"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tek adam rejiminden çıkış için bir demokrasi hareketi şart

17 Eylül 2021, Cuma
Demirel'in 1991'deki tesbiti: “Rejim her haliyle çarpıktır. Yapılması lÂzım gelen ilk şey bu durumu düzeltmek, halkın iradesine müracaat edip onun gönlüne ve rızasına uyan bir demokratik iktidarı meydana çıkarmaktır.” Bugün de ihtiyaç aynı.

HABER: NURSEZA PARLAKLOĞLU, LÜTFİYE ÖZDEMİR

Birinci Bölüm: 12 Eylül tek adam rejimiyle sürüyor

 

“Türkiye’de bugün halkın yüzde 80’inin reddettiği bir siyasî heyet Meclis’te yüzde 65 sandalyeye sahiptir. Bu insan haklarına da hukukun üstünlüğüne de aykırıdır. Ayrıca bir anayasa devleti olması lâzım gelen Türkiye’de Meclis ile Hükümet devre dışıdır.” O zaman da böyleymiş. Şimdi çok daha katmerlisi. “Anayasaya göre Cumhurbaşkanı’nın neyi yapıp neyi yapamayacağı sayılmış olmasına rağmen hükümet görevini fiilen Çankaya yönetmektedir.” Şimdi Başbakan tamamen ortadan kaldırıldı. ‘Kitabına uydurmak’ diye bir tabir var. Bugün kitabı yaptıklarına uydurdular. 16 Nisan 2017 referandumunda onaylandığı açıklanan paketle. “Rejim her haliyle çarpıktır. Ülke bunun sıkıntılarını derinden hissetmektedir. Yapılması lâzım gelen ilk şey bu durumu düzeltmek, halkın iradesine müracaat edip onun gönlüne ve rızasına uyan bir demokratik iktidarı meydana çıkarmaktır.” Bugün de ihtiyaç aynı. Gerçekten Türkiye’yi bu tek adam rejiminden çıkaracak bir demokrasi hareketine şiddetle ihtiyaç var. 

“Bu iktidar ve böylece teşekkül edecek olan Meclis insan haklarına, hukukun ve millî iradenin üstünlüğüne dayanan bir anayasayı ve onun gereği olan kurumları yeniden tesis edecek Türkiye Cumhuriyeti devleti bir restorasyona tabi tutulacaktır. Geçen 10 seneyi Türkiye kaybetmiştir. Nüfusu yüzde 2,5 artan ülkemizde ortalama enflasyon yüzde 60 ve ortalama kalkınma hızı yüzde 4’ler civarındadır. Neticede ülke fakirleşmiş, gelir dağılımı çok kötü bir şekilde bozmuş, gerekli yatırımları yapamamış, işsizliği çok arttırmış, bölgeler arası kalkınmışlık farklarını büyütmüş ve ağır bir iç ve dış borcun altına girilmiştir. Ülkenin aradığı hem siyasî hem ekonomik istikrardır. Bugün her ikisinin de varlığından bahsedilemez. Ülkede suskunluk vardır. Bu istikrar değildir. Devletin nüfusu ve imkânları depolitizasyon meydana getirilen korku ortamı suskunluğu sağlamıştır. Halbuki ülkeye lâzım olan demokratik istikrardır.” Türkiye’nin 15-20 Temmuz sürecinde içine sokulduğu ortam da bundan daha beter. 

Bu tesbitlerin bugünkü demokrat kadrolar tarafından bugünün Türkiye’si için güncellenmesi lâzım. Bunlar o zaman Demirel’in kendi ekibiyle yaptığı çalışmanın bir neticesiydi. Ve bu bilgilerin ve tesbitlerin aynı yaklaşımla güncellenerek milletin önüne konulması lâzımdır. Demirel, “Türkiye’de vergi adaleti kalmamıştır. Yapılacak iş bu adaletin sağlanmasıdır, sanayileşme durmuştur. Yapılacak iş tarımı ve sanayileşmeyi yeniden hareketlendirmektir” vs. diyor. Bu tesbitler çok önemli. Demokrat bir bakış açısıyla 12 Eylül’ün değerlendirilmesi ve o tesbitlerin bugüne uyarlanması anlamında. 

Yeni Asya o dönemde çok çetin bir mücadele verdi. 470 gün kapatıldı. Rahmetli Kutlular Ağabeyin “İşte Hayatım” kitabında çok geniş bir şekilde anlattığı mücadelelerdir bunlar. Yeni Asya bütün bunlara rağmen susmamıştır. Rahmetli Kutlular Ağabeyin de dirayetli ve sağlam duruşuyla ihtilâlcilerin şu şartları yerine getirirseniz birlikte çalışmak istiyoruz şeklindeki tekliflerini reddederek bu mücadeleyi şahs-ı manevî olarak çok kararlı bir şekilde vermişizdir. O zorlu dönemde alnının akıyla gayet net, gayet kararlı, gayet bir sağlam duruş sergilemenin iftiharını yaşıyoruz. Aynı duruş 28 Şubat’ta da devam etmiştir, son yaşadığımız süreçte de devam ediyor. Yeni Asya’nın duruşu Risale-i Nur’daki Kur’ânî esas ve ölçülere, meşveretlere, şahs-ı maneviye dayanan bir duruştur. Bu duruş çok önemlidir. 

Araştırmacı Yazar Hasan Güneş: Yeni Asya birçok kötü senaryoyu engelledi

12 Eylülle ilgili memlekette gerçekten büyük travmalar yaşandı. 12 Eylül öncesi hadiseler, 12 Eylül sonrası hadiseler... 12 Eylül’ün maliyeti çok büyük oldu. 12 Eylül’de 700 bin kişi gözaltına alınmış. O zamanki Türkiye nüfusuyla bakacak olursak çok korkunç bir sayı. 43 kişi idam edildi. Yaklaşık 43 kişi de hapishanelerde intihar etti. 170 kişi de gözaltındayken öldü. Sıkıyönetim çözüm olmadı. Askeriyenin bu terör olaylarındaki bağlantısı Batı ülkelerinde hemen hemen çözüldü. Sadece Türkiye’deki çözülmedi. İhtilâl yapıldıktan sonra anayasa değiştirildi. 41 yıldır o anayasanın problemleri artarak devam etti. Üniversitelerle ilgili, basınla ilgili, partilerle ilgili problemler hep artarak devam etti. Bu ihtilâlde bazı şeyler hedeflendi. Bunların ihtilâlciler; ortaya koydukları anayasa ve sisteme destek bulmak için ve itiraz edenlerin de seslerini kesmek için ‘12 Eylül’den önce günde çok fazla adam ölüyordu’ şeklinde yoğun bir propaganda yaptılar. Nevzat Bölügiray’ın bazı hatıralarında var: ‘İhtilâl, darbe yaptığımızda halkın tavrı nasıl olacak bunları incelemek için ekipler kurduk. Ayrıca bu ekiplerdekilerden birisinin vazifesi de kendilerine destek bulmak’ Bölügiray, ‘Halkın çeşitli kademelerini yokladık’ diyordu. 

12 Eylül’deki bu tahribatta anayasada neler yapıldı?

Siyasî partilerin dizaynı gibi önemli hususlardan birisi 12 Eylül sistemiyle getirildi. 12 Eylül’den itibaren siyasî partilerde görev hususunda bazı farklılıklar var. bütün dünyada belirli güçler ya da ABD, yaptırageldikleri işlerin artık aynı ekipler tarafından yapılmasının zorlaştığını fark ettiler. 12 Eylül’ün getirilerinden birisi artık CHP’ye verilen görevi, demokrasiye karşı olma ve halkın manevî millî değerlerine karşı olma vazifesini artık CHP yapamaz hale geldi. 12 Eylül bu yönden kırılmadır. Aynı şeyi 30-40 sene birine yaptırdıysanız eskir, başkasına yaptırmanız gerekir. Seçimlere gidildiğinde 3 partiye vazife verdiler. Daha sonra bu vazifeleri alan kişiler, hep iktidara geldiklerinde 12 Eylül’ün yasaklarıyla mücadele edeceklerini söylediler, ancak şöyle enteresan bir şeyle karşılaşıyoruz; Üniversiteler arası YÖK diye bir kurum var. Üniversiteler lise haline çevrilip orada sanki lise müdürü gibi hükümete bağlı bir üniversite haline getirme hali var. Bundan herkes şikâyetçi, fakat yeni gelen yönetimler bundan şikâyet etse de yöneticiyi değiştirerek biz bu işi çözdük dediler. 

Türkiyede değişik bir çığır açtılar

Turgut Özal 12 Eylül’ü devam ettirmekle birlikte Amerika’dan meşhur prensleri vardı onları getirdi. 1950 öncesi yapılan husus 1960’lardaki ve 78’lere kadar Ecevit’in yaptığı tahribat bu faaliyetlerin artık başka bir adıdır çünkü bu memleket en nihayetinde Müslüman. İslâmî bir vasfı olmayan hiçbir şekilde iş yapması mümkün değildir diye düşünüldüğünden artık çok farklı bir dizayn getirildi. 12 Eylül’ün en önemli olaylarından birisi siyaseti dizayn etmeleri. Farklı bir çizgide farklı bir şekilde o sistem, Türkiye’de farklı bir görünümde devam ediyor. Bu tür kapalı kapılar arkasındaki işleri çözebilmek, engel olmak için demokrasi lâzım. Meclisin açık olması lâzım. Bizim en önemli sıkıntılarımızdan birisi meclisler hep baskı altında kalmıştır. Bizde tek adam rejimiyle meclis kapatıldığında dışarıdaki güçler, derin devlet söz sahibi olmuştur. Türkiye’de tarımın 12 Eylül’den sonra öldürülmesinin sebeplerinden birisi Çinlileştirme, ucuz işçi politikasıdır. Köylüler şehirlere göçsünler, şehirlerde bedava çalışsınlar şeklindedir. 

Yeni Asya kötü senaryoları engelledi

12 Eylül ordunun, dinî grupların dizaynıyla ilgili çok şeyler yaptı. Orduyu dizayn ettiler. Sonra belirli gerekçelerle ordu tamamen tırpanlanarak fonksiyonsuz hale getirildi. Sebebi, artık dünyada Komünizmin gitmesiyle orduya ihtiyaç kalmamasıydı. Ordunun yaptıklarını belirli siyasî partiye yaptıracak hale getirdiler. Dinî gruplara devletten pay vererek, dinî grupların devletleştirilmesi şeklinde bir neticeye gidildi. İnşallah demokrasiyi, hak ve hürriyetleri savunmaya Yeni Asya olarak devam edeceğiz. Bütün bu 40 senedir devam eden hizmetlerimizde de demokrasi ve hak ve hürriyetlere sahip çıkmamızla da pek çok kötü senaryolar son bulmuş, yürürlüğe sokulamamıştır. Eğer Yeni Asya bu hususlara 12 Eylül’ün ilk gününden üzerinde hassasiyetle durmasaydı, demokrasiyi öne çıkarmasaydı çok daha kötü sonuçlar olacaktı. 

—SON—

Okunma Sayısı: 1567
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı