Gazetemizin yazarlarından Cevher İlhan, İslâm dünyasının birliğinin demokrasi, hukuk ve hürriyetle İslâm kardeşliği üzerinde inşa edileceğini belirtti.
KIRŞEHİR’DE “İSLÂM KARDEŞLİĞİ VE İTTİHAD-I İSLÂM SEMİNERİ VERİLDİ
Kırşehir Yeni Asya Kültür Merkezi’nde düzenlenen seminerde gazetemiz yazarlarından Cevher İlhan, öncelikle geçen asrın başlarında Osmanlı’nın dağılmasına çareler aranırken Bediüzzaman’ın, Müslümanların maddî-mânevî kalkınması için her türlü istibdada karşı “cumhuriyet ve demokrat manasında” tanımladığı Kur’ân’daki meşveret ve şura esaslı “meşrutiyet” temel tefsirine atıfta bulundu.
Kur’ân’ın “Ve işlerde onlarla istişare et” (Al-i İmran Suresi: 159), “Onların aralarındaki işleri istişare iledir” (Şura Suresi: 38) mealindeki ayet-i kerîmelerinin tecellîsi olarak tariflediği “meşrutiyet”i, “hâkimiyet-i millet, umum akvâmın [milletlerin] sebeb-i saadetidir, […] aklı kânundur, şahıs değil; bizim devleti ömr-ü ebedîye mazhar eder, milletin bekâsıyla ibkâ edecek, Asya’nın tâliini açacak” müjdesinin anlamını açıkladı.
Bedüzzaman’ın “İstibdat tahakkümdür, muamele-i keyfiyedir, kuvvete istinad ile cebirdir, rey-i vâhiddir [tek kişilik yönetimdir], su-i istimalâta gayet müsait bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir [mahvedicisidir], sefâlet derelerinin esfel-i sâfilînine insanı tekerlendiren [yuvarlandıran] ve âlem-i İslâmiyeti zillet ve sefâlete düşürttüren ve ağrâz [garazları] ve husûmeti uyandıran ve İslâmiyeti zehirlendiren bir zehir olduğu” ikazına dikkat çekti.
“TEARÜF, TEVHİD-İ EFKÂR VE TEAVÜNLE İTTİHAD”
Cevher İlhan, İslâm ülkelerinin krallardan, otoriter rejimlerden, baskıcı yönetimlerden, makyajlanan “tek adam rejimleri”nden kurtarılması gerektiğini; Kur’ân’ın hak, adâlet ve hürriyet ve demokrasi olmadan Müslümanlar arasında manevî ve maddî birliğin olmayacağını ifade etti. İttihadın kapısının “tearüf”le, bilgiyle, irfanla, Müslümanların birbirlerini tanımasıyla her alanda diyalog ve işbirliğiyle “tevhid-i efkâr”la, ortak fikri birlik ve bütünlüğün teminiyle açılacağını; “teavün”le topyekûn maddî ve mânevî yardımlaşmayla temin edileceğini; “siyaset-i âliye-i İslâmiye” olan “içtimaî geniş maslahatlar”la açılacağını misalleriyle aktardı.
Bediüzzaman’ın “ittihad imtizâc-ı efkârdır, imtizâc-ı efkâr mârifetin şua-ı elektriği ile olur” târifiyle, Müslümanların ittifak ve ittihadının, ancak bilgiyle, ilim ve irfan ışığının meydana getireceği insicamla, fikirlerin birleşip bütünleşerek kaynaşmasıyla olacağını ifade etti.
Küresel işgalcilerin, İslâm coğrafyasında körükledikleri krizlerle İslâm kardeşliğini berhava ettiklerini, Müslümanları çeşitli tahriklerle kışkırtarak mezhebî-etnik kargaşaya sürüklediklerini söyleyen İlhan, Müslümanları birbirine kırdıran fitne stratejilerine ve ifsadlarına karşı, Bediüzzaman’ın devrin gazetelerinde yazdığı makaleleri ve 1911’de Şam’da Emeviye Camii’nde verdiği Hutbe-i Şâmiye’deki mesajları özetledi.
Başta Nevşehir ve Yozgat olmak üzere çevre illerden ve mahallerden de Yeni Asya okuyucularının katıldığı seminer ilgi gördü.
KIRŞEHİR - YENİ ASYA