"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Zorlu bir devlet adamı: ‘Fatin Rüştü Zorlu’

Naci TEPİR
20 Mart 2022, Pazar
20 Nisan 1910 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Fatin Rüştü Zorlu, 2. Abdülhamid Devri Mirlivası (Tugay komutanı, Tuğgeneral) İbrahim Rüştü Bey ve Hatice Güzide Hanım’ın en küçük çocuklarıdır. Bitirdiği okullar: Galatasaray Lisesi, Paris Siyasî Bilimler Enstitüsü ve Cenevre Üniversitesi-Hukuk Fakültesi.

1932’den başlayarak Dışişleri Bakanlığı’na bağlı çeşitli vazifelerde bulunduktan sonra, 1936 Montrö Konferansı’na katıldı, Paris ve Kuybişef (Rusya’da bir şehir) Maslahatgüzarlığı ile Merkez Şifre Müdürlüğü yaptı. 1951’de Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı Genel Sekreteri oldu. 1952’de Büyükelçiliğe yükselerek Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilâtı’nda (NATO) Türkiye daimî temsilciliğine getirildi. 1954 ve 1957 seçimlerinde Demokrat Parti’den Çanakkale Milletvekili seçildi. Adnan Menderes Hükûmetlerinde Başbakan Yardımcılığı, Devlet Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı’nda (Kasım 1957–Mayıs 1960) bulundu. 1957 yılında Kıbrıs Türkleri’ni, RUM EOKA çetesinin terörüne karşı korumak için Türk Mukavemet Teşkilâtı’nın kurulmasını sağladı. Dışişlerinde güttüğü siyaset NATO’ya bağlılığa dayanmakla birlikte, Türkiye’nin ekonomik büyümesi için azamî mâlî kaynak sağlamaya matuftu. 1974’te Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde TSK tarafından gerçekleştirilen Kıbrıs Harekâtı’nın hukukî dayanağı, Fatin Rüştü Zorlu’nun 11 Şubat 1959’da İsviçre’de Yunanistan ve Birleşik Krallık (İngiltere) ile birlikte imzaladığı Zürih Antlaşması’ndaki Garantörlük hükmüne dayanmaktadır!

Zürih görüşmeleri sırasında, rahmetli Adnan Menderes’in direktifleri doğrultusunda Türk haklarını söke söke müdafa eden rahmetli Zorlu, İngiliz ve Yunan sefirleri karşısında, Türk hakları konusunda bir adım geri atmamış, Garantörlük hakkını sağlamıştır. Bu görüşmeler öncesinde, Ankara’daki İngiliz Büyükelçi, Zorlu hakkında Londra’ya gönderdiği raporda şöyle demektedir: “Türk Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu üstün kabiliyetli. Türk menfaatlerinin korunmasında fanatik derecesinde dikkatli ve inatçı bir müzakerecidir!” 

1960 yılında 27 Mayıs Darbesi’nden sonra diğer hükûmet üyeleri ve DP idarecileriyle birlikte tevkif edilerek, yeni kurulan “Yüksek Adalet Divanı (!)” tarafından Yassıada’da yargılandı. Bu hukuksuz mahkeme 14 sanıkla birlikte Fatin Rüştü Zorlu’yu da idam cezasına çarptırdı. Cezası, Adnan Menderes ve Hasan Polatkan’ınki ile birlikte, kendilerine Millî Birlik Komitesi ismini takan cunta tarafından onaylandı. Karar 16 Eylül 1961’de İmralı’da infaz edildi. Dolayısıyla tarihi büyük bir cinayet işlenmiştir. Yassıada’nın cuntacı komutanı Tarık Güryay, hatıralarında bu hadiseye şu şekilde yer verir:

“Zorlu, ölüme gerçekten zorlu bir metanetle gitmiştir! O kadar ki, hattâ, mahut idam gömleğinin üzerine giydirilişinden sonra, kendisine dini telkinde bulunan hocanın, heyecandan okuduğu duâda, şaşırdığı kelimelerde düştüğü hataları düzeltti! Kolları arkadan bağlanırken, başsavcıya son bir ricada bulunarak ellerinin önden bağlanmasını istedi. Fakat bunun kanunen imkânsız olduğu söylendi. İdam sehpasına, öz dedesi Gazi Osman Paşa’nın adına yazılan “Tuna Nehri” Marşı eşliğinde gitmiştir. Beraberce sehpaya doğru yürüdük. Ne masaya ne de masa üzerindeki sandalyeye çıkarken yardım istemedi. Hattâ heyecandan eli titreyen cellâda: ‘Oğulum ne titreyip duruyorsun? İlmik senin değil, benim boynuma geçecek’ dedi. Sonra adetâ kendisini uçsuz bucaksız bir boşluğa atar gibi: ‘Allah memleketi korusun, haydi Allah’a ısmarladık!’ dedikten sonra, ayaklarının altındaki sandalyeyi itmek işini de kimseye bırakmadı. Boyu uzun olduğu için, ayakları masaya basmıştı. Cellât masayı itti. Ona bu kadarcık da iş düşmüş bulunmasaydı, Zorlu sanki intihar etmiş olacaktı.” 

Cenazesi, ölümünden 29 yıl sonra, 17 Eylül 1990’da İmralı Adası’ndaki mezarından alınarak, İstanbul Topkapı’da yaptırılan Anıtmezar’a nakledildi.

Ruhu şâd olsun!..

ZORLU’NUN İDAMDAN ÖNCE AİLESİNE YAZDIĞI MEKTUP

Anneciğim, Emelciğim, Sevinçciğim ve Ağabeyciğim!

Şimdi Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıkıyorum. Sakinim. Huzur içindeyim. Benim için üzülmeyin. Sizlerin de sâkin ve huzur içinde yaşamanız beni daima müsterih edecektir. Bir ve beraber olun. Allah’ın takdiratı böyle imiş. Hizmet ettim ve şerefimi daima muhafaza ettim!

Hepinizi Allah’a emanet eder, tekrar üzülmemenizi ve hayatta berdevam olarak beni huzur içinde bırakmanızı rica ederim.

Allah memleketi korusun!..

Fatin Rüştü Zorlu (Rahmetullahi Aleyh)

Okunma Sayısı: 4018
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Fatin Rüştü zorlu TURANLI

    20.3.2022 18:31:30

    Allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun

  • Ali

    20.3.2022 14:56:46

    Ne müthiş iman ne muazzam bir kahramanlık. Hem de düşmanının itirafı. Cümle arkadaşlarının ruhu şad mekanı cennet olsun. Milletin ruhu kıyamete kadar onlara minnettar ve milletin öfkesi katillerinin ensesinde..

  • Feyzullah Ayhan

    20.3.2022 11:35:11

    Allah rahmet eylesin, nasıl bir salabet ki idam sehpasındayken hocanın yanlışını düzeltebiliyor.Mekanı cennet olsun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı