İsraf; gereksiz yere harcama tüketim savurganlık olarak tarif edilebilir.
Cürcani, israf için; “Değersiz bir amaç uğruna fazla mal harcamak, harcamada haddi aşmak, meşru bir konuda harcaması gerekli olan ölçüden fazlasını harcamak” demiştir.
İsraf; bereketi bitirir, fakirliğe ve yoksulluğa sebebiyet verir. Kur’an-ı Kerim’de israf 4 kategoriye ayırmış bunlardan biri de kendisine ait veya sorumluluğu altındaki mal ve imkanları gereksiz yere harcamasını ifade eder.
Araf suresi 31: “Ey Adem oğulları! Her namaz kıldığınızda güzelce giyinin, yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” İsra suresi 26-27 ayet: Yoksula ve yolcuya hakkını ver. Gereksiz yere de saçıp savurma! “Çünkü savurganlar şeytanların dostlarıdır. Şeytan da rabbine karşı çok nankördür.”
İsrafın her çeşidi kötü ve Allah’ın sevmediği şeytanla la dostluktur. Yetimin de mazlumun da kısaca herkesin malı olan devlet malıdaki israf; hesabı en çetin verilecek bir davranıştır. “Devletin malı deniz...” mantığı İslam’ın Müslümanların görüş ve davranışı değildir.
Peygamberimiz sallallahu Aleyhi ve Sellem, “İktisat eden zenginleşir israf eden fakirleşir.” ve
“Yiyin, için, giyinin, tasadduk edin. Fakat israf ve kibirden sakının.” (Buhari) der.
Sa’d (ra) namaz için abdest alırken suyu bolca kulaniyordu.
Bunu gören Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem: “Bu israf da ne?’ diye sorduğunda;
Sa’d “Abdestte de israf olur mu?” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz (asm) “Evet ya Sa’d, akan bir nehirin kenarında olsa bile!” demiştir. İslamiyetin israf karşısındaki hassasiyeti ve günümüz devlet erkanı’nın devlet malıyla, şatafatli törenleri, koşk ve sarayları... Bir müslüman olarak bu israfı izah etmek, haklılık payını vermek ve “devletin itibarı için uygun veya caizdir demek” mümkün değildir.
Dünya fani, makamlar geçici ve ölüm muhakkaktır. Ölümden sonra mahkme-i Kübra ve “boynuzlu dan boynuzsuzun hakkının” alındığı gerçeğidir.
İsraf etmeyelim, israftan uzak duralım ve israf edenlerle dost olmayalım.