"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tekfir değil, tamir ve tedavi (1)

Melih Can
09 Ocak 2026, Cuma
İslâm tarihinin en sancılı dönemeçlerinden biri, hiç şüphesiz Sıffin Ovasında yaşanan o buhranlı sabahtır.

Hz. Muaviye tarafı mağlubiyetin yaklaştığını hissedince Amr b. Âs’ın stratejisiyle mızrak uçlarına Kur’ân sayfaları takmış, "Aramızda Allah’ın kitabı hakem olsun!" nidasıyla harp meydanını çınlatmıştı. Hz. Ali, bunun bir savaş hilesi olduğunu, hakikatin Kur’ân’a teslimiyet değil, zaman kazanmak olduğunu derhal sezmişti. Ordusuna "Aldanmayın, bu bir oyundur!" diye ihtar etse de, siyasî basiretten yoksun "Kurra" grubu (daha sonra Haricîler olarak anılmaya başlandılar), zahire aldanarak Hz. Ali’yi zorla Tahkim’e (hakem olayına) mecbur bıraktı. Ne garip tecellidir ki, Hz. Ali’ye baskı yapan dinde hassas ama muhakeme-i akliyede noksan bu grup, işler umdukları gibi gitmeyince savrulup tam tersi bir uçta karar kıldılar. "Hüküm ancak Allah’ındır" ayetini dillerine pelesenk edip, Hz. Ali’yi Allah’ın hükmüne insanları ortak etmekle itham ederek tekfir ettiler. Bu grup İslam tarihinde “Hariciler” olarak bilinmektedir.

Hz. Ali, metnin ruhunu incitip lafzına hapsolan bu hastalıklı zihniyete karşı kılıçtan evvel ilmi kuşandı. "Tercümanü’l-Kur’ân" olan İbni Abbas’ı onlarla münazara etmeye gönderirken şu tavsiyede bulundu: "Onlarla ayetler üzerinden tartışmaya girme. Zira Kur’ân çok veçhelidir; sen bir ayet okursun, onlar manayı büker, kendi hevalarına tevil ederler. Onlara Sünnet ve pratik uygulama üzerinden cevap ver." İbni Abbas ayetlerle teorik bir tartışma için değil, Allah’ın hükmünün hayattaki tatbikatını göstermek için onlara: "Allah, ihramlıyken avlanan bir hayvanın bedelini belirlemek için (Maide: 95. veya karı-koca arasındaki geçimsizliği çözmek için (Nisa: 35) insanların hakemliğini emrederken; Ümmet-i Muhammed’in kanı dökülmesin diye hakem tayin etmek neden küfür olsun?" diye sordu. Böylece "Hüküm Allah'ındır" hakikatinin, insanların adalet dağıtmasına mani olmadığını, bilakis insanların hakemliğinin bizzat Allah’ın emri ve Sünnetullah olduğunu ispat ederek onları kendi silahlarıyla susturdu. Ayrıca Hz. Ali'nin hakem olayında "Emir" unvanını sildirmesine takılanlara Hudeybiye’de bizzat Hz. Peygamber’in (asm), barışın temini adına antlaşma metninden "Resulullah" sıfatını sildirdiğini hatırlatarak, yaşanmış pratik bir örnekle cevap verdi ve kaçacak delik bırakmadı.

Bugün İslam dünyasında 'Haricîliğin kollarından olan bir mezhep belki kemiyetçe azdır; ancak metodolojik olarak, maalesef IŞİD ve benzeri radikal yapılar suretinde varlığını sürdürmektedir. Ayetleri bütüncül bağlamından koparıp sloganlaştıran, 'Hüküm Allah’ındır' gibi ulvî hakikatleri indirgemeci bir mantıkla tekfir sopasına dönüştüren bu zihniyet, fikrî bir devamlılık içindedir. Sadece kendi yorumunu 'mutlak din' zannedip, kendisi gibi düşünmeyen masum halkı ve idarecileri tekfir eden bu sığlık, Nebevî usulden kopuşun ve metni 'maksadından kopuk' okumanın güncel tezahürüdür. Oysa Şeriat, batına ve niyete değil, zahire hükmeder. Harp meydanında kılıç korkusuyla iman ettiğini zannedip, şehadet getiren kişiyi yine de öldüren Sahabîye, Efendimiz’in (asm) sorduğu soru şudur: "Kalbini yarıp baktın mı?" Kimsenin kalbini yarıp imanını tartma terazisi –imanometre- elimize verilmemiştir; zahirde Müslüman olana Müslüman muamelesi yapmak, İslâm hukukunun ve kardeşliğinin temelidir.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 575
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı