"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zerreden kürreye

Muzaffer KARAHİSAR
28 Ocak 2020, Salı
En küçük parçaya zerre ya da atom deniyor.

Risale-i Nurda zerre ile kâinat beraber telaffuz edilir, kıyaslanır. En küçük ile en büyük arasındaki ölçü, fark, mesafe nazarlara verilerek Cenab-ı Hakkın kudreti ve azameti izah edilir. Zerrenin sanat değeri, potansiyel gücü, taşıdığı kıymet, harika ve önemli yapısı gibi özelliklerle küçüklüğüyle kâinata denk ya da üstünlüğü misal verilir. En küçük zerrelerin hareketleri, değişim ve dönüşümle vazifelerini intizam içinde ifa etmeleri anlatılır.

Zerrelerin, hücrelerin, çekirdeklerin ve tanelerin yaratılışında ve mahiyetinde harika sanatlar, incelikler ve sırlar bakımından cirmine göre, küçüklüklerine rağmen umumi ve külli manalar ihtiva ettiği, içinde tafsilatlı programlar yerleştirildiği, büyük vazifeler yaptığı etraflıca Otuzuncu Söz’de izah ediliyor.

Bütün bu mükemmeliyet, mevcudatın ve mahlûkatın sahibi Rabbimizin eseri, ilmi ve iradesi ile, O’nun güzel isimlerinin varlıklar üzerinde tecellileri olduğunu, çok küçük şeyler içinde büyük, küllü ve umumi hakikatler bulundurup, barındırdığı hayallerimizin kavrayamayacağı ve havsalamızın alamayacağı kadar geniş manalar ihtiva eder.   

NASA’nın gönderdiği Voyager 1 ismindeki insansız uzay aracıyla 1990’da 6,4 milyar kilometre uzaktan, güneşe yakın bir yerden çekilmiş Dünyanın fotoğrafı, küçük bir ışık noktası gibi görünüyor. Adına da “Soluk Mavi Nokta” demişler. Resmi çekenlerden Carl Sagan, nokta gibi görünen Dünyayı anlatıp yorumlamış: “O noktaya tekrar bakın. İşte o nokta burası; evimiz... O nokta biziz. Sevdiğiniz herkes, tüm tanıdıklarınız, adını duyduklarınız, gelmiş geçmiş tüm insanlar hayatlarını o noktanın üzerinde geçirdiler. Türümüzün tarihindeki tüm sevinçlerimiz ve acılarımız, kendinden emin bin çeşit inancımız, ideolojimiz ve ekonomik öğretimiz; her avcı ve her yağmacı, her kahraman ve her korkak, uygarlığımızın mimarları ve tahripçileri, her kral ve her köylü, birbirine âşık olan her genç çift, her anne ve her baba, umutları olan her çocuk, her mucit ve her kâşif, ahlak değerlerini öğreten her öğretmen, yozlaşmış her politikacı, her bir “yıldız”, her bir “yüce önder”, her aziz ve her günahkâr işte orada yaşadı; bir güneş ışınında asılı duran o toz zerreciğinde…” devam eden güzel anlatımın, düşüncelerin, yorumun sonunda söyle diyor: “Bana kalırsa, insan kibrinin akıl dışılığını, küçük Dünyamızın uzaktan çekilmiş bu görüntüsünden daha iyi gösterebilecek bir şey yoktur.” 

Bir hücredeki hayat, bir atom zerreciğindeki güç, bir incir çekirdeğindeki program… Isı, ışık, yedi rengiyle bir cam parçasına yerleşen güneş gibi küçüklüğüyle beraber büyük, geniş, manaların, sırların, haberlerin, bilgilerin, zenginliklerin özü, merkezi, fihristesi, potansiyeli olduğunu anlayabilmek için her zerre mümkün olsa da dünya kadar büyütülüp incelense; belki Dünyanın bir nokta kadar küçültülmesinden esinlenerek anlatılanlardan her zerrenin kendine has özellikleri, programları, harika yapıları ve vazifeleri kadar sınırsız ve sonsuz gerçekleri görüp tefekkür etme imkânımız olacaktı… 

Böylece en küçük noktada büyük, külli ve umumi hakikatlerin yerleştiği her bir muhteşem eserlerin Sahibini, Malikini daha iyi tanıyıp “Maşallah, bârekallah, Allahuekber…” tekbir, tâzim, şükürler ederdik. 

Dünyanın görüntüsüne bakarak aklımıza gelenler… Uzay boşluğunda Güneşin etrafında saatte 108 bin km hızla hareket eden, kendi etrafında 1670 km süratle nizam, intizamla dönen ve yüzeyi % 80 su ile kaplı olan Dünyamız, Rabbimizin inayeti olmasa; rastgele, tesadüfen, başıboş kendi kendine uzay boşluğundaki gezegenlerin içine bir nokta gibi dalıp gitse Allah’tan başka hangi güç bizleri kurtarıp şefkat ve merhametle muamele ederdi?       

Zerrelerle ilgili Risale-i Nurdan yorumsuz hakikatler: “…sevk olunan o zerreye, kör ittifak, kanunsuz tesadüf, sağır tabiat, şuursuz esbab, hiç ona karışamaz.”, “İşte böyle muntazam tavırdan tavıra, tabakadan tabakaya gitgide hedef ve maksadından ayrılmayarak tâ makam-ı lâyıkına, mesela, Tevfik’in göz bebeğine emr-i Rabbanî ile girer, oturur, çalışır.”, “Zerreyim, fakat bir Şems-i Sermed isterim. Hiç ender hiçim; fakat bu mevcudatı birden isterim.”, “Madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem’a, bir işarette, bir öpmekte batma. Dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma…”

Okunma Sayısı: 1417
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Özcan Yurtsever

    29.1.2020 02:43:11

    Maşallah, Bârekallah ne güzel yazdırılmış.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı