bey gibi eğitimin her boyutunu tecrübe etmiş bir demokrat eğitimci Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna oturur inşallah...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı