"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya -1

03 Kasım 2021, Çarşamba
2013 sonunda “iktidar-cemaat gerilimi” olarak başlayıp 15-20 Temmuz süreciyle devam eden olaylar silsilesi boyunca yaptığımız değerlendirmeleri hatırlatmanın, geldiğimiz noktada faydalı olacağını düşündük.

Yeni Asya Araştırma Merkezi -1- Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya

***

Çekişmelerin değil, hak ve doğrunun tarafıyız

Hiçbir çekişmenin tarafı olmayan Yeni Asya, hak ve doğrudan yanadır

6.1.2014 tarihli başyazımız:

Siyaset tarihimizde derin izler bırakacak hadiselerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz.

“Asya’nın bahtının miftahı meşveret ve şûrâdır” ilkesiyle yola çıkan, sosyal ve siyasî olayları, gündemi sarsan gelişmeleri Risale-i Nur penceresinden değerlendirmeyi şiar edinen Yeni Asya, her konuyu olduğu gibi, son tartışmaları da Risale-i Nur ölçüleriyle yorumlama çabasındadır.

Bu açıklama, iktidar partisi ile bir “cemaat” arasında yaşanan tartışmada ortaya çıkan tablo ve bu konuda özellikle “Nurcu” kimliğini öne çıkararak, dahası risalelerden referanslar vererek yapılan fikir beyanlarının, “çekişen taraflardan birine destek” şeklinde sunulması üzerine zihinlerde oluşan soru işaretlerine cevap verme ihtiyacından doğmuştur.

Yeni Asya’nın tavrı için kimi çevrelerde “Cemaatin yanında saf tuttu” yorumları yapılırken, Nur cemaatinin temayüz etmiş bazı şahsiyetleri tarafından önce münferit olarak, sonra “Bediüzzaman’ın hayattaki talebeleri” imzasıyla yapılan ortak açıklamaların da “hükümete destek” yorumlarına konu edilmesi, daha önce de defaatle deklare ettiğimiz hususların bir kez daha dile getirilmesi gereğini ortaya çıkarmıştır.

Herşeyden önce, Üstadın hayattaki talebeleri olan muhterem ağabeylerimiz adına yapılan açıklamada Risale-i Nur’dan aktarılan pasajlarda vurgulandığı gibi;

Risale-i Nur hiçbir şeye âlet ve rıza-yı İlâhiyeden başka hiçbir maksada vesile olamaz ve “doğrudan doğruya herşeyden evvel iman hakikatlerini  ders verme”yi esas alır.

“Risale-i Nur hizmetinin gaye ve mahiyeti münhasıran iman hizmetinden ibaret olduğundan, onun dışındaki faaliyetlerden ve tarafgirlik mânâsına gelebilecek her türlü davranıştan şiddetle kaçınmak gerekir.”

Yeni Asya olarak biz de duruşumuzu bu esaslar çerçevesinde, kurullarımızın istişareleriyle tayin ve tesbit gayretindeyiz.

Bu meyanda “siyasî tarafgirliklerden uzak durup bu iman ve Kur’ân hizmetine hiçbir siyasî tarafgirlik gölgesinin düşmemesi için azamî itina göstermek” gereğinin, “seçilmiş meşrû hükümeti muhafaza etme” gerekçesiyle dahi olsa, iktidar lehine bir tarafgirliğe de müsaade etmediği kanaatindeyiz.

Hele işbaşındaki iktidarın hukuk devleti ve demokrasi prensiplerini zorlayan tasarruf ve müdahaleleri ortadayken...

Keza, ağabeylerimiz adına yapılan açıklamada “Cemaat adına siyasî faaliyette bulunmak, siyasî partilerle pazarlıklar içine girmek, devlet içinde kadrolaşmak, iktidara ortak olmaya çalışmak gibi faaliyetlerin tamamı Risale-i Nur’un iman ve Kur’ân hizmetiyle tam bir tezat teşkil etmektedir” cümlesiyle vurgulanan hususu bizim de öteden beri seslendirdiğimiz bir kanaatin ifadesi ve teyidi olarak yürekten paylaşırken, aynı hassasiyetin, Risale-i Nur’da reddedilen “din adına siyaset” iddiasından vazgeçtiklerini iddia ettikleri halde halen aynı çizgide yürüdüklerini gördüğümüz iktidar kadrolarının yanlışlarına karşı da gösterilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Sonuç olarak, Yeni Asya’nın, Üstad Bediüzzaman Hazretleri tarafından “Hakkın hatırı âlîdir, hiçbir hatıra feda edilmez” şeklinde dile getirilen prensibe dayanan duruşu, çekişme halindeki iki taraftan birini seçmek değil, hak, hakikat ve doğrudan yana olmak gayretinin ifadesidir.

Yeni Asya, Risale-i Nur’dan aldığı dersle adalet terazisinde hakkın tarafında olmayı varlık gayesi olarak bilmekte; en çok pusuda bekleyen fitne odaklarının işine yarayacak kıyasıya bir çatışma içindeki tarafları, her iki cenahın tabanını ortak inanç ve değerleri paylaşan insanların oluşturduğu gerçeğini de dikkate alarak, hak, adalet, vicdan ve şefkat prensipleri ekseninde itidal, sükûnet ve sağduyuya çağırmaktadır. 

Bu çağrıların işaret ettiği genel yaklaşımımız ve talebimiz hak, adalet, vicdan ve fazilete yaslanan demokratik hukuk devletinin gereklerinin âcilen yerine getirilmesidir.

***

O yanlış, en büyük zararı cemaate verir

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Ermağan’ın 2008’de yönelttiği sorulara Kâzım Güleçyüz’ün verdiği cevaplar, 2013’te Almanya’da Almanca olarak yayınlanan kitapta yer almıştı. Bu soru-cevaplardan biri:

AK Parti’yi kuran önemli isimlerin (Erdoğan, Gül, Şener, Arınç vs.), bir “Millî Görüş“ geçmişi vardı. Fakat günümüzde sanki Fethullah Gülen Cemaati, bu partinin esas payandası oldu. Samanyolu TV’nin ve Zaman Gazetesi’nin, AK Parti iktidarını, diğer bütün İslâmî cemaatlerden fazla desteklemesinin nedenleri sizce neler olabilir? Burada Fethullah Gülen Cemaati, “ABD’nin ılımlı İslâm projesi“nin taşıyıcısı“ olarak mı siyasî konulara giriyor ya da „dünyanın kaderini değiştirecek konularda inisiyatif alarak“ ve bu istikamette AK Parti’yi doğru adres görerek mi AK Parti’yi destekliyor? 

Sözünü ettiğiniz cemaatin önde gelen isimleri içinde, devlet ve toplum içinde kadrolaşarak birtakım hedeflere ulaşma düşüncesini seslendirip bu yönde uygulamalara yönelenlerin varlığı başından beri biliniyor. AKP’ye verilen desteğin arkasında bu düşüncelerin yattığı da. Ama bu kritik nokta, aslında cemaate, onu bu çeşit spekülasyon ve suçlamaların konusuna getirerek büyük zarar veriyor. 

Oysa Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu dine hizmet anlayışı, siyasî hesapların tamamen dışında, sadece Allah rızasını kazanmaya yöneliktir. Çünkü ona göre din, kâinattaki herşeyin üzerinde olan ve öyle de görülmesi gereken bir hakikattir. Siyasî veya ticarî hesapların konusu haline getirmek ya da bu çeşit spekülasyon, kuşku ve suçlamaları açık bir alana taşımak, herşeyden önce dine zarar verir. 

Bu bakımdan, dine hizmet için yola çıkan cemaatlerin bu noktalarda çok hassas olmaları gerekir. Aksi halde doğrudan veya dolaylı şekilde siyasallaşarak devleti ele geçirme ve ticarîleşme yoluyla da ekonomiye hakim olma mücadelesinin tarafı haline gelmek suretiyle, çıkış noktalarından uzaklaşır ve zaman içinde birtakım denizaşırı projelerde kullanılma suçlamasına dahi muhatap olabilirler. 

(5.2.2017, Yeni Asya)

***

BBC: Yeni Asya Gülen’i de, AKP’yi de eleştiriyor

Geçen hafta başında gündeme oturan ve bugün bakanların istifasıyla yeni bir boyuta taşınan “yolsuzluk ve rüşvet” operasyonunda Nurcular ne diyor?

Nur hareketi dendiği zaman öncelikle Fethullah Gülen’in “Hizmet” hareketi akıllara geliyor. Ancak Türkiye’de Gülenciler dışında Nesilciler, Yazıcılar, Meşveret, Kurdoğlu ve Yeni Asya grubu da yer alıyor.

AKP hükümetini destek anlamında grupların ve Nursî’nin hayatta kalan az sayıdaki öğrencisinin tavrının birbirinden farklı olduğu biliniyor. Kimi gruplar eleştirirken ve tartışmaya girmek istemezken, hayatta kalan öğrencilerinden Mehmet Fırıncı’nın geçen hafta Yeni Şafak Gazetesi’nde hükümete verdiği destek dikkatlerden kaçmıyor.

Nurcuların Yeni Asya kolu, son dönemlerde çok öne çıkmasa da Nur hareketi içinde ağırlığı bilinen ve kabul edilen hareketlerin başında geliyor. Kolun yayın organı Yeni Asya Gazetesi Genel Yayın Müdürü Kâzım Güleçyüz, “yolsuzluk ve rüşvet” operasyonu ve sonrasında yaşananları BBC Türkçe’ye değerlendirdi.

Kâzım Güleçyüz, kendini Nurcu olarak niteleyen hareketlerin Gülencileri, Nurcu olarak kabul etmediklerini onaylıyor. Güleçyüz, “Onun da kendi beyanları var. ‘Ci-cu ekleriyle tanımlanan şeyleri tasvip etmiyorum’ diyor. Bu bağlamda Nurculuk izafesini de reddettiğine yönelik açıklamaları var” diyor.

Güleçyüz, “yolsuzluk ve rüşvet operasyonu” sonrasında yaşananlar için genel duruşlarını, “Tartışan taraflardan birini seçmek değil, haktan, doğrudan yana olma gayreti” olarak açıklıyor.

Doğrunun neresi olduğunu ise “İddiaların üzerine gidilip bunların aydınlatılması ve bir sorumluluk varsa gereğinin yapılmasıdır” diye özetliyor. Bunun da yargının hiçbir etki altında kalmadan görevini yapmasıyla mümkün olacağını belirten Güleçyüz, “Birtakım şeyler örtbas edilmek isteniyormuş gibi izlenim veriliyor ve mesele başka zeminlere taşınmak istenircesine bir iktidar çatışması olarak sunuluyor. Bu da çok doğru değil” diyor.

“Parti tercihi siyaset değil”

Yeni Asyacıların, AKP’ye başından bu yana mesafeli olduğu biliniyor. Güleçyüz, bunun sebebini “Hükümet her ne kadar din adına siyaset yapılmasının yanlış olduğunu anladık dese de gene geldikleri nokta aynı yolda devam ettiklerini gösteriyor. Biz başından beri siyaset alanında dinin bir araç olarak kullanılmaması gerektiği görüşündeyiz. Bediüzzaman Said Nursî’nin ifade etmiş olduğu ilkeler, prensipler ortada” diye açıklıyor.

Güleçyüz böyle diyor, ama Yeni Asyacıların geçmişte Adalet Partisi (AP) ve Doğru Yol Partisi’ni (DYP) desteklediği biliniyor. “Bu durum, Nursî’nin öğretisine ters düşmüyor mu?” sorusunu ise Kâzım Güleçyüz, “parti tercihi siyaset değil” diye cevaplıyor.

Siyasetten kasıtlarını “aktif siyasete katılmak, parti kurmak, iktidara talip olmak” diye ifade eden Güleçyüz, “Bizim geçmişte vermiş olduğumuz destek bugünkü tartışılan manada bir siyasî aktörlük anlamında değildi. Biz o desteği verirken bunu ne pazarlık konusu yaptık ne de milletvekilliği, bakanlık ya da ihale taleplerimiz oldu” diyor.

Güleçyüz, Gülen’in bedduâsını onaylamıyor ve “Duâ, Allah’la kul arasındaki yüksek iletişim vasıtası. Bunun siyasî polemiklere konu yapılması çok yanlış. Dinle siyasetin iç içe götürülmesinin büyük sakıncalarından biri de burada net olarak ortaya çıkıyor” diyor.

Yeni Asyacılar “kavgada kazananın olmayacağını” söyleyerek “itidal çağrısı” yapıyor. “Doğrular ortaya çıkar ve halk kazanmaz mı?” sorumuza Güleçyüz, “Kavga çözüm değil. Tek çare sistemi topyekûn demokratikleştirmektir. 11 yıllık iktidarınızda, elinizde bu kadar imkân varken bunu yapmadıysanız ne yolsuzluktan ne de bürokratik vesayetten şikâyete hakkınız var. Biz, bunun çözümünün samimî ve herkesi kapsayan bir demokratikleşmeden geçtiğini düşünüyoruz” diye cevap veriyor.

Güleçyüz, “AKP, parti yoluyla iktidar ve devlete hakim olma stratejisi takip ediyor. Gülen hareketi de devlet içinde kadrolaşarak aynı hedefe yürümeye çalışıyor. Biz ikisini de tasvip etmiyoruz. Cemaatler manevî hizmetler için vardır. Bu sebeple iktidara ulaşma hedefleri olmaması lâzım” diyerek Gülen hareketine destek vermediklerinin de altını çiziyor. (BBC Türkçe)

Sinan Onuş / 25 Aralık 2013

DEVAM EDECEK

Okunma Sayısı: 2187
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Feyzullah Ayhan

    3.11.2021 13:16:53

    Eften püften bahaneler üreterek enaniyetlerinin ve nefs-i emmarelerinin esiri olanlar daha nasıl bir açıklama bekliyor? Bundan daha vazıh daha tatminkar cevap nasıl olur. Buna rağmen tefrika peşinde olanları Allah'a havale etmekten başka yol göremiyorum.

  • Toygar

    3.11.2021 09:47:56

    İmza atılmaz mı şimdi bu yazıya. İMZA

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı