AVUSTRALYA KITASININ SAFF-I EVVEL NUR TALEBELERİNDEN OLAN İSMET ŞEN, KITADAKİ RİSALE-İ NUR HİZMETLERİNİN BAŞLANGIÇ MACERASINI ANLATTI.
Melbourne/Avustralya - Fatih Yargı
İsmet Şen Ağabey ile Risale-i Nur yolculuğu üzerine konuştuk
Avustralya kıtası, Risale-i Nur talebeleriyle 1968 yılında tanıştı. Bu kıtaya ilk göçmen kafilesiyle gelen ilk Nur talebesi İsmet Şen Ağabey’dir. Ardından Refik Koyu, Hüseyin Allahverdi ve Ali Ruşen Altunbaş ağabeyler de bu kervana katıldı. Melbourne’daki ilk Risale-i Nur dersi 1974 yılında Ali Ruşen Altunbaş’ın evinde gerçekleştirildi. İlk müstakil dershane ise Hacı Hüseyin Allahverdi’nin Broadmeadows semtindeki evinin bahçesinde bulunan bungalovdur.
— İsmet Ağabey, öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Nerelisiniz ve Risale-i Nur eserleriyle ilk nerede tanıştınız?
RİSALE-İ NUR’U İTTİHAT GAZETESİYLE TANIDIM
1942 Kocaeli doğumluyum. Risale-i Nurlar’ı 1966 yılında, o dönem yayınlanan İttihat gazetesi vesilesiyle tanıdım.
— Bu tanışma süreci tam olarak nasıl gerçekleşti? Size kim vesile oldu?
O yıllarda günlük olarak çıkan Bugün ve Sabah gazetelerini düzenli takip ediyordum. İttihat gazetesinin çıkacağını bu gazetelerdeki ilânlardan okuyunca merak ettim. O zamanlar Gölcük Tersanesi’nde henüz bir yıllık işçi olarak çalışmaktaydım. Hiç unutmam, gazetenin çıkacağı Perşembe günü Gölcük’teki tüm bayileri gezdim, ama bulamadım.
En son fabrika girişinin karşısında kırtasiyecilik ve fotoğrafçılık yapan (merhum) Faik Cengiz Serdaroğlu’nun dükkânına girdim. Kendisini önceden tanımıyordum. Selâm verip gazeteyi sorduğumda gülümsedi; meğer kendisi de bir Nur talebesiymiş. “Henüz gelmedi” dedi.
Ertesi gün tekrar uğradığımda gazete vasıtasıyla ilk temasımız kurulmuş oldu. Allah rahmet eylesin, Faik Ağabey çok beyefendi ve hal diliyle insanı etkileyen bir şahsiyetti. İkinci görüşmemizde beni sohbete davet etti: “Çarşamba günü sohbetimiz var, orada daha iyi tanışırız” dedi. O günü heyecanla bekledim ve ilk sohbetime onunla beraber gittim.

İsmet Şen ve Koyu Ağabeylerle derin bir hasbihal.
— Gittiğiniz o ilk sohbet ortamı nasıldı? Kimler vardı?
Sohbet çok samimiydi; yanılmıyorsam toplam beş kişiydik. Aralarında o dönem asker olan Talip Çiçek Ağabey de vardı. O günden beri, elhamdülillah, bu hizmetin içindeyiz.
— Avustralya serüveniniz nasıl başladı? Sizi bu uzak kıtaya gitmeye ne teşvik etti?
Yeni evlenmiştim, maddî sıkıntılarım ve bir miktar borcum vardı. Tersanede 250 lira maaş alıyordum. Bir gün İş ve İşçi Bulma Kurumu’na gidip yurt dışına gitmek istediğimi söyledim. Memur “Neresi olsun?” diye sorunca, “İlk neresi çıkarsa” dedim. Bir hafta sonra haber geldi: “Avustralya’ya gitmek istersen hemen gel.”
Açıkçası başta “Avusturya mı, Avustralya mı?” diye bir tereddüt yaşadım. Avustralya’nın çok uzak olduğunu öğrenince biraz irkildim, ancak ailemle istişare ettikten sonra bir maceraya atılmaya karar verdik. Kader bizi buralara kadar getirdi.
— 1968 yılında Avustralya’ya gelen ilk Nur talebesi siz oldunuz. Sizden sonra gelen diğer ağabeylerle yolunuz nasıl kesişti?
Evet, ilk ben geldim. Benden sonra Refik Koyu, rahmetli Hüseyin Allahverdi ve rahmetli Ali Ruşen Altunbaş ağabeyler geldiler. Buradaki ilk Türk-İslâm Cemiyeti’nin kuruluşunda da görev aldım. Diğer ağabeylerle tanışmamız ise şöyle oldu:
İlk Hüseyin Allahverdi ile tanıştım: Cemiyetteyken Adanalı biri vardı, adını şimdi hatırlayamadım soyadı Şenler idi. Bir gün o arkadaş bana “Burada Çorumlu Hüseyin Allahverdi diye biri var; o da sizdenmiş, Nurcuymuş” dedi. Onun vesilesiyle Hüseyin Ağabey’i tanıdım. Bir gün yanına gidip şaka yollu arkasından sarıldım. Yüzümde ciddi bir ifadeyle, “Sana Nurcu diyorlarmış, doğru mu?” diye sordum. O da aynı ciddiyetle, “Evet, Nurcuyum, ne olacakmış?” dedi. Sert duruşunu görünce gülümseyip kim olduğumu belli ederek onu rahatlattım; böylece samimi bir dostluk başladı.
Kendisi 2007 yılında rahmetli oldu. Allah rahmet eylesin. Mekânı Cennet olsun amin.

Avustralya’nın ilk müstakil Risale-i Nur Dershanesi ve Nurun ilk merkezi (1975).
DÖRT KİŞİLİK ÇEKİRDEK KADRO OLMUŞTUK
Yine aynı hafta Adanalı arkadaşım, “Türkiye’den biri gelmiş, Richmond’da oturuyor. Adı Ali Ruşen, o da Nurculardanmış” diyerek yeni bir müjde verdi. “Hemen arabaya atla, beni ona götür” dedim. Lennox Street’teki evine gidip tanıştık, sohbet ettik. Ardından orada ilk Risale-i Nur dersimizi yapmış olduk. O küçük evde yapılan ders, gelecekteki büyük hizmetlerin ilk adımıydı. Allah Ali Ruşen Ağabeyimize de rahmet eylesin O da geçen sene aramızdan ayrıldı. Mekânı Cennet olsun amin.
Refik Koyu kardeşle ilk tanışmamız ise şöyle oldu: Bir gün Coburg Camii’ndeyken Refik kardeşin elinde Yeni Asya gazetesini gördüm. Ben Türkiye’den ayrıldıktan sonra haftalık İttihat’ın yerine 1970’te Yeni Asya gazetesi günlük olarak yayın hayatına başlamıştı. Gurbet şartları sebebiyle gazeteden uzak kalmıştım. Cemiyette baş başayken Refik kardeş büyük bir heyecanla bana gazeteyi tanıtıyordu. Söz dönüp dolaşıp hizmet meselelerine ve Risale-i Nur’a geldi. Refik Ağabey ile hukukumuz o cami odasında böylece başlamış oldu.
Böylece Refik Koyu, Hüseyin Allahverdi, Ali Ruşen Altunbaş ile gurbetteki o ilk “dört kişilik çekirdek kadro” oluşmuş oldu.

2006 yılı: Hep beraber çekilen son hatıra fotoğrafı (Soldan sağa: İsmet Şen, Ali Ruşen Altunbaş, Refik Koyu ve Hüseyin Allahverdi.)
İLK DÜZENLİ DERSİ BUNGALOVDA BAŞLATTIK
— 1968’de gelmenize rağmen sistemli derslerin başlaması neden 1974’ü buldu? Bu altı yıllık boşluğun sebebi neydi?
O yıllarda hepimiz çok yoğun çalışıyorduk. Şartlar zordu, herkes farklı semtlerde oturuyordu. Ulaşım büyük bir sıkıntıydı. Herkes ferdî olarak bir şeyler yapmaya çalışıyordu ancak birbirimizi bulup toparlanmamız vakit aldı. 1975 yıllarında Hüseyin Allahverdi Ağabey’in bungalovunda düzenli dershane formatında toplanmaya başladık ve o günden sonra cemaat bağımızı hiç koparmadık. Şu an hem Gölcük’te, hem de Avustralya’da hayatımı sürdürmekteyim.
— Muhterem İsmet Ağabey, bu kısa mülakat inşallah bu hizmetlerin binlerce kilometre uzaktaki Avustralya’da nasıl neşvünema bulduğuna dair, gelecek nesiller için önemli bir tarihî vesika olacaktır. Allah hepinizden razı olsun. Ahirete irtihal eden ağabeylerimize rahmet, sizlere de hayırlı ve hizmet dolu uzun ömürler diliyorum.