"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kentsel dönüşüm: Depreme hazırlık mı, rant yarışı mı?

Eyüp Yusuf KAYA
03 Şubat 2026, Salı
Geçenlerde dostlarımla sohbet ederken konu dönüp dolaşıp İstanbul’da yaşayan hemen herkesin hayatına dokunan bir meseleye geldi “Kentsel dönüşüm”. Konuşma uzadıkça şunu fark ettim; bu süreci destekleyenlerin de, endişe duyanların da ortak bir talebi var, o da güvenli bir İstanbul.

Hepimiz biliyoruz ki yıllardır bilim insanlarının uyarılarıyla yüzleştiğimiz bir deprem gerçeği var. Kentsel dönüşümün asıl amacı da çok açık, bu da eski ve riskli binaları yıkıp, sağlam zemin etüdü ve doğru mühendislikle güvenli yapılar inşa ederek can ve mal kaybını en aza indirmek. Bu hedef, hem aklın, hem vicdanın gereği.

Ne var ki pratikte bazı uygulamalar bu hedefi gölgeliyor. Çevremizde sıkça görüyoruz: üç katlı apartman yıkılıyor, yerine beş kat dikiliyor; beş katlı bina altı-yedi kata çıkıyor. Gerekçe çoğu zaman aynı: “Üst katlar müteahhidin.” Burada yalnızca “kim ne kazandı” meselesi yok; şehircilik meselesi var. Kat arttıkça nüfus yoğunluğu artıyor, araç sayısı çoğalıyor, trafik ve otopark sıkıntısı büyüyor; altyapı, okul, sağlık hizmetleri, yeşil alan gibi kaynaklar daha da zora giriyor. Depreme karşı tedbir alırken, İstanbul’u yaşanmaz bir kalabalığa sürüklemek büyük bir çelişki değil mi?

Elbette kimse emeğin karşılığını almayı yanlış görmez. Müteahhit de kazansın, işçiler de. Ancak devletin teşvik ettiği, toplumun güvenliğini ilgilendiren böylesi bir seferberlikte öncelik kâr değil, can olmalıdır. Aksi halde dönüşüm, niyetinden uzaklaşıp “rant” kelimesiyle anılır hale gelir.

Yine de hakkı teslim etmek gerekiyor. Bazı yerlerde yıkılan bina aynı kat sayısıyla yeniden yapılıyor. Bu, “önce güvenlik” diyen dürüst insanların varlığını gösteriyor. İşte tam burada bize düşen prensip, sadece teknik değil, ahlâkî de olmalı.

Kur’ân-ı Kerîm bu konuda çok net bir ölçü koyar: “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin.” (Ahzâb Suresi: 70.)

Doğru söz, doğru iş; dürüst niyet, sağlam yapı… İstanbul’u geleceğe taşıyacak olan da tam olarak budur.

Okunma Sayısı: 672
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mustafa Gönüllü

    3.02.2026 11:56:00

    Önce kâr amacı gütmek, bunun can'ın önüne geçmesi üzücü. İnsana önem vermek değil, hatta insanı aşağılamak manasında bu. İnsanın canını hiçe sayarak kendi kâr'ının gereğini yapmak. İşte bunlar "Allah'tan sakınmamanın" neticeleri. Sadece İstanbul değil belki de, ülkenin sorunu bu. İnsanın değerli olduğu bir ülkede yaşamak çok mu zor?

  • Hüseyin İlhan

    3.02.2026 07:33:32

    Kentsel dönüşüm ne yazık ki herşeyi bir rant ,çıkar aracı olarak görenelrin yüzünden şehrilerimiz perişan oldu. Bursa şehrimizde 0,50 emsal artışı denilerek booy boy reklamlarla güya depreme karşı tedbir için sağlam binalar-emniyetli yapılar ile insanalrı koruyacaktık. Ancaak işin başında daire başına alınan bağış adı altında haraçlar ve o haraçların gittiği yerlerin neresi olduğunu bizzat iktidarın mensubu partililerden duyan biri olarak 4-5 katlı yapıların 15 kata çıktığına şahidim. Yine seçim rüşveti olarak 'YARISI SİZDEN/YARISI BİZDEN,diyen kafanın asla hüsnü niyeti olmadığı ayan-beyan ortadadır. Ülkede sadece İSTANBUL mu risk altında.Yine vergiyi sadece İSTANBUL mu veriyor.Kısaca haksızlık,adaletsilik ve rabbimizin haram kıldığı rüşvetlerle iş yapan,yaptıran iktidar maalesef böylesine hayati bir meseleyide dejenere etmiştiiir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı