"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Savruluyoruz!

Kadir AKBAŞ
27 Eylül 2018, Perşembe 00:18
“Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” deyişini dillerine pelesenk etmiş bir toplumuz. Lâkin hakkın, haksızlığın tayininde sınırları belirsizleştirmeyi seven, konjonktüre çarçabuk uyum gösterme esnekliğine, ilkesizliğine sahip bir topluluğuz aynı zamanda.

Vahyin evrenselliğine, kuşatıcılığına, insanlığı, hatta her şeyi bir birine dost ve kardeş kılışına burun kıvırıp, “Yerli ve millî”liği tercih etmek aymazlığına da kolaylıkla düçâr oluveririz. Çokluklardan ürker, her biri Allah’ın âyetleri olan farklılıkları ürküntü verici bulur, tekliklere sığınır, bu korkularımıza kudsiyet atfederiz. Küreleri birbirine bağlayacak cesametteki “bir birlerimiz”, “yerli ve millî” bir duruşla, bir anda “Tek”liklere dönüşüverir, anlamsızlaşır. 

“Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sığlığı, vahyin bütün buyruklarını, nebevî ikazları susturur. 

Oysa İlâhî buyruk açık ve kesindir; “Bir de sakın zulmedenlere meyletmeyin, sempati duymayın. Yoksa size ateş dokunur”. İman ve hürriyet kahramanı Bediüzzaman Said Nursî, bu âyetin; zulme değil yalnız âlet olanı ve taraftar olanı, belki ednâ bir meyil edenleri dahi dehşetle ve şiddetle tehdit ettiği ikazında bulunur, “küfre rıza küfür olduğu gibi, zulme rıza da zulümdür” der. Bediüzzaman’a göre, “Bir millet cehaletle hukukunu bilmezse, ehl-i hamiyeti dahi müstebit kılar.” 

Bu sebeple, sahip olduğumuz hakların neler olduğunun, bu hakların neye hizmet ettiğinin, neye yaradığının, bu hakların sınırlandırılmasının veya ortadan kaldırılmasının ne tür olumsuzluklara yol açacağının bilinmesi önemlidir. Aksi takdirde temel hakların çok kolaylıkla ortadan kaldırıldığı, anlamsız bulunduğu, gereksiz ve hatta tehlikeli olduğu inancının toplumda zemin bulabildiğine şahit olabiliriz. 

Bu sebeple anaokullarından başlayarak insan hakları dersinin bütün eğitim ve öğretim hayatında müfredata girmesi, herkesin sağlam bir hukuk ve haklar bilinciyle yetişmesi önemlidir.  

Haklarımız ve sorumluluklarımızın neler olduğu konusunda en temel kaynak âlemlere rahmet olarak inzal olunan Kur’ân-ı Kerîm ve Rahmet Peygamberi Hz. Muhammed (asm) Efendimizin mübarek hadisleri ve nuranî hayatıdır. Kur’ân-ı Kerîm’in adalet anlayışı Saadet Asrı’nda tam olarak anlaşılmış, sonraları bu anlayışla aramıza yüzyıllarca süren aşılmaz bir mesafe girmiştir. Saadet Asrı’nın mümessilleri, Ehl-i Beyt’in temsilcileri her asırda, bu anlayışı mübarek hayatlarıyla yaşadıkları asırlara taşımışlar, bizlere örnek olmuşlardır. 

Geçen ve gelecek asırların mümessili Bedizzaman Said Nursî’nin çileli ve uzun ömrünün her anı ve insanlığın manevî imdadına gönderilen Risale-i Nur Külliyatı’nın her meselesi, bir karıncanın yuvasının dokunulmazlığını, sivrisineklerin yaşama hakkının kudsiyetini, çamaşır ipindeki sineğin istirahatının bile bozulmasına razı gelmeyen bir şefkati, köpeğin gıybetini yapmaktan men eden bir hassasiyeti ders verir ve bu hassasiyeti okuyucusuna kazandırır. 

Savrulmamanın yolu, bu eserleri dikkat ve teenni ile okumak ve kabul etmekten geçiyor.   

Okunma Sayısı: 3734
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı