"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Risale-i Nur’u istinsah etmek

Emine Sultan Çakır
19 Ocak 2024, Cuma
En az on beş günde bir defa okumamız tavsiye edilen İhlas Risalesi’nin sonunda “Bir kısım kardeşlerime hususî bir mektuptur” başlığı altında bir mektup var.

Yazıda usanan ve mübarek üç ayların girmesiyle risale yazmak yerine başka evratlar okumayı tercih eden talebelerini uyaran Bediüzzaman, bu mektupta Risale-i Nur yazısının beş cihetle ibadet sayıldığını ifade etmiş. 

Şimdi matbaalar varken ve risaleleri elle çoğaltmaya -zahiren- ihtiyaç kalmamışken bu mektuptaki ifadeler hâlâ geçerliliğini koruyor mu? Nurcu kardeşlerimizden yazıcı kısımlar hâlâ yazıyor, biz okuyucular. Acaba biz de yazsak nasıl olur? Yazmamız gerekir mi? Bilhassa lahikalarda yer alan risaleleri yazmaya teşvik mektuplarını günümüzde nasıl değerlendirmeliyiz?

Bu mesele epeyce bir vakit zihnimi kurcalamıştı. Daha sonra İhlas Risalesi’nin sonundaki mektubun, bahsi geçen beş veçhi açıklayan hâşiyesi üzerine düşündüm. Üstad, risale yazmanın niçin ibadet sayıldığını şöyle açıklamış:

“1. En mühim bir mücahede olan ehl-i dalâlete karşı mânen mücahede etmektir. 

2. Üstadına neşr-i hakikat cihetinde yardım suretiyle hizmet etmektir. 

3. Müslümanlara iman cihetinde hizmet etmektir. 

4. Kalemle ilmi tahsil etmektir. 

5. Bazan bir saati bir sene ibadet hükmüne geçen tefekkürî olan ibadeti yapmaktır.” 

Bilmem siz ne düşünürsünüz, fakat benim aklıma geldi ki; ilk üç madde şimdi geçerliliğini korumuyor bile sayılsa, dördüncü ve beşinci maddeler hâlâ geçerli. Ben risale yazsam, kalemle ilmi tahsil etmiş olacağım ve bir saati bir sene ibadet hükmüne geçiren tefekkürî ibadetten hissemi alsam gerek. Hem Kastamonu Lahikası’nda geçen şu mektup ne güzel bir şevk kaynağı:

“Risale-i Nur’a intisap eden zâtın en ehemmiyetli vazifesi, onu yazmak ve yazdırmaktır ve intişarına yardım etmektir. Onu yazan veya yazdıran, ‘Risale-i Nur talebesi’ ünvanını alır…

Hem, dört vecihle dört nevi ibadet-i makbule hükmünde bulunan kitabetinde hem imanını kuvvetlendirmek, hem başkalarının imanlarını tehlikeden kurtarmasına çalışmak, hem hadisin hükmüyle, bir saat tefekkür bazan bir sene kadar bir ibadet hükmüne geçen tefekkür-ü imanîyi elde etmek ve ettirmek, hem hüsn-i hattı olmayan ve vaziyeti çok ağır bulunan Üstadına yardım etmekle hasenatına iştirak etmek gibi çok fâideleri elde edebilir. Ben kasemle temin ederim ki, bir küçük risaleyi kendine bilerek yazan adam, bana büyük bir hediye hükmüne geçer; belki her bir sahifesi bir okka şeker kadar beni memnun eder.”

E ben de Üstadıma hediye vermek istiyorum. Hem de büyük bir hediye. Başkası için değil, küçük bir risaleyi kendim için yazsam, bu büyük bir hediyeymiş işte. Hem her bir sahifesi bir okka şeker kadar onu memnun edecekmiş. Denemeye değer, değil mi?

İşte ben de böylece denedim. Aslında çok daha küçükken risale yazma denemelerim olmuştu. Ama hiçbir risaleyi baştan sona yazamamıştım. Şimdi ise Mucizat-ı Ahmediye’yi (asm) günde hiç olmazsa bir satır yazmaya çalışıyorum. Küçük bir Medrese-i Nuriye olmasını ümit ettiğim evimizde eşim de -Osmanlıca yazmayı hiç bilmediği halde- teşvikler üzerine Birinci Söz’ü yazmakta muvaffak oldu. Üç ayda yazdı, ama yazdı ve bitirdi. Ben sadece harfleri nasıl birleştireceğini gösterdim. Sonrasında o, telefonundaki risale okuma programından Birinci Söz’ü Osmanlıca aslından açtı ve bakarak yazısını tamamladı. O hiç bilmediği halde yazabildiyse, herkes yazabilir. 

Denemek isteyenlere bir teşvik olsun diye yazdık, denerseniz bizleri de haberdar etmeyi unutmayın…

(Genç Yorum Aralık 2023 sayısından kısaltılarak alınmıştır.)

Okunma Sayısı: 5460
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    22.1.2024 08:24:38

    "Aziz, sıddık kardeşlerim! Evvelâ: Hüsrev'le bir ruh iki cesed ve kendisi, bahadır biraderiyle Nur hizmetinde çok ehemmiyetli mevki alan kahraman Rüşdü'nün acib bir el makinesini Nurlar için celbine çalışması, ehemmiyetli bir fütuhat-ı Nuriyenin mukaddemesidir. İnşâallah yine Nurlar, Nurcuların lâyık elleriyle kalemleri gibi tab' ve neşredilecek; yabani ve lâyık olmayanlara muhtaç olmayacak. Fakat herşeyden evvel sıhhatlı ve yanlışsız ve güzel bir tarzda makine ile, mümkün ise evvel eski harfle yazılsa, sonra yeni harfle daha münasibdir. Sizlerin isabetli tedbirinize havale ediyoruz."... Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı Emirdağ-1 - 168

  • S.topuz

    22.1.2024 08:20:09

    "Aziz, sıddık, sarsılmaz, usanmaz, çekinmez, çekilmez kardeşlerim! Evvelâ: Bu yaz, derd-i maişet cihetiyle ve bu şuhur-u selâse, ibadet haysiyetiyle bir derece Nurların kitabetine fütur verebilir diyenlere beyan ederiz ki: Bilakis, yazmağa şevk verir ve vermek gerektir. Çünki Nur'un hizmeti; hem maişet, hem rahat-ı kalbe bereketleriyle yardım ettiği gibi; ibadet-i tefekkürî nev'inden olması cihetiyle, mübarek ayların sevablarına büyük yardımı olur. Sâniyen: Nur'un bir şakirdi bana dedi ki: Geçen sene daha Nurlar bize teslim olmadan ve hususî bir iade neticesinde burada rahmet dahi hususî bir derece tezahürüyle demiştin ki: "Ne vakit tam serbestiyetle Nurlar okunsa ve yazılsa ve bize iade edilse, yağmurla rahmet tam olacak." haber vermiştin. Hakikaten bu baharda hem Asâ-yı Musa her tarafta merakla yazılması ve okunması, hem Zülfikar-ı Mu'cizat yazılmasına şevkle başlanması, bu emsalsiz rahmete bir vesile olduğuna kat'î kanaatım geliyor dedi." Emirdağ-1 - 167

  • Bilâl Tunç

    19.1.2024 12:49:59

    Cân u gönülden katılıyorum.. Gençler vakit kaybetmeden Osmanlıca yazma çalışmalarına başlamalı.. Yaşlılar da en azından okumayı öğrenebilirler.. Osmanlıca bizim hâfızamız..

  • A. AYDIN

    19.1.2024 01:56:52

    İşte ifratsız ve tefritsiz bir güzel tavsiye...👍"OKU!" emriyle başlayan ilk vahyin hemen devamında "ALLEME BİL-KALEM" buyrularak ilmi tahsil etmenin en etkin ve yaygın olan yolunun "kalemi de kullanmak" olduğuna işaret ediliyor. Bu bakımdan, en azından Nurlardaki vecizeleri yazmak, okumaktan sonraki bir merhaleyi ve dolayısıyla bir terakkiyi ifade ediyor. "Yazanlar" veya en azından "not alanlar" nihayet yazmayı da işte böyle kolayca başarırlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı