ABD’nin İran operasyonu, Ortadoğu’nun hâkimiyeti uğruna Irak, Libya, Lübnan ve Suriye’den sonra İran’a saldırıyı soykırımcı İsrail’e karşı bölgede güçlü ülke bırakmama ve Venezuela’nın ardından dünyanın ikinci petrol rezervine çökme maksatlı olduğu ortada.
Bu maksatla, Tahran’dan en üst düzeyden “müzâkereyle akıl ve mantığa çağrılar”ın yapılıp aksi halde “ABD ile İsrail’in tetikleyeceği savaşa bütün bölgenin sürükleneceği” ikazlarına rağmen, Trump’un tâlimatıyla, bölgedeki askerî üs ve silâhlara ek olarak başta Abraham Lincoln uçak gemisi ile Amerikan füze destroyer gemileri Basra Körfezine, İsrail’in Eilat Limanı’na konuşlandırılıyor, ek hava silâh sistemleri İran’ın yakınlarına yığılıyor.
Yine bu maksatla ABD ile hâmisi olduğu bölge jandarması İsrail’le işgal ortağı İngiltere ve Fransa’nın başını çektiği emperyal ecnebiler, önceki işgal ve istilâlarda görünürde de olsa gösterdikleri “demokrasi” ve “özgürlükleri” uyduruk bahaneleri bile gerek görmüyorlar. Evanjelik Trump’la Siyonist Netanyahu’nun tam bir şımarıklıkla bölgede “İran’ın bölgede İsrail aleyhinde bir güç olmaktan çıkarılması” tehditlerini, şantajlarını savuruyorlar.
TRUMP’IN “İŞGAL ŞARTLARI”NI SIRALAMALARI…
Vakıa şu ki Trump, “İran’ın nükleer çalışmaları sonlandırmasını, ‘on iki gün savaşı’ndan kalan zenginleştirilmiş uranyum varsa Amerika’ya ya da üçüncü bir ülkeye transfer etmesi, balistik füze stokunu azaltması, dahası balistik füzelerin menzilini İsrail’i vuramayacak biçimde kısaltması” şartlarını koşuyor. Venezuela gibi İran’ın “teslim” olup petrolünü Amerikalıların ve küresel istilâcıların kontrolüne bırakmasını dayatıyor.
Her ne kadar krizin, krallıklarına, sultanlıklarına, “tek adam rejimleri”ne sıçrayıp sarsacağı korkusuyla Katar ve Suudi Arabistan gibi Körfez ülkeleri yönetimlerinin yanısıra Ankara’dakilerin ABD ile İran arasında arabuluculuk yaptığı söylense de, “iktidara iliştirilmiş havuz medyasının İran’ı suçlayıcı, Trump’ı ve işgalcileri kayıran çarpıklıkları dikkat çekici.
Çarpıklıkların başında, “mücahitlik” taslamasından “müteahhitliğe” geçen bir zamanların “siyasal İslâmcı ‘ateşli Humeynici’leri”nin, sırf “tek adam rejimi”ne arka çıktığı için tek kelime eleştirmedikleri partili Cumhurbaşkanı’nın dostu Trump’ın İran’ı “imha projesi”ne hararetle sahip çıkmaları geliyor.
Her fırsatta Saray iktidarına medhiyeler dizen meddah yandaş medya yorumcularının, Beyaz Saray ya da Pentagon sözcüsü gibi fütûrsuzca Trump’un “işgal şartları”nı sıralamaları... Dünyanın öbür ucundan gelip Müslüman komşu İran’ı ifna operasyonlarını, yönetimini değiştirme provokasyonlarını, petrolüne el koyma sömürüsünü salık vermeleri.
“TESLİM OL!” TEMBİHATINDA BULUNMALARI
Dahası, suret-i haktan görünerek, “Venezuela’da Maduro’yu devirip yerine yardımcısı Rodrigez’in getirilmesi”ni seslendirmeleri. “İran’ın ABD ve İsrail’in tehdidinden kurtulması” için “zorlamayla içeriden ‘ılımlı işbirlikçiler’in başa getirilmesi”ni savunmaları. “Diplomasiye şans tanıyan Trump, İran’ı bombalama şartlarının olgunlaşmasını bekliyor” övgüsüyle İran’ın vurulup “yem” edilmesini âdeta “gerekli” görmeleri!
Ve 911 kilometre sınırının olduğu Müslüman ülke Suriye’yi İsrail’in işgalini kalıcılaştıran, emperyal işgalcilerin ülkenin “etnik ve mezhebî tefrikalar”la bölünüp parçalanmasına teşne hale getiren BOP eksenli akıbetsiz “yanlış politikalar”a bakmadan, hâlâ “İran’ı içine girdiği kıskaçtan ancak Cumhurbaşkanı’nın çıkarabileceği” övgüleriyle “verilen görevi” yerine getirmeleri.
İran’dan sonra sıranın Türkiye’ye geleceğini bile bile Trump’a tek kelime söylemeyip hâlâ İran’a yüklenmeleri. 10 bin 174 kilometreden, okyanuslar ötesinden ABD’nin “güvenliğimi ve çıkarlarımı tehdit ediyor” saptırmasıyla bağımsız bir ülkeye, “İsrail’e ses çıkarma, Suriye gibi teslim ol!” tembihatında bulunmaları.
İbret-i âlem olarak…