"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ya siz ne âlemdesiniz, ey hakikat kahramanları?

Mikail YAPRAK
11 Nisan 2019, Perşembe 03:38
İnsanlar adedince âlemlerin iç içe girdiği bir dünyada herkes farklı âlemlere kapılmış giderken...

Kıyametin habercisi olan yıkılışlar, çöküşler, bitişler peşpeşe birbirini takip ederken...

Nice âlemler ve âlimler dünya âleminde vazifelerini bitirip başka âlemlere hicret ederken...

Gaflet ve dalâlette boğulmuş insanlar da âlem yaparak avunup aldanırken...

Din ve iman ehlinin de nazarları ekseriyetle dünyaya ve siyasete meyletmişken...

Ya siz ne âlemdesiniz, ey hakikat kahramanları?

Ahirzaman Müceddidi’nin talebeleri olan sizler ne âlemdesiniz? 

Tarifini Risale-i Nur’da bulan “insan-ı kâmil” ismine lâyık şahs-ı manevînin azaları ne âlemdedirler?

Biliriz ki, muhabbet fedaileri ve hakikat kahramanları, kendilerini Nur’un aynasında görmeye ve hakikat kantarında tartıya girmeye her zaman hazırdırlar.

Risale okumaları, tamam. Gazete okumaları, tamam. Acaba kendi kendimizi ve halimizi ne kadar okuyabiliyoruz? Biribirimizle muamelemiz ne kadar dostça, ne kadar kardeşçedir? 

Şu hakikat ölçeğinde halimiz nedir, bakalım:

“Cenâb-ı Hak, Haşir’de adalet-i mutlaka ile mizan-ı ekberinde amal-i mükellefini tarttığı zaman, hasenatı seyyiata galibiyeti, mağlûbiyeti noktasında hükmeyler.” (13. Lem’a)

Çıktığı günden beri matbuat âleminde, cihad-ı manevî sahasında yaptığı hizmetlerini, (sadece Nurlar’ı âleme neşretmedeki hasenatını bile) bu dünyada tartabilecek bir terazisi bulunmayan Yeni Asya’yı, yalnızca bir kardeş yerine koysanız bile, mezkûr ölçüler mihenginde affa ve takdire ne kadar müstahak olduğu açıkça görülür.

Gazetemizin mimarı Zübeyir Gündüzalp, “Hizmet ve dâvâ arkadaşlarınızın gönlünü kırmayınız.” diyor ve şöyle devam ediyor: 

“Ey ferasetli ve müdebbir ehl-i hizmet! Omuz omuza verip çalışmaya çok muhtaç olduğunu; tek başına veya ekalliyette kaldığın zaman muvaffakıyetsizliğe düşeceğini her gün hatırla ve bu hakikatı bir karta yazıp cebine koy ki, günde on defa nefsine ihtar edebilesin.” 

“Bir ve beraber olduğun hizmet ve dâvâ arkadaşlarının gönlünü kırma. Senin gönlünü kıran olursa, “Buna benim nefsim müstehaktır” de ve gönlünü kıranın gönlünü hoşnut eyle.” 

“Böyle bir zamanda, böyle kudsî bir îmân hizmetinde çalışanlara karşı durumumuz şudur: Bir zerre hizmet, bir dağ; bir dirhem hizmet, bir batmandır. Bir Nur hizmetinde -az dahi olsa- bulunanlar, çok hürmet, muhabbet ve şefkate lâyıktır.” 

“Dâne taşıyan bir karıncayı bile incitme.”

“Dostunu şiddet ve minnet içinde tutarsan, bir daha senin suratını bile görmek istemez.”

Yine o mücahid, mümtaz şahsiyet, en büyük gaflet sırasından saydığı hallerden biri olarak, “Müşterek bir işte çalışan şahıslar, dinî veya dünyevî bir müessese mensupları müdavele-i efkâr yaparlarken, herkes kendi fikrini mutlak bir isabet bilmesi, diğer arkadaşlarının fikirlerini dâimâ isabetsiz görmesi, müessese arkadaşlarının reylerini hakir bulmasıdır.” diyor. Hissemiz ziyade ola!..

Okunma Sayısı: 1149
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı