"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gerçek tarihin öğretilmesi

Naci TEPİR
01 Eylül 2019, Pazar
Yakın tarihimizde 30 Ağustos, ülkemiz açısından mühim bir gündür!

1922 yılının aynı gününde, Büyük Yunanistan hayaliyle, İzmir’i ve Batı Anadolu’nun büyük bir kısmını işgal edip, halkımıza büyük zulümlerde ve taşkınlıklarda bulunan Yunanlılar’ın denize döküldüğü gündür! Mehmetçik’in imanlı gücüyle kazanılan bu Büyük Zafer, her yıl aynı gün “Zafer Bayramı” olarak törenlerle kutlanmaktadır. 

Bu konu, bu güne kadar okullarda ve Tarih ders kitaplarında hep sathî olarak işlenmektedir.

Bu muhteşem zaferin kazanılmasındaki biricik saik, “Yunanlıların galip gelmesi halinde, Kur’ân-ı Kerîm’e –haşa- hakaret edecekleri ve Kur’ân sayfalarını başka yerlerde kullanacakları” tehdidi idi. Dolayısıyla Allah (cc) için, vatan için, namus için eli silâh tutan herkes cihada koşmuştur! Elbette ki, böyle büyük bir zafer, büyük törenlerle kutlanmaya değer!

Ne var ki, Allah (cc), Kur’ân, vatan, namus, istiklâl için hayatlarını seve seve feda eden mübarek ecdadımız, sonraki yıllarda camilerin kapatılacağından, Kur’ân-ı Kerîm’in yasaklanacağından ve bunun gibi dîni inançlarına aykırı bir takım yasaklar getirileceğinden, haberleri yoktu. Hayal bile edemezlerdi ki, gelecekte, bin yıl İslâm’ın bayraktarlığını yapan kahraman ordumuzun mensuplarından “Namaz kılıyor veya hanımının başı örtülü” diye ordudan atılmalar olacak. Bütün bu kötü gelişmeler, zaafı milliyete (millî bağların zayıflamasına) sebep olmuştur ki, bugün yaşadığımız bölücülük, iç ve dış buhranlar, bilhassa terör belâsı, bu zaaftan kaynaklanmaktadır. Yine ne bileceklerdi ki, darbeciler, Balyozcular, Ergenekoncular, düşmana maşalık yapanlar ve casuslukta bulunanlar ordu içinde palazlanacaklar! Yani, kurt gövdenin içine girmiş, gövde yaralı, perişan.

BEDİÜZZAMAN HAZRETLERİ’NİN TASVİRİ:

O tarihlerde İstanbul’da bulunan, tek başına işgal kuvvetlerine karşı büyük mücadeleler veren ve TBMM’nin büyük takdirini toplayan Bediüzzaman Hazretleri, bir çok defa Ankara’ya dâvet edilir. (kaynaklarda 17 defa dâvet edildiği kayıtlıdır.) Nihayet 30 Ağustos Zaferi’nden bir müddet sonra, Ankara’ya gittiğinde, bir zındıka (Allah’ı inkâr) fikrinin perde altında, zafer sarhoşluğundan istifade ederek yayılmaya çalıştığını fark eder ve bu durumu şöyle anlatır:

“Bin üç yüz otuz sekizde (Rûmî takvime göre) Ankara’ya gittim. İslâm ordusunun Yunan’a galebesinden (30 Ağustos Zeferi dolayısıyla) neş’e alan ehl-i imânın kuvvetli efkârı içinde, gayet müthiş bir zındıka fikri, içine girmek ve bozmak ve zehirlendirmek için, dessasâne (kurnazca) çalıştığını gördüm. ‘Eyvah’ dedim. ‘Bu ejderha, îmanın erkânına ilişecek!’ diyerek, Allah’ın varlığını ve birliğini isbat sadedinde çok değerli bir eserini neşrettiğini beyan eder. ¹ 

Ayrıca, milletvekillerinin birçoğunun namaz kılmadığına üzülür. Onları gafletten uyarmak için, neşrettiği ve “Ya eyyühel meb’usine…. (Ey meb’uslar….)” hitabıyla başlayan on maddelik beyannamesini neşreder. bu beyannamedeki ikazlardan  bazıları: “Ey mücahidin-i İslâm ve ey ehl-i hal ve akd (zor meseleleri halledenler)!

“Bu fakirin bir meselede on sözünü, birkaç nasihatini dinlemenizi rica ediyorum.

“Şu muzafferiyetteki harikulâde nimeti İlâhîye bir şükür ister ki, devam etsin, ziyade olsun. Yoksa, nimet böyle şükür görmezse, gider. Madem ki Kur’ân’ı, Allah’ın tevfikiyle düşmanın hücumundan kurtardınız; Kur’ân’ın en sarih ve en kat’î emri olan salât gibi feraizi imtisal etmeniz lâzımdır, tâ onun feyzi, böyle harika suretinde üstünüzde tevâli ve devam etsin.

“Âlem-i İslâmı mesrur ettiniz muhabbet ve teveccühünü kazandınız; lâkin, o teveccüh ve muhabbetin idamesi, şeairi İslâmiyeyi iltizam ile olur (...)

“Zaman cemaat zamanıdır. Cemaatin ruhu olan şahs-ı mânevî daha metindir.(...) Harice karşı kazandığınız iyiliği, dahildeki fenalıkla bozmayınız. Bilirsiniz ki ebedî düşmanlarınız ve zıtlarınız ve hasımlarınız İslâm’ın şeairini tahrip ediyorlar. Öyle ise zarurî vazifeniz, şeairi ihya ve muhafaza etmektir. Yoksa, şuursuz olarak şuurlu düşmana yardımdır. Şeairde tehavün, zaaf-ı milliyeti gösterir. Zaaf ise, düşmanı tevkif etmez, teşci eder.” 2

VELHASIL:

Bugün kazanmamız gereken asıl zafer, gövdeye giren kurtları temizlemek ve gövdeyi kurtarmak olacaktır.

Dipnotlar:

1- Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, İst., 2011 s. 420.

2- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat,  

İst. – 2007, s. 220-225.

Okunma Sayısı: 598
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı