"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İfade hürriyeti daha fazla zarar görmesin

23 Temmuz 2020, Perşembe 00:17
İKTİDARIN MECLİSE GETİRDİĞİ SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ İÇİN YAPILAN DEĞERLENDİRMELERDE, “BASIN VE İFADE HÜRRİYETİNİ DAHA DA KISITLAR VE DARALTIR, SANSÜRÜ ARTTIRIR” DENİLİYOR.

HEDEF SOSYAL MEDYAYI KONTROL ALTINA ALMAK

Prof. Dr. Yaman Akdeniz: “Almanya'da erişim engeli yok, bant trafiği de daraltılmıyor. Buradaki mesele şu; bilgi akışını kontrol edemedikleri tek mecra sosyal medya kaldı. Şimdi amaç onu da kontrol altına almak.”

ORWELL’IN 1984’Ü GİBİ

Prof. Dr. Korkmaz Alemdar: “Haberler ulaşılamaz hale gelirse geçmişe dönük tarih yazımı da etkilenir. George Orwell’ın ‘1984’ romanındaki gibi yakın geçmişi tümüyle değiştirme yönünde içerikler üretilebilir.”

SOSYAL MEDYA AÇIK CEZAEVİNE DÖNER

Alternatİf Bilişim Derneği Bşk Faruk Çayır: “Düzenleme daha fazla gözetim, denetim ve sansür getirir. Hukuksuz davalar artar. Sosyal medya açık cezaevine döner. Yargılamalar sosyal medya üzerinden yapılır.”

BU KANUNA İHTİYAÇ YOK

Av. Ece Güner Toprak: “Sokakta söylendiğinde hakaret/suç olan, sosyal medyada da suç olmalı deniliyor. Zaten böyle. Binlerce kişi bu yüzden yargılanıyor, mahkûm oluyor. Onun için yeni bir kanuna ihtiyaç yok.”

***

İfade hürriyeti zarar görmesin

AKP’nin ve MHP’nin ortak imzayla TBMM Başkanlığı’na sunduğu sosyal medya ile ilgili yasa teklifinin, ifade hürriyetine zarar vermesinden endişeleniliyor.

AKP’nin Twitter, Facebook gibi milyonlarca kullanıcısı olan sosyal medya şirketlerine, bir dizi yükümlülük ve yaptırım öngören yasa teklifi kamuoyunda tartışmaya neden oldu. Yasa teklifini BBC Türkçe’ye değerlendiren İnternet Hukuku alanında uzman olan Prof. Dr. Yaman Akdeniz, yasa teklifinin en sıkıntı çıkaracak hükümlerinden birisinin de “unutulma hakkı” olduğu belirtti.

İnternet erişiminin yanı sıra düzenlemeyle “içeriğin çıkarılmasının” istenebileceği belirten Akdeniz, bu durumun “arşivlerin yok edilmesi” sonucu doğurabileceği uyarısında bulundu: “Arşivlerden haberler kaldırılacak. Örneğin hükümet kendisini aklamak için yolsuzluk veya usûlsüzlük haberlerini geriye dönük kaldırtabilir veya eleştiri konusu olan açıklama veya söylemleri kaldırtabilir. Yarın, öbür gün 17/25 süreciyle ilgili tek bir haber bulamayabilirsiniz. Bu belki çok konuşulmuyor, ama iktidarın fırsattan istifade için getirdiği en önemli değişikliklerden birisi de bu.”

Hedef sosyal medyayı da kontrol altına almak

Akdeniz, “Bir de önemli olan sosyal medya ağları bu talebi olumlu karşılayacaklar mı? Çünkü burada tek taraflı olarak Türkiye’deki yargı mekanizmasının parçası olacaklar. Şu anda bazı kararları kendi ilkelerine uymuyorsa uygulamıyorlar. Örneğin, Can Dündar, Barbaros Şansal’la ilgili erişim engeli kararını kendi iç kurallarına aykırı olmadığı için uygulamıyorlar. Ama Türkiye’de ofisi olduğu zaman uygulayacak” ifadelerini kullandı. Türkiye’de zaten son derece kısıtlayıcı bir internet düzenlemesi olduğunu ve halen 400 bin dolayında siteye erişim engeli olduğunu belirten Akdeniz, teklif ile sosyal medyanın kullanılamaz hale gelebileceğine işaret etti. Örnek verilen Almanya’da haber sitelerine erişimin engellenmediği, internet bant trafiğinin daraltılmadığını belirten Akdeniz, “Buradaki mesele şu, internet üzerinden bilgi akışını kontrol edemedikleri tek mecra sosyal medya kaldı. Şimdi amaç onları da kontrol altına almak” görüşünü dile getirdi.

Sosyal medya açık cezaevine döner

Alternatif Bilişim Derneği Başkanı Faruk Çayır, MHP’nin de desteklediği yasa teklifini, ‘Açık cezaevi düzenlemesi’ olarak yorumluyor.

Çayır, bu durumun sosyal medya yargılama ve soruşturmalarını artıracağına dikkat çekerek şu noktaların altını çiziyor: “Türkiye’de sosyal medya platformları kullanıcı bilgilerini mahkeme kararlarına rağmen vermeyebiliyor. Bu düzenleme ile anonim hesapların kişi ve IP numarasına ulaşılarak bulunması, hükümete yönelik eleştiri ve haberlere anında müdahale edilerek engellenmesine yol açacak. Bu durumda kişisel verileri devlet organları ile paylaşan sosyal ağlar yüzünden anonimlik hakkı ortadan kalkacağı gibi internette ağ tarafsızlığına da aykırı bir işlem yapılmış olacak. Bu durum uluslararası düzenlemelere aykırılık getirir. Sosyal medyada yapılan bütün paylaşımların içeriği denetlenecek. Yurttaşlar daha fazla gözetime, denetime ve sansüre tabi tutulacak. Günümüzde Cumhurbaşkanına hakaret, Terörle Mücadele kapsamında yurttaşlara ve gazetecilere açılan hukuksuz davalar artacak. Bu düzenleme sosyal medyayı açık cezaevine dönüştürecek. Yargılamalar sosyal medya üzerinden yapılacak.”

Bu kanuna ihtiyaç yok

Av. Ece Güner Toprak, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, düzenlemenin ülkemizde basın ve ifade özgürlüğünün daha da gerilemesine, sansürün artmasına yol açacağını söyleyerek, “asa teklifine sebep olarak; “Sokakta söylendiğinde hakaret/suç olan, sosyal medyada da söylendiğinde suç olmalı” deniliyor. Oysa şu an durum zaten böyle! Zaten bu yüzden yüzlerce hatta binlerce vatandaş, sosyal medya paylaşımları yüzünden yargılanıyor; hatta tutuklanıyor, hapis cezası alıyor. Özetle; bunun için yeni bir Kanuna kesinlikle ihtiyaç yoktur(…) Avrupa’da da, Türkiye’de de, her mevzuatta, bazı söylemler suç teşkil eder. Kimse suç teşkil eden söylemi savunmuyor zaten.  Örneğin; nefret suçu (ırkçılık vb.), terör söylemi, şiddeti teşvik, çocuk cinsel istismarı, intiharı teşvik etme/”siber zorbalık”. İfade özgürlüğünün temel sınırı ise, bir söylemin “açık ve mevcut tehlike” oluşturmasıdır. Esasında Avrupa ile bu konularda mevzuatımız çok benzer. Peki, esas fark nerede? Fark, mahkemelerin uygulamasındadır. Burada yine kilit sorun, yargı bağımsızlığı sorunu ve bazı mahkemelerin uygulamalarıdır” dedi.

Orwell’in 1984’ü gibi

Medya tarihi, etik ve iletişim kuramları alanında uzman Prof. Dr. Korkmaz Alemdar haberler eğer ulaşılamaz hale getirilirse bunun geçmişe dönük tarih yazımını da etkileyeceğini işaret etti.

Alemdar, “Söz konusu değişiklik ‘Orwell’ci bir topluma geçiş kapısını aralayacak mı uygulamalar ile göreceğiz. AKP iktidarda olduğu bu uzun süre boyunca medya ve internetten hoşnutsuzdu; Gezi’den beri şikâyetleri daha da arttı. Twitter, Facebook AKP’nin hoşuna gitmeyen alanlar oldu. Şimdi AKP’den internet ortamında, basın özgürlüğü içerisinde çalışılması ortamını genişletecek bir çözüm beklemek imkansız. George Orwell’ın ‘1984’ romanındaki gibi haberleri, içeriği yok etme durumu başladığında, yakın geçmişi tümüyle değiştirme yönünde içerikler üretilmesi dahi söz konusu olabilir. Mevcutta zaten troll mekanizmasıyla içeriklerin yaygınlaştırıldığı biliniyor” dedi. Dolayısıyla bugünkü ve dünkü haberler yok olduğunda ve hatta değiştiğinde bunun tarih yazımını etkileyeceği görüşüne katıldığını kaydeden Alemdar, ne yazık ki akıllara ‘Orwell’ci toplum modeli geldiğini anlattı. 

Okunma Sayısı: 958
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı