"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Cumhurbaşkanlığı külliyesi(!) hakkında

Mehmet Soydan
15 Haziran 2024, Cumartesi
Hepimize malumdur ki, 2014 Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nden itibaren cumhurbaşkanının yerleştiği farklı bir yapı mevcuttur.

Bu yapı ilk başta iktidar tarafından “saray” olarak da nitelendirildi. Hatta Cumhurbaşkanlığı’nın internet sitesinde bile böyle bir adlandırma yapıldı. (https://www.tccb.gov.tr/haberler/410/32807/cumhurbaskanligi-sarayi-sanal-turu-hizmete-sunuldu) Fakat saray nitelemesi, padişahlık idaresini hatırlattığından ve diktatörlük manasını hatıra getirdiğinden, kısa sürede bundan vazgeçildi ve o yapı “külliye” olarak nitelendirildi. Bu yazı, hâlâ o yapının külliye olduğunu iddia edenlere bir El-Cevab’dır.

Bu meseleyi de birkaç açıdan değerlendirmek istiyorum:

1) Ülkemizde hâlihazırdaki bir devlet başkanının “saray”da oturması aslında çok da şaşılacak şey değildir. Biz ki, ABD’nin yönetim merkezi olan “White House”un “house”unu [ev] bile “saray” diye dilimize tercüme etmiş bir saltanatçı zihniyete sahip milletiz. Neo-Osmanlıcılık modelimiz de, Osmanlı’nın ne kadar iyi şeyi varsa almayıp ne kadar kötü şeyi varsa almak üzerine kurulu.

2) Dünya tarihinde, “cumhurbaşkanlığı külliyesi” gibi, bir devlet başkanlığı makamına izafe edilen “külliye” tanımı olduğunu sanmıyorum. Biliyorsanız da yazının altına yazmanızı rica ediyorum. Tarih boyunca İslâm’a hizmet için inşa edilen külliyelerin isminin, devlet başkanlığıyla beraber kullanılması, ancak Türkiye Siyasal İslamcılığına mahsus bir şark kurnazlığı olabilir diye düşünüyorum.

3) Külliyeler ağırlıklı olarak, halka yönelik irşad ve tebliğ faaliyetlerine yöneliktir. Yani, ağırlıklı olarak külliyelerden faydalananlar halktır. Fakat saraylardan, ağırlıklı olarak o devirdeki hükümdar ve onun çevresi faydalanabilir.

4) Külliyelerde işlevsellik ağır basar. Saraylarda ise genellikle işlevsellikten ziyade şatafata değer atfedilir.

5) T.C. tarihi boyunca, devletin külliye inşa etmesi –Ankara’daki ucubeden değil gerçek külliyeden bahsediyorum– alışılmış şey değildir. Sorarlar adama: “Madem külliye çok önemli ve ‘itibardan israfın olmayacağı(!)’ bir şeydi, niye 20 küsur senedir yine “külliye” ismiyle yaptığınız pek bir yapı göremedik?

Hülasa

Yukarıdaki bütün yazılanları okuduktan sonra, o yapının saraya mı külliyeye mi benzediğine siz karar verin.

Okunma Sayısı: 876
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    15.6.2024 04:13:54

    .."SEKİZİNCİ MES'ELE: Rivayetler, Deccal'ın dehşetli fitnesi İslâmlarda olacağını gösterir ki, bütün ümmet istiaze etmiş. لَا يَعْلَمُ الْغَيْبَ اِلَّا اللّٰهُ Bunun bir tevili şudur ki: İslâmların Deccal'ı ayrıdır. Hattâ bir kısım ehl-i tahkik İmam-ı Ali'nin (R.A.) dediği gibi demişler ki: Onların Deccal'ı Süfyan'dır. İslâmlar içinde çıkacak, aldatmakla iş görecek. Kâfirlerin Büyük Deccal'ı ayrıdır. Yoksa Büyük Deccal'ın cebr ve ceberut-u mutlakına karşı itaat etmeyen şehid olur ve istemeyerek itaat eden kâfir olmaz, belki günahkâr da olmaz."... Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar - 585

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı