Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Kent, yeni anayasada ‘’değiştirilemez’’ hükümlere yer verilmemesi veya Almanya’da olduğu gibi hem temel hak ve özgürlüklerin korunduğu, hem de devletin niteliklerinin yer aldığı maddeler şeklinde düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
Anayasada değişmez madde olmamalı
Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (YBÜ) Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Kent, yeni anayasada ‘’değiştirilemez’’ hükümlere yer verilmemesi ya da Almanya’da olduğu gibi hem temel hak ve özgürlüklerin korunduğu hem de devletin niteliklerinin yer aldığı maddeler şeklinde düzenlenmesi gerektiğini belirtti.
YBÜ tarafından düzenlenen ‘’Yeni Anayasa Paneli’’de ilk sözü alan Siyasal Bilgiler Fakültesi misafir öğretim üyesi Doç. Dr. Şükrü Karatepe, yeni anayasa ile devletin tüm kurumlarının işleyişine yönelik objektif kurallar konulması gerektiğini belirterek, devletin işleyişinde de ‘’sana göre, bana göre’’ gibi yaklaşımların son bulacağını söyledi. Anayasada en temel sorunun temel hak ve özgürlüklerle ilgili maddelerden kaynaklandığını dile getiren Karatepe, ‘’Bu sorunun temeli hak ve özgürlükleri düzenleyen maddelerin dayandığı dünya görüşüdür. Bir ideolojik sorun vardır Türkiye’de, problem de oradan çıkmaktadır. Yani anayasanın üzerine kurulduğu dünya görüşü insanları ayırmaktadır. İnsanlar arasında eşit muamele yapılmasını öngörmüyor, düşüncelerin, inançların ve yaşam biçimlerinin bir kısmını imtiyazlı, bir kısmını da sakıncalı görüyor’’ diye konuştu.
BİNGÖL: DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜVENCE ALTINA ALINMALI
Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Bingöl ise 1982 Anayasası’nın belli bir ideoloji doğrultusunda toplumu yukarıdan aşağıya tasarlamanın ideolojik bir aygıtı olarak kullanıldığına işaret ederek, son 25 yılda yapılan tüm olumlu değişikliklere rağmen, barındırdığı ruh ve felsefenin kifayetsiz kaldığını söyledi. Anayasa metninin tek başına tüm sorunları çözecek sihirli bir formül olmadığını dile getiren Bingöl, şöyle devam etti: ‘’Toplumsal barış, huzur ve birlikteliğin sağlanması ve pekiştirilmesi için yeni anayasanın Türkiye’deki tüm renkleri kapsayıcı bir kimlik ve vatandaşlık anlayışını esas alması gerekir. Bu bağlamda devletin tüm ideolojilere ve kimliklere karşı tarafsızlığı esas alınarak, yeni anayasa milliyetçilik ideolojisinden ve her tür etnik, dinsel ve kültürel referanslardan arındırılmalıdır. Vatandaşlık; etnik, kalıtsal ve kültürel göndermeler yerine, siyasî ve hukukî çerçevede medeni ve toprağa dayalı bir anlayışla kodlanmalıdır. Resmî dilin Türkçe olduğu belirtilmeli ancak diğer anadillerin eğitimi ve öğretimi önündeki yasaklamalar kaldırılmalıdır.’’
UŞAN: YENİ ANAYASADA FİKİR BİRLİĞİ VAR
YBÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Uşan da yeni bir anayasa ihtiyacı konusunda toplumda fikir birliği olmasının önemine işaret ederek, mevcut anayasanın bir ‘’darbe anayasası’’ olduğunu vurguladı. Son yıllarda yaşanan antidemokratik uygulamaların yeni bir anayasaya olan ihtiyacı gündeme getirdiğini ve son seçimlerdeki yüzde 95 katılım oranı ile parlamentonun beklentilere cevap verecek bir anayasa için yetkili olduğunu anlatan Uşan, yeni anayasada yasama, yürütme ve yargı arasındaki ilişkinin de ele alınması gerektiğini söyledi.
KENT: TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER KORUNMALI
YBÜ Hukuk Fakültesi Öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Bülent Kent ise anayasanın ‘’değiştirilemez’’ hükümlerine işaret ederek, benzer şekilde olan kimi Avrupa ülkelerindeki anayasa maddelerinden örnekler verdi. Yeni anayasada ‘’değiştirilemez’’ hükümlere yer verilmemesi ya da Almanya’da olduğu gibi hem temel hak ve özgürlüklerin korunduğu hem de devletin niteliklerinin yer aldığı maddeler şeklinde düzenlenmesi gerektiğini vurgalayan Kent, böylece tartışmaların önüne geçilebileceğini belitti. Laiklik ve din özgürlüğüyle ilgili maddelere de değinen Kent, ‘’Laiklik kavramı dünyada sadece Fransa, Portekiz ve Türkiye’nin anayasalarında yer almaktadır. Bunun dışında başka hiç bir ülkede laikliğe yer verilmemiştir’’ dedi. Diğer Avrupa ülkelerinde ise devletle dinin dayanışma içinde olduğu bilgisini veren Kent, Fransa’daki laiklik anlayışının da hala tartışılmakta olduğunu vurgulayarak, ‘’Din ve vicdan özgürlüğünün sağlandığı bir laiklik anlayışından’’ yana olduğunu söyledi.