"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rahmet ve müjdenin habercisi

10 Aralık 2020, Perşembe
HANGİ HASTALIK OLURSA OLSUN, İNSANA IZTIRAP VE ACI VEREN ŞEY, BİR İĞNE UCU KADAR BİLE OLSA, AHİRETTE RAHMETİN, MÜKÂFATIN VE MÜJDENİN HABERCİSİDİR.

MÂNEVİ DEĞERLERİMİZLE KOVİD-19 TERAPİSİ
HAZIRLAYAN: SÜLEYMAN KÖSMENE - 6

Ağır Hastalık Nasıl Ucuza Düşer?  

Evet, itiraf edelim, Kovid-19’da bir acı ve azap vardır. Kadir Mevlâ’m Kovid-19 hastalarına şifalar lütfeylesin. Âmin. Duâmız budur. 

Lâkin acı ve azabın şiddeti derecesinde rahmete mazhar olmaları bulunmaz bir talihtir. 

Bu, dünyanın her acısında böyledir. Her acının arka yüzü, sabretmek şartıyla, sonsuz rahmettir. Peygamber Efendimiz (asm), “Mü’mine bir diken veya daha da küçük bir şey de isabet etse, Allah onunla Mü’minin derecesini arttırır, günahını bağışlar.” 41 buyurur. 

Bediüzzaman, “Musîbet cinayetin neticesi, mükâfatın mukaddimesidir.” 42 der. 

Bu durumda musîbete iki yönlü bakmamız lâzım:

1- Günahımızın bağışlanmasını netice verir. Kabre ve ahirete ulaşmadan günahımızın bağışlanması fevkalâde büyük bir İlâhî lütuftur. Bu durum kabirde ve ahirette bize inşallah huzur getirecektir. Kabirde ve ahirette inşallah azap olmayacak demektir. Bu, güzeldir.

2- Mükâfattan haber verir. Sabrettiğimizde bize Yüce Allah’ın rızasını kazandırır. Bu da eşsiz biçimde güzeldir. 

Arif kimseler, dünyada ve ahirette huzur bulmak için şu iki şeyi ihmal etmemişlerdir: 

1) Ölümü hayatın en doğru, en şaşırtmaz, en sağlam gerçeği ve nasihatçisi saymışlardır. Dünyanın fani olduğunu, asıl hayatın ahiretteki sonsuz hayat olduğunu bilmişler ve sonsuz hayat için hazırlık yapmışlardır.

2) Nefsin ve kör hissiyatın bizi aldatmaması için çilelerle ve riyazetlerle nefs-i emmarenin öldürülmesine çalışmışlardır. 

Bir hastaya bu iki esas kendiliğinden verilmiş oluyor. Ölümü en ciddî gerçek sayması ve nefsin hile ve desiselerinden kurtulması hastalıkla mümkün hale gelmiştir. Artık hastamızı dünya boğamıyor, gaflet gözünü kapayamıyor. Nefsi onu aldatamıyor. Böylece, nefsin belâsından kurtulması da daha kolay hale gelmiş oluyor. 

Ve artık imanla, hastalığı veren Yüce Allah’a teslim olmakla ve O’na dayanmakla, bu ağır hastalık denilen şer eliyle az bir zamanda velâyet mertebesi kazanır. Allah katında makbul bir kul olur. Böylece bu ağır hastalık, çok ucuza düşer. 43 

“İmandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.” 

Bediüzzaman Said Nursî      

İster misiniz Hesaplarınız Kapansın?  

 Mahşere ve hesap gününe iman ediyoruz elhamdülillah. Dünyanın günahlarının nihayet kendisine getirileceği o büyük divan! 

İster misiniz o büyük divan gelmeden bütün hesaplarınız kapansın?

Diyelim ki, mahalle bakkalına bir yığın borcunuz var! Utancınızdan bakkalın önünden geçemiyorsunuz. Sonra bir gün mecbur kaldınız, utana sıkıla ekmek almaya girdiniz,  tam para verecektiniz ki, bakkal size, “Hayır, olmaz! Borcunuzu birisi fazlasıyla ödedi, defterinizi sildirdi!” demez mi? Ne hissedersiniz? Sevinçten uçmaz mısınız?

İster misiniz bu Kovid-19 hastalığı karşılığında bütün cürümleriniz silinsin, bütün günahlarınız dökülsün?

Emin olun ki, hastalıklar eşsiz bir günah dökücüdür! Hangi hastalık olursa olsun, insana ıztırap ve acı veren şey, bir iğne ucu kadar bile olsa, ahirette rahmetin, mükâfatın ve müjdenin habercisidir. 

Peygamber Efendimiz (asm) tam da bunu şöyle ifade ediyor:

“Mü’min kişiye hiçbir yorgunluk, hastalık, kaygı, üzüntü, keder, sıkıntı isabet etmez ki; hatta ayağına batan bir diken bile yoktur ki, onunla günahları silinmesin.” 44

Sabunun koronavirüsü elden temizleyip attığı gibi, hastalıklar da günahları döker. Ermiş ağacı silkelemekle nasıl meyveleri dökülüyorsa; iman sahibi bir hastanın titremesi de öylece günahları döker. 45

Dolayısıyla hastalığına sabredip şikâyet etmeyen, sadece sabrı ve şikâyetsizliğiyle, bu sayılı günlerdeki hastalığı sebebiyle, ebedî ahiret ıztıraplarından kurtulmuş olacak, ebedî hazlara ve ebedî güzel günlere –inşallah- ulaşacaktır. Bu hastalık gaflet perdemizi yırtmakta, aczimizi ve zaafımızı bize göstermekte, ama o aczin ve zaafın penceresiyle Yüce Mevlâ’nın kudretine ve rahmetine bizi ulaştırmaktadır.

Allah’ı tanıyan kimse için üzüntü yoktur, korku yoktur, gam yoktur, keder yoktur, hicran yoktur. Hastalığı sebebiyle ümitsizlik hiç yoktur. “Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder. Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.”  46

 Kur’ân buyurur ki: “Bilin ki Allah dostlarına asla korku yoktur; onlar üzüntü de çekmeyeceklerdir.”  47

“Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nev’î dermandır.” 

Bediüzzaman Said Nursî    

Hastalığın Dermanındır  

Eğri oturalım, doğru konuşalım: Bize hep uyarıcılar lâzımdır. Çünkü çok hata yapıyoruz. Peygamberler bu sebeple gelmiş, kitaplar bu sebeple inmiştir. 

Ebedî bir memlekete giden kişiler olarak aslında insanın çok fazla hata yapma lüksü yoktur. Çünkü dünyadan gidince telâfisi olmayacaktır. 

Varsa yoksa telâfisi ancak, içinde hata da yaptığımız bu dünyada mümkündür.  Hem hata, hem telâfi… Evet, bu dünya böyle bir memlekettir. Hatası da telâfisi de içindedir. 

 Bu dünyadan gidince neticeler âlemini göreceğiz. Ne hata yapma lüksümüz olacak, ne de telâfi etme vaktimiz! 

 O zaman üzülmeyecek miyiz, hatalarımızı neden dünyada iken döküp bitirmedim diye? Keşke ahirete tövbe etmiş olarak gelseydim diye? Keşke hastalık ve musîbet gibi şeylerle Kadir Mevlâ’m hatalarımın kefaretini alsaydı diye?

İşte bu hastalıkla Kadir Mevlâ’m, hatalarının telâfisini alıyor, bunu günahlarının kefaretine sayıyor. Bununla seni affediyor. Ve seni annenden doğduğun gibi tertemiz hale getiriyor. 

Resulullah Efendimiz (asm) şöyle buyurdu:  “Taun şüphesiz bir azaptır. Allah dilediği kuluna gönderir. Muhakkak ki, Allah, taunu mü’minler hakkında şehadet vesilesi kılmıştır. Bir yerde taun zuhur eder de orada bulunan bir mü’min, sabrederek, sevap umarak, ‘bu taun yalnız Allah’ın takdir ettiği kimseye isabet eder’, diyerek- bulunduğu şehirde kalırsa, Allah ona şehit sevabı yazar.” 48

Düşünebiliyor musun, şehidin ecri kadar sevap ayağına gelmiş de sen farkında değilsin? Neredeyse reddedeceksin! Olacak şey mi?

Bence bu sevabı kaçırma! 

Bu sevap sen isteyince gelmez. “Ha!” Deyince bulunmaz! Bu fırsat senden geçince sana bir daha dönmez! Senin için bu bir altın fırsattır! Şifanı yine iste, tedavine yine git, doktoruna yine başvur! Ona mani yok! 

Ama fazla merakınla ve sabırsızlığınla bu sevabı kaçırma! 

Merakını sabrına sür! Gereksiz merakı kaldır! Şifan için çalış! Ama rahmet hakkında su-i zan etme! Rahmet, bu hastalığını sana derman kılıyor. Bu bir talih kuşudur!

Hastalığın dermanındır.

Bu sebeple Said Nursî Hazretleri diyor ki: “Senin hastalığın sana dert değil, belki bir nevi dermandır. Çünkü ömür bir sermayedir, gidiyor. Meyvesi bulunmazsa zayi olur. Hem rahat ve gafletle olsa, pek çabuk gidiyor. Hastalık, senin o sermayeni büyük kârlarla meyvedar ediyor.” 49

Öte yandan bu hastalık senin kısa ömrünü sevabıyla uzun bir ömür hükmüne getiriyor. Kısa bir ömürde devşiremeyeceğin kadar sevabı sana tahsis ediyor. Bu hastalıkla ölüm gelse, senin ruhunu şehit olarak alıyor. 

O halde gam yok! Çünkü rahmet var!

 Keder yok! Çünkü Kadir Mevlâ’m seni seviyor ve senin memnun olacağın şeyi yapıyor! Memnun olacağın şeyden ürkme!

 “Ey sabırsız hasta! Sabret! Belki şük- ret! Senin bu hastalığın, ömür dakikalarını birer saat ibadet hükmüne getirebilir.”

Bediüzzaman Said Nursî

Hastalık güzelliktir

erde hayır vardır. Bunu bilmeyenler şerre isyan ederler. Aslında hayata isyan ederler. Rahmeti itham ederler. Oysa hayata isyan, rahmeti itham hiç kimseye yaramaz. “Kaderi tenkit eden, başını örse vurur, kırar. Rahmete itiraz eden, rahmetten mahrum kalır.” 50 

Şerde hayır olduğunu bilenler kadere isyan etmezler, Şerre kızmazlar. Hayata küsmezler. Rahmeti itham etmezler. Ancak tedbir alırlar. Tedbirin bizden, takdirin Allah’tan olduğunu bilirler. 

Şerde hayır olduğunu bilen, tedbir de alan kimse, buna rağmen şer gelirse, onu rahmetten bilir, Allah’ın takdirinden bilir. Çaresi varsa, çareyi ve şifayı Allah’tan bilerek doktora başvurur. Varsa ilâcını kullanır. İlâcın tesirini de Allah’tan bilir. Bu tam da tevhit inancının hayatiyet kazanmasıdır.

Çünkü bilir ki Allah Rahman’dır, Rahîm’dir. Bütün hayırlı işlere başlarken Rahman ve Rahim bildiği Allah’ı zikreder. Fark eder ki, bütün yavrulara annelerini lütfeden ve annelerinin şefkatiyle yavrulara şefkat eden ve terbiye eden O’dur. Hayat boyu kendisine  seveceği insanlar bağışlayan O’dur. Yalnızlık ve kimsesizlik vahşetini akrabalarıyla, sevdikleriyle ve hemcinsleriyle gideren O’dur. 

Her baharda yeryüzünü sayısız rahmet cilveleri olarak türlü türlü nimetlerle dolduran O’dur. Ebedî Cennet’i bütün güzellikleriyle bir rahmet cilvesi olarak sana takdim eden O’dur.

O’na imanla bağlansan, O’nu tanıyıp hastalığın masum diliyle,  acı ve gözyaşı içinde O’na duâ ve niyaz etsen, hastalık O’nun rahmetini sana yakın eder. Seni O’nun rahmetine ulaştırır. Seni sınırsız ve kayıtsız hayra ulaştırır. 

Madem O var ve sana rahmetiyle bakar; her hastalık güzeldir. 

Her güzellik senin içindir, her hayır seni ihya eder. 51     

Dipnotlar:

41- Müslim, IV, 1991.

42- Eski Said Dönemi Eserleri, Hakikat Çekirdekleri, s. 557.

43- Lem’alar, s. 342, 343.

44- İbn Hibban, VII, 166.

45- Buharî, Merdâ: 1, 2, 13, 16; Müslim, Birr: 45; Dârimî, Rikâk: 57; Müsned, 1:371, 441, 2:303, 335, 3:4, 18, 38, 48, 61, 81.

46- Lem’alar, s. 331.

47- Yunus Sûresi: 62.

48- Buhari, C. 9, H.no: 1418.

49- Lem’alar, s. 327.

50- Mektubat, s. 313.

51- Lem’alar, s. 327.

Okunma Sayısı: 3144
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bülent Bektaş

    10.12.2020 08:50:52

    Allah razı olsun Çok güzel bir yazı olmuş Allah tüm Yeni Asya yazarlarına sağlık ve sıhhatli uzun yıllar nasip etsin inşallah

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı