Aziz Üstadımızın Barla’ya ilk gelişi, Eğirdir Gölü’nden kayıkla getirilişi de ayrı bir hatıra idi. Gölün bitişiğinde her sabah güneşin doğuşunu seyrederken, sanki Üstadımızın hâlleri de gözümüzün önüne gelir gibiydi.
BARLA - GÜZİN ÖNAL
Barla, ehl-i imanın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatının telif edilmeye başlandığı ilk merkezdir.

Barla gibi tenha bir yerde Kur’ân ve iman hakikatlerini ders veren Risale-i Nur eserlerinin ilk telif edildiği yere doğru, İzmir ilimizin organize etmiş olduğu hanımlar okuma programı için yola çıktık. Okumaya, dinlenmeye ve şarj olmaya gidiyorduk.
Barla Yeni Asya Tesislerinde nurlu simaların, nurlu kalplerin bir arada olduğu mekânda toplandık. Memleketimizin dört bir yerinden gelen abla ve kardeşlerle görüşüp tanıştık, sohbet ettik.

Üstadımızın ayağının değdiği her yer sanki bize kendini gösterir gibi, bizim de ufkumuzu açıyordu. Dinlediğimiz derslerle gaflet perdelerini bir bir kaldırıp daha derin tefekkür pencereleri açıldı. Açıldıkça mest olduk.
“İnsan, kâinatın ekser envâına muhtaç ve alâkadardır. İhtiyacatı âlemin her tarafına dağılmış; arzuları ebede kadar uzanmış. Bir çiçeği istediği gibi, koca bir baharı da ister. Bir bahçeyi arzu ettiği gibi, ebedî Cenneti de arzu eder. Bir dostunu görmeye müştak olduğu gibi, Cemîl-i Zülcelâl’i de görmeye müştaktır.”
Bu sözü hakkalyakîn yaşayarak ne kadar büyük bir nimet içinde olduğumuzu bize yeniden hatırlattı. Böyle bir şahs-ı mânevînin içerisinde yer alabildiğimize binlerce şükrettik.

ÜSTADIMIZIN İZİNDE
Aziz Üstadımızın Barla’ya ilk gelişi, Eğirdir Gölü’nden kayıkla getirilişi de ayrı bir hatıra idi. Gölün bitişiğinde her sabah güneşin doğuşunu seyrederken, sanki Üstadımızın hâlleri de gözümüzün önüne gelir gibiydi.
Barla’da sekiz sene ikamet ettiği, iki odadan ibaret olan evini ziyaret ederek nurlandık. Üç yüz elli milyon ehl-i İslâmın merkezi hükmünde olan ilk Dershane-i Nuriye... Altında daimî akan çeşmesinden de kana kana suyumuzu içtik.
Said Nursî Hazretleri, bahar mevsiminde menzilinin önündeki muhteşem çınar ağacının dalları arasındaki kulübeciğe çıkar, vazifesini orada îfa edermiş. Risale-i Nur’un hakikatlerini, menba ve maden-i hakikîsi olan Mele-i A’lâ’da tefeyyüz, temaşa ve tefekkür edişini biz de tefekkür ederek ruhumuzu gıdalandırdık.

BARLA’NIN CANLI HATIRALARI
Yine bir sabah namazı sonrasında Barla Kabristanı’nı ziyaret ettik. Dönüşte yokuş aşağı inerken tefekkürümüze devam ediyorduk ki, sekseni aşkın yaşıyla Mehmed Kökeş Amca ile karşılaştık. Kendisi, Barla Marketi sahibinin babasıymış.
Selâmlaşarak başlayan ayaküstü sohbetimizde, Üstadımızla ilgili bildiklerini dinlemek bizleri çok heyecanlandırdı. Sanki bizi Üstadımızın Barla’da yaşadığı zamanlara götürdü. Tadı damağımızda kalan bu güzel sohbeti de tefekkür ederek yolumuza devam ettik.
Sabah dersimize yetişme gayreti içerisinde nihayet tesislerimize ulaştık ve dersimize katıldık.

ÇAMDAĞI’NDA
Barla’ya gidip de, “Barla’yı Yıldız Saraylarına değişmem” dediği Çamdağı’na çıkmazsak olmazdı tabiî. Ailecek, ablalarımız ve kardeşlerimizle Çamdağı ilâhîleriyle yollara düştük.
Çamdağlarındaki o ünsiyet ettiği ağaçların ve dağların başında etmiş olduğu tefekkür ve hissiyatını, okuduğumuz mektuplarından öğrenerek tefekkür etmeye çalıştık.

Her yaşadığı yerde, hatıralarını ve ziyaret ettiğimiz yerleri tefekkür okumalarıyla ruhumuza doyurarak adeta ruhlarımızı şenlendirdik. Kalplerimizi nurlandırdık, aklımızı da gıdalandırmış olduk.
Bir de bunun yanı sıra maddî olarak da çeşitli ikramları Rezzâk-ı Kerîm’in bize lütfettiğini gördük. Midelerimiz de şenlendi. Yıllık tükenmiş şarjımızı doldurduk. Birbirimizden aldığımız şevki yine birbirimize verdik.
AYRILIK VAKTI
Cemaatle kılınan namazlar, arkasındaki tesbihatlar, sabah iki ders ve meyve, öğleden sonra iki ders arasında çay ve ikram, akşam bir ders ve çay muhabbetleri... Sanki Barla’daki okuma programında her birimiz umre heyecanı hissettik.

İhlâsın, uhuvvetin, muhabbetin en üst seviyesi hepimizin yüzüne yansımıştı.
Gidişimizde ilk duyduğumuz heyecanı Barla’da son günümüze kadar hissettik. Dönüş günümüzde de birbirimizden ayrılmanın burukluğu içerisinde herkesle vedalaşarak, istemeyerek ayrıldık.

Seneye buluşmak dileğiyle…
Allah’a emanet olun.
