"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yine büyük bir ilgiyle izlendi

23 Eylül 2021, Perşembe 12:28
İbrahim Hakkı Hazretleri'nin 257 yıl önce yaptırdığı düzenekle güneşin ilk ışınlarının, hocası İsmail Fakirullah Hazretleri'nin başucunu aydınlatması hadisesini izlemek için katılımcılar ve vatandaşlar Tillo ilçesinde sabah namazında bir araya geldi.

Risale-i Nur'da Erzurumlu İbrahim Hakkı: Pencerelerden seyret, içlerine girme
Tillo’da bir Erzurumlu: İbrahim Hakkı

Siirt'in Tillo ilçesinde, İbrahim Hakkı Hazretleri'nin 257 yıl önce yaptırdığı ışık düzeneğiyle güneşin ilk ışınlarının hocası İsmail Fakirullah Hazretleri'nin başucunu aydınlatması hadisesi büyük bir ilgiyle izlendi.

Siirt Valiliği, Tillo Kaymakamlığı ve Tillo Belediyesince ilçe meydanında düzenlenen programda, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında maske, sosyal mesafe ve hijyen kurallarına uyuldu.

Vatandaşların da ilgi gösterdiği programda UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2015 yılında dahil edilen, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin hocası İsmail Fakirullah'ın vefatı üzerine "Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyim?" diyerek 257 yıl önce türbesinde yaptırdığı ışık düzeneğiyle güneşin ilk ışınlarının hocasının başucunu aydınlatması hadisesinin gerçekleşmesi beklendi.

Tekbir ve salavatlar eşliğinde bekleyen vatandaşlar, güneşin doğmasıyla saat 06.17'de gerçekleşen ve 5 dakika süren hadiseyi meydanda kurulan dev ekranlardan takip etti.

Tillo Belediyesince programa katılan vatandaşlara çay, çorba ve simit ikramında bulunuldu.

Işık hadisesi

Siirt'in Tillo ilçesinde hocası İsmail Fakirullah'ın 1734'te vefatının ardından çok üzülen İbrahim Hakkı Hazretleri, "Hocamın başucuna doğmayan güneşi neyleyim?" diyerek arayışa girmişti. İbrahim Hakkı Hazretleri, hocası için yan tarafında kule bulunan bir türbe ve Tillo'nun yaklaşık 3 kilometre uzağında tepe üzerinde taş duvar yapmıştı.

Her yıl ekinokslarda doğan güneşin, duvarın ortasında bulunan pencereden süzülen ilk ışınları, kuledeki aynaya yansıdıktan sonra ışığın kırılması yöntemiyle pencereden türbeye ve oradan da İsmail Fakirullah Hazretleri'nin başucuna doğuyor.

1960'lı yıllarda yapılan restorasyonda, pencerenin yerinin değişmesi sonucu düzenek izlenemez hale gelmişti. 2011'de değişik üniversitelerinden bilim adamlarının yaptıkları çalışmayla yeni bir pencere açılarak olayın tekrar izlenmesi sağlanmıştı.

***

Yazarlarımızdan Hasan Koç'un kaleme aldığı Pencerelerden seyret, içlerine girme başlıklı yazı:

Risale-i Nur’un muhtelif yerlerinde İbrahim Hakkı Hazretleri’nden bahsedilmekte, sözlerine ve şiirlerine yer verilmektedir.

“Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi ‘Mevlâ görelim neyler/Neylerse güzel eyler’ de, pencerelerden seyret, içlerine girme.” (20. Mektup) tesbitinde çok önemli bir detay dikkatimizi çektiğinden paylaşma ihtiyacının hissettik. İbrahim Hakkı Hazretleri’nin bu sözünden bahseden Bediüzzaman Hazretleri, devamında ise ‘pencerelerden seyret içlerine girme’ ifadesini kullanmaktadır. Dikkat çekmek istediğimiz ilginç detay buradadır. “İbrahim Hakkı Hazretleri, Tillo’nun 3-4 km doğusunda bir tepe üzerinde harçsız taşlarla bir duvar yaptırır. Halk arasında Kal’at-ül Üstad diye bilinen bu duvarın etkisiyle, yeni doğan güneşin ilk ışınları türbenin tamamını gölgede bırakırken, duvarda bulunan 40*50 cm ebadındaki pencereden geçen güneş ışınları, türbe kulesinin penceresine ve oradan da kırılmak suretiyle türbe penceresinden İsmail Fakirullah Hazretleri’nin sandukasının başucunu aydınlatmaktadır. 

(http://www.siirt.gov.tr/isik-hadisesi)

18. yüzyılın ortalarında zirvesinde olduğu astronomi bilgisini de kullanarak kurduğu sistemle, güneşin ekvatora dik düştüğü ve böylece gün ve gecenin eşitlendiği 21 Mart ve 23 Eylül tarihindeki ekinoks günlerinde güneşi kendisi tarafından kurulan sistemle türbe içindeki Hocası İsmail Fakirullah Hazretleri’nin kabri başına düşürmeyi başarmıştır. Din ve fen ilimlerinin imtizacının güzel bir örneği olan İbrahim Hakkı Hazretleri, koca kâinatın koca güneşini ilim ve tevekkülle kendisine musahhar etmiştir. Yani üzerine düşeni yaptıktan sonra tevekküle yapıştığından yapmış olduğu bu muhteşem işte muvaffak olmuştur. Önce duvarın penceresinden, sonra kulenin penceresinden sonra da türbe penceresinden güneş ışığını geçirmeyi başarmış, daha sonrada hem ilim hem tevekküllün semeresi olarak ortaya çıkan bu harika vaziyeti pencerelerden seyredip tefekkür etmiştir.

İşte bizlere düşen vazife Hâkim ve Rahim olan Rabbimiz’in gösterdiği doğrultuda hareket ederek, işimizi istikametle yaptıktan sonra pencerelerden seyretmektir. Yoksa ‘pencerelerden seyredip içine girmemek’ manası hiçbir şeye karışmayıp lâkayt kalkmak değildir. Aksine vazifemizi doğru yapmak neticesinde ortaya çıkan güzellikleri tefekkür edip lezzetlenmek manası vardır.

‘Pencerelerden bakıp içlerine girmemek’ manasını doğru anladığımız zaman, sekiz ism-i âzamın bir sahife-i nuranîsi olan güneşi, İbrahim Hakkı Hazretleri gibi pencerelerden geçirip hayretle tefekkür edebiliriz.

 

AA

Okunma Sayısı: 1494
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı