"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kur’an’ın itibarı: Hem kitap hem mânâ

Melih Can
29 Şubat 2024, Perşembe
Kur’an, Müslümanlar için Allah’ın kelamı ve hayat rehberidir.

Hem okunması hem de yaşanması gereken bir mesaj içerir. Hem kitap hem de mânâ olarak itibar görmeyi hak eder. Ancak günümüzde bazı Müslümanlar, Kur’an’ın kitap olarak itibarını korumakla meşgulken, mânâ olarak itibarını ihmal etmektedir. Bu durum, Kur’an’ın emirlerine uymamak ve gerçek değerini kavramamak anlamına gelir. Kur’an’ın kitap olarak itibarını korumaya dair farklı örnekler vardır: Kur’an’ı bel altında taşımamak, yere değil temiz ve yüksek yerlere koymak vb. Bu davranışlar, Kur’an’ın kutsallığına ve önemine işaret eder. Bunlar, Kur’an’ın kitap olarak itibarını korumak için gerekli ve faydalıdır. Ancak yeterli ve sonuç verici değildir. Çünkü Kuran’ın kitap olarak itibarı, mânâ olarak itibarından ayrı düşünülemez. Kuran’ın mânâ olarak itibarı, Kuran’ın mesajını, hikmetini, amacını ve değerlerini anlamak, kabul etmek ve hayata geçirmek demektir. Kuran’ın emrettiği hak, hukuk, dürüstlük, saygı, merhamet, emniyet ve benzeri değerlere uygun bir hayat sürmek demektir. Kur’an’ın yasakladığı zulüm, haksızlık, yalan, iftira, hırsızlık ve benzeri kötülüklerden uzak durmak demektir. Kuran’ın övdüğü iman, ibadet, ilim, ahlak ve benzeri güzellikleri yapmak demektir. Kur’an’ın kınadığı küfür, şirk, nifak, cehalet, kibir, haset ve benzeri çirkinliklerden kaçınmak demektir.

Kur’an’ın mânâ olarak itibarını korumak, kitap olarak itibarını korumaktan daha zor bir sorumluluktur. Çünkü mânâ olarak itibarı, kitap olarak itibarının temelini oluşturur. Mânâ olarak itibar korunmadığı takdirde Kuran’ın mesajı anlaşılmamış, emirlerine uyulmamış ve ruhu yitirilmiş olur. Kitabın kendisine itibar gösterilirken değerlerine saygısızlık edilmiş olur. Aynı zamanda kitap korunurken ayetler ihlal edilmiş olur. Sonuç olarak da kitaba sadece şekilsel ve yüzeysel düzeyde bağlanılmış ve anlamın derinliği kaçırılmış olur.

Konunun bir başka boyutu ise Allah’ın ayetlerinin sadece Kur’an ile sınırlı olmamasıdır. Allah, yarattığı her şeyi birer ayet olarak göstermiştir. Gökleri, yeri, dağları, denizleri, bitkileri, hayvanları, insanları ve daha nice varlıkları kendisinin sanatı, kudreti ve ilmini tanımak için bize delil kılmıştır. Dolayısıyla Allah’ın ayetlerine itibar göstermek demek yaratılan her varlığın Allah’ın bir ayeti olduğunu bilerek ona göre davranmak demektir.

İnsan, önce kendine sonra da âleme bu gözle bakmalıdır. Bu gözle kendine bakan insan enfüsî âleminde tefekkür ettiğinde vücudunun kendisine verilen bir emanet olduğunu anlar. İstediği gibi tasarruf edemeyeceğini ve o vücudu kendine emanet olarak veren Zâtın emrine göre kullanması gerektiğini bilir. İnsan olarak kendisinin Allah’ın bir ayeti olduğunu kavramasıyla da beşeriyetten insâniyete terakki eder. Sonra âfâki âleme de bu gözle baktığında diğer insanların, hayvanların, bitkilerin ve yaratılan her varlığın birer ayet olduğunu kavramaya başlar. Kur’an’ı yere koymaktan nasıl çekiniyorsa Allah’ın ayeti olarak gördüğü her varlığın değerini de yere düşürmekten öylece çekinir.

Okunma Sayısı: 732
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı