"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Risale-i Nur benim bedelime konuşuyor”

Mikail YAPRAK
01 Nisan 2021, Perşembe
(“Bu Vatanda Dört Parti”yi Doğru Anlamak-3-)

Emirdağ Lâhikası’ndaki ‘Kalbe İhtar Edilen Hakikat“ etrafında fikrî seyr ü sefere devam ediyoruz. Bu hususta bu köşede geçmiş yıllarda yazılanları da gözden geçirip yeni tanzim içinde harmanlayarak buraya taşıyıp nazarlarınıza arz ederken; tashihe muhtaç noktaları bildirmenizle ve ilâve katkılarınızla bu çalışmanın daha da olgunlaşacağı kanaatindeyiz.

Emirdağ Lâhikası’ndaki “Kalbe ihtar edilen” o içtimaî hakikatı doğru anlamaya çalışırken; en başta İttihad-ı İslâm idealinin ve bu idealin gerçekleşmesi için içtimaî/sosyal hayatta bilhassa Nurcular’a düşen vazifelerin iyi bilinmesi lâzım..

Beyanat ve Tenvirler’deki şu cümleler, “doğru anlama” yolunda bize ışık tutacaktır:

“Otuz beş senedir ki siyaseti bırakmıştım ve Nurcular’a da ‘Bırakınız!’ diyordum. Sebebi, siyaset ihlâsı kırar. Fakat şimdi hissettim ki, bazı münafıklar dindarları perde yapıp dini siyasete alet; sonra da siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalıştıklarından safdil dindarların hatırı için bir-iki defa siyasete baktım, gördüm ki: Bizi bu üç-dört mahkemede “Dini siyasete alet ediyor” diye itham edenler kendileri dessasane dini tezyif etmek için kendileri sonra da siyaseti dinsizliğe alet etmek için dinsizlik düsturlarını kanuna bağlamak gibi dünyada hiçbir şeddat, hiçbir zalimin yapmadığı bir dehşet gördüm.”

Şimdi yukarıya aldığımız bu beyanattaki şu ifadeyi büyüteçle büyülterek bir daha okuyalım: “Fakat şimdi hissettim ki, bazı münafıklar dindarları perde yapıp dini siyasete alet; sonra da siyaseti dinsizliğe alet etmeye çalıştıklarından..” 

Ve hemen, 1971’de Demokrat misyonun karşısına dikmek için, ihtilâlciler tarafından yasaklı Erbakan’ın İsviçre’den getirtilerek parti kurdurulduğunu, biz şahit olanlar hatırlayalım ve gençlerimize de duyurmuş olalım..

Ve tekrar Üstad’a kulak verelim:

“Şiddetli bir me’yusiyetim içinde, hürriyet başında bizimle, yani İttihad-ı Muhammedi (asm) Cemiyeti ile, İttihadçıların bir kısmındaki gizli farmasonlara muarız ve manen bizimle, yani İttihad-ı Muhammedî (asm) ile müttefik olan Ahrar Fırkası yine otuz beş sene sonra dirildi, yine uyandı. Birden şeair-i İslâmiyenin başında olan ezan-ı Muhammedi’yi (asm) farmasonların zincirlerini kırıp ilân etmesiyle; siyasetten kat-ı alâka eden (alâkayı kesen) eskide “İttihad-ı Muhammedî” şimdi “Nurcular” namını alan ve İttihad-ı İslâm içinde bulunan kardeşlerimiz yanlış basmamak için bazı şeyleri söylemek isterdim. Fakat Risale-i Nur benim bedelime konuşuyor dedim, yüzümü çevirdim.” 1

Madem ki bu alanda da Üstad’ın bedeline konuşan Risale-i Nur’dur, biz de ona bakıp, onu kulak verip yolumuza devam edeceğiz inşaallah.

Bediüzzaman İttihad-ı İslâm’a her zaman siyasî tartışmaların üzerinde bir mâna yüklemiştir. “Bu zamanın en büyük farz vazifesi İttihad-ı İslâm‘dır“ demiştir. Maziden başlayıp gelen, uzun zaman ihmal edilen bir vazife… 

Yavuz Sultan Selim’den sonra dört asırlık bir zaman diliminde, yani 19. ve 20. Yüzyıla gelinceye kadar bu dâvâyı bihakkın güden önemli şahsiyetlere rastlanmıyor. 

Üstad Bediüzzaman’ın, “İttihad-ı İslâm’da seleflerim“ listesine dahil olma bahtiyarlığına eren isimler şunlardır: Yavuz Sultan Selim, Cemaleddin Efgani, Muhammed Abduh, Ali Suavi, Hoca Tahsin Efendi ve Namık Kemal.

En son adı geçenlerin efkârı bir çok meselede farklı olmasına rağmen İttihad-ı İslâm fikrinde tam müttehiddirler. Namık Kemal’in İbret Gazetesi’nde çıkan “İttihad-ı İslâm” başlıklı makalesi, onun, bu konuda Bediüzzaman’a ne kadar yakın durduğunu göstermeye yetiyor. Bir cümlesine bakalım: “Demek ki, ehl-i İslâm, suret-i ittihadını politika ağrazında veya mezhep mücadelelerinde değil, vaiz önlerinde, kitap sahifelerinde aramaya muhtaçtır.” 2

Dipnotlar:

1- Beyanat ve Tenvirler, s. 11-12, 1970.

2- “İttihad-ı İslâm”, İbret Gazetesi, 27 Haziran 1872.

Okunma Sayısı: 1625
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    1.4.2021 00:52:28

    Üstad,bu vatanda şimdilik dört parti vardır derken; dört ana düşünceden, akımdan,cereyandan bah sediyor.Şindilik kaydı,o zaman dört partinin mev cüt olduğundandır.Bu sa yının değişebileceğine işa ret etmiştir. Parti sayısı ne kadar değişirse,ne kadar çoğalırsa çoğalsın;çıkan yeni partiler bu dört ana düşünceden birine dayan mak zorundadır.Diğer önemli bir husus,İttihadı İslam partisinin konumudur. Üstad bu dört partiyi anlatan mektubu telif ederken,ittihadı İslam partisi diye bir parti yoktu. Çünkü bu patansiyel bir düşünce durumundaydı. Bu da Nur talebelerinde, düşünce olarak vardı.Bu günde fiziki olarak böyle bir parti yoktur. Fikir ve dü çünce olarak Nur talebele rinde vardır.AKP,MHP,SP, İYi Parti,Deva partisi ve Gelecek Partisi gibi parti ler;millet partisinin versi yonlarıdır.Elli senedir bu noktada yanlışlıklar yapılı yor.Yanlışlık,İttihad'ı İslam Partisiyle,Millet Partileri arasında yapılıyor.Bu iki parti karışltırılıyor.Ve bu gün bu karıştırnanın ceremesini çekiyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı