"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tefekkür etmek

Muzaffer KARAHİSAR
03 Aralık 2019, Salı
Zaman, mekân, olaylar, varlıklar, insanlar…

Etrafımızda gördüğümüz her şey film şeridi gibi gözümüzün önünden akıp gidiyor. Okumak, anlamak, idrak etmek, ibret almak, ders çıkarmak için Rabbimizin mülkünde yarattığı her şeye hikmet nazarıyla anlayarak bakmak yeterli.

Her mevsimde mahlukat kendi vazifesini yapıyor, nizam intizam içinde deveran ediyor. Yeryüzünde bir sergi misali İlahi sanatın tecellilerini, renklerini, çeşitlerini, güzelliklerini, nimetlerini, mesajlarını idrak sahiplerine gösterip kayboluyor. Peşinden farklı boyutta hayat sahiplerinin alem sahnesinde faaliyetleri, vazifeleri, konup göçmeleri mütemadiyen devam ediyor.

Varlık âlemine gelen her varlık yaratılış sırrına, şerefine mazhar oluyor. Rabbimizin severek, isteyerek, itina ve ihtimamla yaratıp kendine muhatap etmesi, bir mahluk olarak, hiçten yoktan yaratılma iltifatına ve imtiyazına nail olarak ilim-i İlahiden kudret dairesine, varlık âlemine teşrif ediyor. 

İlahi huzura mazhar, Rabbinin muhabbetine nail olduktan sonra vadesi, vazifesi bitince hayat sahnesindeki yerini gelecek nesillere devredip gider. Hayat müddetine az ya da çok demeden gelen ve gidenler rıza ve teslimiyetle Baki-i Zülcelal’in varlığını, birliğini, kudretini, gösterir.

Sonsuz kâinat içinde her şey yerli yerince, ölçülü, nizamlı, hikmetle muntazam yaratılmış. “Yarattığı her şeyi güzel ve muhkem yaptı.” (Secde/7) Her yaratılan sahibini, malikini çok vasıflarla, mana-i harfiyle tanıttırır, bildirir. Canlılar sanatla, güzellikle eksiksiz yaratılmışlar. Hayatının devamına lazım olan ihtiyaçları karşılanmış, rızıkları temin edilmiş, nimetlerle donatılmışlar.  

Nereye yüzümüzü çevirsek, hangi varlığa baksak bizlere ibret verecek, aklımızda, kalbimizde ve iç dünyamızda yeni ufuklar açacak tevhit delillerini fark ederiz. Afaki ve enfüsi âlemlerde Rabbimizin ikram ettiği sayısız güzellikleri, envaı çeşit manevi zenginlikleri, marifet pırıltılarını buluruz. 

Cenab-ı Hak, rahmetinin cilvelerini, şefkatinin güzelliklerini, ikramlarını, ihsanlarını şuur sahiplerine kendini tanıttırmak, sevdirmek, şükür ve hamd için yaratmıştır. Bizlere ihsan edilen akıl, fikir, idrak ve birçok duygular ve latifelerle tefekkür etsek: “Ve keza, bir cemâl sahibi, dâima hüsün ve cemâlini görmek ve göstermek ister. Bu ise âhiretin vücudunu ister. Çünkü daimî bir cemâl, zâil ve muvakkat bir müştaka râzı olmaz, onun da devamını ister. Bu da âhireti ister.” hakikatini anlayabiliriz.

Peygamberimiz (asm) bizleri tefekkür etmeye teşvik ediyor: “Bir saat tefekkür bazen bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” (Hadis-i Şerif, Camiu’s-Sağir) Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de defalarca ayetlerini sonunda “Niye hiç düşünmüyorsunuz?” “Niye hiç akıl etmiyorsunuz?” Düşünmenin ve tefekkür etmenin faziletini haber veriyor. 

Asrımıza hitap eden Risale-i Nurlardan hakikatleri, insanlara kâinattaki tevhit delillerini, yaratılış sırlarını, ahiretin varlığını, insanın gayesini ve sorumluluklarını akıl, mantık, ilmî delillerle izah ve ispat ediyor. Okumak ve tefekkürle düşünmek bizlere düşüyor.

Okunma Sayısı: 711
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı