"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Babası için

Misbah ERATİLLA
28 Haziran 2026, Pazar
Sıradan bir öğrenci olan Davut, ortaokulu bitirdikten sonra meslek lisesine kaydını yaptırdı.

“Yarın ne olacağım?” diye bir düşüncesi olmadı. Üniversiteye gitmek aklının ucundan bile geçmedi. Çevresinde veya tanıdıkları arasında üniversite okuyan kimse de yoktu.

Meslek lisesinden mezun olduktan sonra, sınıf arkadaşlarının dershaneye kayıt yaptırdıklarını duyunca babasına: “Ben de dershaneye gitmek istiyorum” dedi. Babası: “Tamam” diyerek Davut’un dershaneye kaydını yaptı ve ücretini ödedi.

Dershanede dersler ona çok ağır gelmişti. Çoğu konuyu ilk defa görüyordu. İş olsun diye derslere devam etti. Sene sonunda sınavlara girdi. Sonuç çok kötüydü. Dershanedeki birçok arkadaşı üniversiteyi kazanmıştı.

Davut babasına: “Bu yıl da dershaneye kaydımı yaptır, mutlaka kazanacağım” dedi. Davut dershaneye gitti ama durumunda bir değişiklik olmadı. Sınavda bir yer kazanamamıştı.

Davut, iki yılın verdiği enkazla babasıyla dayısının toptancı dükkânına bazı ihtiyaçları almak için gitmişti. Dükkânın içi bir hayli kalabalıktı. Gelenlerin çoğu sandalyelere oturmuş konuşuyordu. Davut’un babasını tanıyan biri sesini yükselterek ve gururlanarak: “Oğlum üniversite sınavını kazandı” deyince içeridekilerin hepsi: “Gözün aydın” dediler.

Sonra adam, Davut’un babasına döndü: “Senin oğlun ne yaptı?” dedi. Davut’un babası: “Kazanamadı” dediğinde birden küçüldü ve un ufak oldu. Rengi sarardı, başı önüne düştü. Davut, babasının “kazanamadı” sözünü söylediğini duyduğunda onu izliyordu. Babasının içine düştüğü durumu izlerken yaşadığı mahcubiyeti defalarca içinde hissetti.

Birden çocuğu üniversiteyi kazanan adam, Davut’un babasına zafer kazanmış bir edayla: “Boş ver, seneye kazanır inşallah” dedi.

Davut o birkaç dakika içinde yüz yıl ateşe düşmüş gibi oldu. Beyni, yüreği ve tüm bedeni yanmış gibiydi. Birden içinden bir ses: “Utanmaz Davut, sende hiç mi vicdan, merhamet yoktur? Baban kazandığı birkaç kuruşu da dershanene verdi. Peki sen ne yaptın? Dershaneye pikniğe gider gibi gittin. Dershaneye gitmeseydin bile bu iki yıl aldığın puanı alabilirdin. Babanı arkadaşlarının arasında küçük düşürmeye; parasal, psikolojik olarak yıkmaya, sağlığını bozmaya ne hakkın vardır? Sen gerçekten işe yaramaz, beş para etmez birisin” dedi.

Davut, birden içinden şimşek gibi aydınlık bir ses duydu: “Davut, ayağa kalk ve derslere çalışmaya başla. Artık bahane zamanın bitti. Öyle bir çalış ki herkes babana ‘gözün aydın’ desin. Babanı o mahcubiyetten kurtar, onu sevindir” dedi.

Davut: “Çok çalışacağım” diye saatlerce yeminler etmeye başladı.

Davut için o gün milat olmuştu. Ertesi sabah erken kalktı ve kütüphaneye gitti. Akşam geç saatlere kadar konuları okudu ve ardından soruları çözdü. Akşam eve döndü, yemekten sonra odasına çekildi ve gece geç saatlere kadar çalıştı.

Davut için o yıl çok zor geçmişti. Çok yoruldu ama hiçbir yorulma ve hiçbir zorluk onu mahcup olmak kadar yormamıştı. Sınav gününe kadar çalışmaya devam etti. Sınava girdi ve sonucu bekledi. Sonuç açıklandığında, arkadaş grubu içinde sadece o kazanmıştı.

“Kazandı” yazısını gördükten sonra yüreğindeki sevinç gözyaşları akarken mutluluğu tarif edilemez boyuttaydı. Davut sınavı kendisi için değil, babası için kazanmıştı.

Okunma Sayısı: 249
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı