"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

57. yıl coşkusu Güneşli’de yaşandı - Basılıdan dijitale aynı istikametli duruş

26 Şubat 2026, Perşembe 01:11
Gazetemizin 57. kuruluş yıldönümünü Güneşli tesislerinde kardeşlik atmosferinde kutladık. Programda yapılan konuşmalarda Risale-i Nur'un medyadaki dili olma misyonu, dik duruşu, istikameti, neşriyat hizmeti ve dijitalleşmesi öne çıktı.

Gayemiz hakikati duyurmak... - (Merhum) Mehmet Kutlular’dan Hizmet Hatıraları
Tarihî bir görev yapıyoruz
Çınar duruşu
Yön gösteren kutup yıldızı gibi
Yeni Asya’nın yolu

İstanbul - Yasir Özer
Fotoğraflar: Erhan Akkaya - Yeni Asya

Gazetemizin 57. Kuruluş Yıldönümü, Güneşli tesislerinde düzenlenen programla idrak edildi.

Büyük bir coşku ve kardeşlik atmosferinde gerçekleşen programa yoğun bir katılım oldu. 

Mustafa Başkarcı’nın Kur’ân-ı Kerîm tilâvetiyle başlayan programın, açış konuşmasını Yeni Asya Medya Grubu Başkanı İzzet Atik gerçekleştirdi. 

57 yıldır aynı istikametteyiz

Konuşmasına gazetenin 57 yıllık serüveni içerisinde emeği geçenlere teşekkür ederek başlayan İzzet Atik, “Bazı davalar geçicidir; bazıları ise kıyamete kadar devam eder. Biz inanıyoruz ki, Üstadımızın 1907’de Şekerci Han’da “Burada her suale cevap verilir, her müşkül halledilir” diyerek başlattığı ve ahirzamanın dehşetli cereyanlarına karşı bir irşad hareketi olarak ortaya koyduğu hizmet, 1970’te gazete hâline gelmiş ve bugün de aynı şekilde devam etmektedir. Ahirzamanın bir hizmeti olarak Üstadımızın talebelerine ve ders arkadaşlarına miras bıraktığı bu görevi, bugün hep birlikte yerine getirmeye çalışıyoruz” dedi.

İkaz ve irşad vazifemiz sürüyor

Yeni Asya’nın kurulduğu günden bu yana ikaz ve irşad vazifesini hakkıyla yerine getirdiğini söyleyen İzzet Atik, “Kurulduğumuz günden bugüne birçok siyasî hareket geldi geçti. Pek çok anlayış dünyaya hâkim olmak istedi, kendini ispat etmeye çalıştı. Biz ise her zaman Kur’ân-ı Kerîm’den süzülen ve Risale-i Nur’dan aldığımız ölçülerle; doğru olanı destekleyen, yanlış olanı ise uyaran bir yayın anlayışını sürdürdük. Gerektiğinde “Bu yaptığınız doğrudur”, gerektiğinde “Şurada eksik, burada fazlalık var” diyerek istikamet göstermeye çalıştık. 57 yıldır söylediğimiz hiçbir söz havada kalmadı; ne bizi, ne de hizmetini sürdürdüğümüz davayı mahcup etmedi. Bunu bir şükür vesilesi olarak ifade etmek istiyorum. Evet, doğru yolda olduğumuzu biliyor ve inanıyoruz, inandığımız istikamette yürümeye de devam edeceğiz” dedi.

Neşriyat hizmeti dijitalde daha da güçlenecek

Konuşmasında Yeni Asya’nın gelecek vizyonuna da değinen Atik, basılı yayıncılığın yanında çağın gereklerine uygun olarak dijital mecralarda da varlık gösterdiklerini ifade etti. Neşriyat hizmetinin dijital platformlara taşınmasıyla çok daha geniş kitlelere ulaşma imkânı bulduklarını belirten Atik, bu yöndeki çalışmaların artarak devam edeceğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı. 

Bediüzzaman matbuata ehemmiyet veriyordu

Program, Yeni Asya Araştırma Merkezi’nden İsmail Tezer’in okuduğu “Bediüzzaman ve Neşriyat” konulu Risale-i Nur dersi ile sürdü. Tezer, Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında gazeteciliğin önemli bir yeri olduğunu şu ifadelerle vurguladı: “Said Nursî’nin gazete ile münasebetinin en açık ve çarpıcı örneklerinden biri, Tahir Paşa Konağı’nda yaşadığı bir hadisedir. Henüz 17–18 yaşlarında olduğu bu dönemde eline geçen bir gazetede okuduğu bir haber, ruhunda bir heyecan dalgası meydana getirir.

Bu hadise, Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatına etki eden önemli bir dönüm noktası olur. İstanbul’a geldiğinde de gazetelere kayıtsız kalmaz; bilâkis gazetelerle yakından ilgilenir ve çeşitli makaleler neşreder. Bu yazılarında hürriyet, meşrutiyet, gazetecilik ahlâkı gibi pek çok temel meseleye temas eder. Özellikle matbuatın önemi üzerinde durur; basının toplum üzerindeki tesirine dikkat çeker ve matbuatın mesuliyet duygusu içerisinde hareket etmesi gerektiğini vurgular.”

Gazete hakikatlerin ilânat vasıtasıdır

Bediüzzaman’ın, basın-yayın faaliyetlerine olan bu ilgisinin, Üçüncü Said döneminde de devam ettiğini ifade eden Tezer, “Bu dönemde İslâm lehine yayımlanan bazı gazete yazılarını eserlerinde iktibas etmiştir. Bütün bu örnekler açıkça ortaya koymaktadır ki, Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatında neşriyat ve özellikle gazetecilik, tali bir unsur değil; aksine davasının şekillenmesinde ve yayılmasında kritik bir öneme sahip bir ilânat vasıtadır” dedi.

Her kesime rehberlik eden bir yayıncılık anlayışı

Program, İslam Yaşar’ın “Bir Çınarın Duruşu” temalı konuşmasıyla devam etti. Yeni Asya’nın kuruluş tarihi olan 21 Şubat’ın, aynı zamanda ilk cemrenin havaya düştüğü tarihe denk gelmesinin anlamlı bir işaret taşıdığını belirten Yaşar, Yeni Asya’nın her kesime rehberlik eden bir yayıncılık anlayışı ortaya koyduğunu ifade etti. 

Yaşar, 1960’lı yıllardan sonra Nur talebelerine baskıların arttığını belirterek, “Gazeteler, Nur Talebeleri hapse girdiğinde haber yapıyor. serbest bırakıldığında haber yapmıyorlar. İnsanlarda şu kanaat oluşuyor: ‘Demek Nurcular suçlu ki hapse atılıyorlar.’ O zaman Nur talebeleri dinî gazetelere başvurup “Bize zulmediliyor. Bunları haber yapın, tahliyelerimizi yazın” diyorlar. Gazeteler, haber yapmayı kabul ediyor, ama karşılığında belli miktarda gazete almak şartıyla. Bu şartlarla yaptırılan haberler dahi küçük puntolarda ve arka sayfalarda veriliyor. Yeni Asya’ya işte bu ortamın ortaya çıkardığı bir zaruret. Bu zaruret hali bir zafere kaynaklık ediyor” dedi.

Yeni Asya bir cemaatin mahsulüdür

Çınar ağacı ile Yeni Asya gazetesi arasındaki benzerliğe de dikkat çeken İslam Yaşar, “Çınar, selvi gibi tek kök üzerine yükselmez. Selvinin kökü derine doğru tek iner. Bu yüzden mezarlıklarda selvi dikilir; kökleri etrafa yayılmaz. Ama çınar öyle değildir. Çınar etrafa kök salar ve o kökler bugünü meydana getirir. Bugün Yeni Asya bir çınardır ve bu çınarın köklerinden biri Zübeyir Gündüzalp, biri Mustafa Sungur, biri Bayram Yüksel, biri Abdullah Yeğin, biri Mehmet Kutlular, biri Mehmet Fırıncı…  Sayabildiğimiz kadar sayabilirsiniz. Bir iş adamı, para kazanmak, cemiyeti yönlendirmek için gazete çıkarır. Ama Yeni Asya öyle değildir. Yeni Asya bir ihtiyacın neticesi olarak ortaya çıkmıştır. Bir cemaatin mahsulüdür, bir cemaatin malıdır” ifadelerini kullandı.

Risale-i Nur hazinesinin anahtarı

“Yeni Asya, cemiyet nazarında Risale-i Nur hazinesinin anahtarıdır” diyen Yaşar, şu şekilde devam etti: “Bu anahtar taşınmalıdır, kaybedilmemelidir. Çünkü çilingiri de yedeği de yoktur. Bu anahtarı korumak, kaybetmemek için bu cemaat mazide evlât ve can verdi. Para vermek de kolay değildir ama can vermek çok daha zordur. Üstad Hazretleri, Eski Said dönemi talebeleriyle Yeni Said dönemi talebelerini karşılaştırdığında, Yeni Said dönemi talebelerinin daha cesur ve daha ileri olduklarını ifade eder. Eski Said dönemi talebeleri için ‘Kahramandılar, cesurdular’ der. Kahramanlıklarını ve cesaretlerini her hâlleriyle ortaya koyarlardı. Canlarını verirlerdi. Can veren bir anda çeker gider; fakat hayatını veren, o sıkıntıyı bir ömür boyu taşır.”

Bu manayı yaşatmak gerekir

Camia olarak her birimizin, vicdanen ve aklen yerine getirmesi gereken sorumluluklar bulunduğunu belirten İslam Yaşar, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yeni Asya cemaati kendisine güvenmelidir. Sonra cemiyet ona güvenecek. Cemiyet, ‘Yeni Asya yazıyorsa doğrudur’ diyebilmelidir. Bu da büyük bir mükellefiyet getirir: Yanlış yazmamak. Yanlışa fırsat vermemek. Oyuna gelmemek. Hileye katılmamak. İnsanlar Yeni Asya’nın duruşunda bir asalet ve sadakat görmelidir. Herhangi bir gazete gibi değil, Yeni Asya gibi durmalıdır. Bu duruş kolay değildir. Kolayı herkes yapar; mühim olan zoru başarmaktır. Zor kazanılan şey kolay kaybedilmemelidir.”

İslam Yaşar, Yeni Asya gazetesini okumanın ve sahiplenmenin önemini şu cümlelerle anlattı: “‘Yeni Asya olmasa da olur’ gibi bir kanaat zihinlere asla girmemelidir. Aksi hâlde cemiyet nazarında hazinenin anahtarı kaybolur. Risale-i Nur’u cemiyete, devlete ve siyasete arz etme noktasında Yeni Asya ciddi bir müessese ve mevkutedir. Kendi varlığının farkında olmasa bu zamana kadar gelemezdi; fakat bu farkındalık da sürekli diri tutulmalıdır. Eğer bu hayat damarıysa, hayatî bir mesele ise, hayatımız pahasına da olsa bu manayı yaşatmak gerekir.”

Yasaklamak değil; alternatif üretmek gerekir

İslam Yaşar iman hizmetinde çocuklara ulaşmanın ve dijitalleşmenin önemine de değindi: “İnsanlar nefis ve heva güneşi altında yanıyor. Bir çocuğun ölümü hepimizi üzer. Filistin’de olanlara üzülüyoruz; kan ağlıyoruz. Fakat Doğu Türkistan’daki manevî katliamı yeterince fark etmiyoruz. Orada insanlar manen öldürülüyor. Ama asıl mesele burada. Kendi evimizde ölenler var. Çocuğun eline telefon veriyoruz; ne yaptığını bilmiyoruz. Tablet veriyoruz; nereye girdiğini bilmiyoruz. Bilgisayar veriyoruz; kontrol etmiyoruz. Çocuklarımızı kendi elimizle manen öldürüyoruz. O menhus zihniyet çocuklarımızı bizim elimizle öldürmek istiyor. Bugün akıllar adeta bir fikir istilâsına uğramış, zihinler bir çöplüğe dönmüştür. Her gün üretilen sayısız fikir, bilgi ve görüntü zihinlere atılmakta ve beyinler bu yığınlarla dolmaktadır.”

Yapılması gerekenin, bu zihinleri temizlemek olduğuna dikkat çeken Yaşar “Bu temizlik gazeteyi insanların eline vererek, onların dünyalarına girerek, manevî hayatlarını güçlendirmeye çalışarak, Yeni içerikler, yeni oyunlar, yeni imkânlar üreterek gerçekleşecektir. O hâlde Nur talebelerinin buna mani olması gerekir. 1970’li yıllarda çocuklar zehirlenmeye başladığında ‘Bu çocuklar bizim çocuklarımız’ denilerek Can Kardeş çıkarıldı. Haftalık bir dergi olarak evlere girdi. Sonra gençler için Köprü dergisi çıkarıldı. Bugün aile hayatı da tehlike altına girmiştir. Bu çınarın dalları çocuklara, gençlere, ailelere ulaşmalıdır. Cemiyet çöküyorsa, çocuklar evlerinde manen öldürülüyorsa, bu cemaatin buna karşı mesuliyeti vardır. Yasaklamak değil; alternatif üretmek gerekir“ dedi.

Daha fazla insana ulaşmak mümkün

İslam Yaşar konuşmasını şu cümlelerle bitirdi: “Yerimizde durmayacağız. Cemiyetin içine çıkacağız. Gazeteyle, vb. araçlarla artık çok daha fazla insana ulaşmak mümkündür. Gazeteyi sahiplenmek aidiyet duymaktır. ‘Ben onun mensubuyum’ demektir. Mensubiyet başarıyı genelleştirir. Tuttuğunuz takımın galibiyetini nasıl istiyorsanız, mensubiyet bunu gerektirir.”

Türkiye’nin pek çok ilinden okurumuzun katıldığı program, ilgi ve dikkatle takip edildi.

Sunuculuğunu Süleyman Alp Özcan’ın yaptığı program iftar ve teravihle son buldu.

***

21 Şubat 2026 tarihli e-gazetemizi aşağıdaki linki tıklayarak indirebilirsiniz:

YENİ ASYA'NIN 12 SAYFALIK 57. YIL ÖZEL SAYISINI ÜCRETSİZ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

 

Okunma Sayısı: 140
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı