"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hukuk devleti yoksa, her yönetim kendi keyfini hukuk olarak dayatır

06 Eylül 2019, Cuma
Hukuk devleti fikrinin özünde ferdin temel hak ve hürriyetlerinin iktidarın gücüne karşı korunması düşüncesi yatmaktadır.

Yani temel hak ve hürriyetleri temel yasa, üstün norm niteliğindeki Anayasalarda belirtmek bir değer olmakla birlikte, üstün güce sahip iktidarın buna uyması da beklenmektedir. Ancak devleti yöneten güç olan iktidarın, zaman zaman işine geldiği gibi davranma ihtimaline karşı bir sınırlayıcı yöntemin olması gerekir.

İşte bu ihtimalin önüne geçmek amacıyla hukuk devletinin hâkim olduğu devletlerde, yürütmenin bütün eylem ve işlemlerinin yargı denetimine tabi olması gerektiği kabul edilen bir husustur. Burada özellikle devletin icraî nitelikte işlerini gören ve yürüten yürütme organının işlem ve eylemlerinin hukuka uygunluğu öncelikli olarak ifade edilmekle birlikte, devlet şeması içerisinde değerlendirilen bütün kurum ve kuruluşların işlem ve eylemlerinin hukuka uygun olması gerekir. Şunu da belirtmek gerekir. İdarenin bütün eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetleyecek makam, yargı kurumlarıdır.7 (Devletin yapmış olduğu eylem ve işlemlere karşı, idari mahkemelerde açılmış olan 300 bin civarında idarî dâvâ söz konusudur.) Devletin idarî anlamda denetimini Devlet Denetleme Kurulu yerine getirmektedir. Malî denetimi ise, Sayıştay tarafından yapılmaktadır. Anayasamızın 125’inci maddesinin son fıkrasına göre, “idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.” Yürütme organının hukuka aykırı davranarak vatandaşlara vermiş olduğu zararlar söz konusu ise, bundan dolayı zararları ödeme zorunluluğu getirilmiştir.8

Hukuk Devleti, Hukukun Tabiatına Bağlı Kalan Yasama Anlayışı İle Mümkündür

Yasama organının, yasaları yaparken, evrensel hukuk ilkelerine uygun, temel hak ve hürriyetleri koruyucu, adaleti gerçekleştirecek kamu düzeni ve kamu vicdanını rencide etmeyen yasal düzenlemelerde bulunması gerekir.9 

Ferdî hak ve hürriyetleri öncelemek yerine devleti yönetenlerin gücünü genişletmek üzere kanunî düzenlemeler yapması, yasama organının hukuk devletinden ziyade kanun devletine yanaştığını ifade etmektedir. Yasama organının yasama işlemlerinde önceliği, mutlak devlet yetkisinin sınırlanmasına, ferdi merkeze alıp ferdî hak ve hürriyetler konusunda şahsa dokunulmaz alanlar açmaya, temel hak ve hürriyetlerin yaşanmasına, yaşatılmasına yönelik olmalıdır. Yasamada çoğunluğu elinde bulunduran ve yürütmeye de hükmeden çoğunluğun; azınlıkta kalan fertlerin, vatandaşların zorlamaya maruz kalmamaları ve kendilerini güvencede hissedebilmelerinin bir yolu da yasamanın çıkaracağı yasalarda hukuka, adalete, kamu vicdanına göre hareket etmesidir. Ancak maalesef iktidar gücünün “vahşi cazibesi”, demokratik teamülleri de kullanarak, iktidarda olmayanların aleyhine yasaların yapılması ve bunların demokratik görünen bir yöntem ile çoğunluğun iradesinin bir görünümü olarak da sunulması, yasama işlemlerinin kötüye kullanılmasının açık bir örneği olarak ifade edilebilir.

Yasama işlemlerinin her zaman yukarıdaki anlamda kötüye kullanılması mümkündür ve bunun örnekleri demokratik geleneklerin yerleşmediği toplumlarda çok daha bariz bir biçimde görülmektedir. Bunu önlemenin iki yolu olabilir: Öncelikle çıkarılan yasaların bağımsız bir kurum tarafından Anayasaya ve hukuka uygunluğunun denetlenmesi, yani yasaların yargısal denetimi10, ikinci olarak da yürütme gücünün yasama gücü üstündeki mutlak faaliiyetinin azaltılması. Bunun gerçekleşebilmesi için siyasî partiler yasasının değişmesi, en azından milletvekillerinin seçimindeki, mutlak tek seçici lider düzenlemesinin değişmesi gerekir. 

Hukuk Devleti Yargının Bağımsızlığı Derecesinde Görünür Olur

Öncelikle şunu belirtmemiz gerekir ki, hukukun üstünlüğünün sağlanmasının en önemli ayağı şüphesiz bağımsız yargı organlarının bulunmasıdır. “Berlin’de hâkimler var” anlayışının en önemli etkisi, ferdin hukuka aykırı davrandığı, hakkın ihlâl edildiği durumlarda; hakkını kendisine teslim edecek ve hangi kurum ve kuruluş olursa olsun hukuka aykırı davranıyorsa, yapılan işlemi iptal edecek bir makam olması, hukukun üstünlüğünün en büyük güvencesidir. Yine yargı bağımsızlığı aynı zamanda hâkimin de bağımsız olmasını ve yalnızca yasa, anayasa ve hukukun genel ilkelerine göre karar vermelerini ifade etmektedir. Hâkimin bağımsızlığı sadece siyasî iktidara karşı değil, herkese karşı olmalıdır.11 

Yargının bağımsızlığı halk arasında genel itibariyle fert ile fert arasında ve fert ile devlet arasındaki anlaşmazlıkların çözümünde hâkimin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve hiç kimseden emir almaması olarak anlaşılmaktadır. Bununla birlikte yargı organı hem iktidarı elinde bulunduran gücün, yürütme organının, yapmış olduğu bütün eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunu denetlemektedir, hem de Yasama organının yasama faaliyetleri sonucu yapmış olduğu yasa ve yasama işlemlerine ilişkin olarak, bütün bu faaliyetlerin hukuka ve Anayasaya uygunluğunu denetlemektedir. Yargı organının bu işlevi gereği, gerek yasama organına karşı gerekse de yürütme organına karşı dışarıdan müdahalelere karşı kapalı olması ve korunuyor olması gerekir, yani bağımsız ve tarafsız olması gerekir. Bu durum hukuk devletinin en önemli göstergelerinden biridir. Bağımsızlık ve tarafsızlık nasıl sağlanabilir? Öncelikle hâkim ve savcıların mesleğe kabulü tamamen liyakat üzere olmalıdır ve verilen eğitimin muhtevasının revize edilmesi gerekir. İkinci olarak, hâkim ve savcıların tayin, meslekte yükselme ve işten el çektirilmesi gibi, özlük haklarının yine hâkim ve savcıların kendi aralarından seçtikleri ve yasama ve yürütmeye karşı bağımsız bir kurum tarafından yapılması gerekir.

Hukuk Devletinde Hukuk Kurallarının Nitelikleri

Hukuk kurallarının genelliği, benzer nitelikteki olaylara aynı kuralların uygulanması, kanunun uygulama alanı içerisine giren bütün olaylara uygulanması, hukuk devletinin gereği olarak ifade edilmektedir. Yasanın herkese uygulanması ve kimsenin bu uygulamaların dışına çıkamaması, kendisine ayrıcalıklı alanlar oluşturamaması, sınırları çevrilmiş kaleler oluşturamaması hukuk devletinin gereğidir. Hukuk “güçlü olanın yırtıp geçtiği, zayıf olanların takıldığı bir ağ değildir” “Güçlü olanların haklı olduğu ve hâkim olduğu değil, haklı olanın güçlü olduğu” bir rejim hukuk devletini ifade etmektedir. Yani kanunlar önünde herkesin eşit olduğu ve eşit yargılandığı hukuk sistemlerini kurmamız gerekir. “Gücü” ve “İktidarı” hukuka uygun hareket ettirebilmenin yollarından biri de, kanun önünde herkesin eşitliği ilkesidir. Bu durum Anayasanın 10. maddesinde güzel bir şekilde düzenlenmiştir; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.” Hukuk devleti her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı bir düzlemde varlığını hissettiren bir ilkedir.12 

Kanun önünde eşitlik, kanunu yapanların da kanunun kapsamı içerisinde değerlendirmesini gerekli kılmaktadır. Bazılarının kuralları uygularken, “daha eşit” olduğu ve kapsam dışı kaldığı rejimler keyfi rejimlerdir. Bu durum hukuk devletinin ayırıcı unsurlarındandır. 

Hukuk devletine ilişkin temel kavramlardan biri de hukuk kurallarının öngörülebilirliğidir. Yani, gerek vatandaşların kendi aralarındaki ilişkilerde, gerekse de devletle vatandaş arasındaki ilişkilerde hangi kuralların uygulanacağı önceden belirlenmiş ve ilân edilmiş olmalıdır. Yani hukuk devletinde vatandaş hangi kurallara uyması gerektiğini, uymadığı zaman ne muameleye maruz kalacağını önceden bilebilecek durumda olması gerekir. Bunun ötesinde, hukuk devletinde devletin ve birimlerinin yetki ve görevlerinin herhangi bir yoruma, takdir hakkına yer bırakmaksızın önceden özellikle Anayasalarda düzenlenmesi, belirlenmesi gerekir. 

Hukuk kurallarının öngörülebilirliği ilkesi, ferdin, vatandaşların hukuka olan güvenini sağlamak açısından önemli olduğu kadar, vatandaşların devlet karşısında kendilerini güvende hissetmelerini sağlaması bakımından da önemlidir.

Yine herkes makul bir sürede âdil yargılama hakkına sahiptir. Hukuk devletinde hakkında suç işlediği iddiasında bulunulan kişi, bağımsız ve tarafsız mahkemelerde ve en kısa süre içerisinde hakkındaki iddiaların delillerinin bağımsız ve tarafsız mahkemeler önünde ortaya çıkarılarak yargılanma hakkına sahiptir. Ve suçluluğu mahkeme kararlarınca sabit oluncaya kadar herkes suçsuzdur. 

Âdil yargılanma hakkı ayrıca yargılamanın herkese açık olması, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olması, yine yargılama sonuçlanana kadar hiç kimsenin suçlu muamelesi görmemesi ve yargılamanın kısa bir süre içinde yapılması gibi hususları ihtiva etmektedir. Avrupa Komisyonu, hukuk devletinin kriterleri olarak; insan haklarının ve temel hürriyetlerin etkili bir şekilde kullanılmasını sağlayan yasaların olması gerektiğini, bağımsız, etkili ve kesintisiz yargının, yasa önünde eşitliği sağlayan hukuk sisteminin, ferde saygılı cezaevi sisteminin, hukukun hizmetinde polis teşkilâtının ve âdil bir ekonomik ve sosyal ortam kurmaya muktedir etkili bir idarenin varlığını aramaktadır.13

Dipnotlar:

7- Kuzu Burhan, Hukuk Devleti ve Hukuk Zihniyeti, http://www.siyasaliletisim.org/pdf/hukukdevletivehukukzihniyeti.pdf s.2. Anayasa mahkemesi vermiş olduğu birkararında, kanunun idareye vermiş olduğu yetkinin sınırlarının yeterince açık olmamasını anayasanın ihlâli saymıştır bkz, Çağlayan, agm, s. 53.

8- Gözler, age, s. 174.

9- Yasama organının hukuka bağlılığını, anayasa ile bağlılık olarak ifade eden görüşlerde vardır, bkz, Gözler, age, s. 173.

10- Gözler, age, s. 173.

11- Kaboğlu, agm, s. 144.

12- Çağlayan, agm, s. 52.

13- Kopenhag Kriterleri çerçevesinde hukuk devleti kavramının muhtevasına ilişkin daha geniş bilgi için bkz. Tahmazoğlu Üzeltürk, agm, s. 160.

Okunma Sayısı: 853
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı