"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Millî Eğitim kareleri

Naci TEPİR
20 Haziran 2019, Perşembe
Bilindiği gibi eğitim mevzusunda ilk olarak çıkarılan 3 Mart 1924 tarih ve 430 sayılı “Tevhid-i Tedrisat (Eğitim ve Öğretimi Birleştirme) kanunuyla köklü değişiklikler getirilmiştir.

Bu kanunun zahiri gayesi: “Mektep ve medreseleri birleştirip, ikiliğe son vermek ve millî kültürün gerçekleştirilmesine çalışmak”tı. 

Yapılan değişiklik Millî Bünye ile bağdaşmıyordu! Çünkü toplumun bin senelik geliştirdiği kültür geleneğine, örf ve âdetlerine tamamen zıt idi!

2 Mart1926’da kabul edilen, Maarif Teşkilâtı Hakkındaki Kanun’la, Kur’ân, tefsir, fıkıh, hadis, siyer ve sair bütün İslâmî ilimler –hâşâ- çağ dışı sayılarak okul müfredat programlarından kaldırılmıştır. Halbuki “Tevhid-i Tedrisat Kanununun 4. Maddesinde “Maarif Vekâleti Yüksek Dîniyat mütehassısları (uzmanları) yetiştirilmek üzere Darülfünunda (üniversitede) bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidemat-ı dîniye’nin ifâsı (imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerini yerine getirmek vazifesi) ile mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşâd edecektir (açacaktır).” deniliyor. Ama bu kâğıt üzerinde kalmıştır. Bu çifte standart icraatın asıl gayesi, sadece din ile ilgili derslerin kaldırılması, dolayısıyla ileride yapılacak din dışı köklü değişikliklere zemin hazırlamak idi!  

1937 ve 1939 yıllarında çıkarılan kanunlarla köy eğitmeni yetiştirilmesi yaygınlaştırılır. Bu tatbikat daha sonra Köy Enstitüleri’ne dönüştürülür. 

17 Nisan 1940’ta çıkarılan bir kanunla Köy Enstitüleri kuruldu. Bu kanunun TBMM’de görüşülmesi sırasında asıl gayenin farkında ve karşı görüşte olanlar, “köylülerin parasız çalıştırılarak acımasızca istismar edileceği, kız-erkek bir arada eğitim görmelerinin din ve ahlâka aykırı olduğu, Köy Enstitüleri’nin keyfi olarak geliştirilmiş bir model olduğu ve neticede “yarım münevver” hattâ dinsiz, imansız bir tip yetişeceği” fikrini savunmuşlardır! Zaman onları haklı çıkarmıştır! 

Bu okullarda yetişenler, köylerinde halk arasında ve derslerde resmen dinsizlik ve ahlâksızlık propagandası yapmışlardır. Bunlar aynı zamanda o günkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin birer militanı idi. Böylece halkın din ve ahlâk konusunda yozlaşmasında büyük rol oynamışlardır! Bu menfi gelişmelerle ilgili (husûsiyle din, ahlâk, namus konusunda) tüyler ürpertici örnekler hâlâ canlı olarak hafızalarda mevcuttur!

Buralardan yetişen yazarlar, yazdıkları eserlerinde açıkça komünizm ve ahlâksızlık propagandası yapmışlardır!

Rus asıllı İsmail Hakkı Tonguç ile Millî Eğitim eski Bakanlarından Hasan Ali Yücel de, dinsizlik ve ahlâksızlık eğitiminin baş mimarlarından, aynı zamanda bu zararlı kurumların kurucularındandır. 

Birer fesat yuvası haline gelen Köy Enstitüleri, 1950’de iktidara gelen Demokrat Parti Hükümeti tarafından kapatılmıştır.

16 Haziran 1973’de çıkaran 1739 sayılı “Millî Eğitim Temel Kanunu” yla da toplumun millî bünyesiyle bağdaşmayan “Millî Eğitimin Temel İlkeleri” adıyla birtakım prensipler kabul edilmiştir. 

Birkaç misal:

* Toplumun ihtiyaçları ve fertlerin kabiliyetleri: Millî Eğitim hizmeti, fertlerin istek ve kabiliyetlerini gözeterek toplumun sosyal, ekonomik ve kültürel ihtiyaçlarına uygun olarak… (Kendi öz kültüründen koparılan toplumun hangi kültürel ihtiyaçları olabilir?)

* Mecburî Eğitim ve Öğretim Hakkı: On beş yaşına kadar süren eğitim, kız erkek ayırımı yapılmaksızın, her vatandaş için bir hak ve vazife olup mecburîdir. (Mecburî eğitimin günümüzde 5 yıldan, 12 yıla çıkarılması da üzerinde çok tartışılan ve millî bünyemize uymayan bir konudur!)

* Karma Eğitim: Çok tartışılan bir konu olan karma eğitime ta 1927’de geçilmiştir. 1999–2000 öğretim yılından itibaren de özel okul ve dershanelere karma eğitim mecburiyeti getirilmiştir. Başta inanç ve ahlâk olarak, bütün insanî değerleri törpüleyen bu çarpık eğitim modeli dünyanın pek çok yerinde hâlâ tartışılırken, 85 yıldan beri ülkede tatbik edilmektedir.

* Atatürk İlke ve Devrimleri ile Atatürk Milliyetçiliği:….. Dünyanın hiçbir yerinde, benzeri görülmeyen bu bağnazlık, maalesef ülkede hâlâ devam etmektedir!

* Laiklik ve Din Kültürü Eğitimi:  Millî eğitimde laiklik esastır.  Bu ilkeye ters düşmemek şartıyla öğretim kurumlarında din kültürü eğitimi yapılabilir. (“Laiklik” dinsizlik olarak yorumlanıyor. Hem de “Din Dersleri” yerine “Din Kültürü” ifadesiyle kelime oyunu yapılmıştır. Toplumun başka bâtıl dinleri değil, kendi Hak Dîni olan “İslâmî Bilgileri” öğrenmeye ihtiyacı var!) 

* Millî Ahlâk ve Kültürün Geliştirilmesi: Maalesef gelişmeler tam tersine olmuştur. Yani, millî kültür zayıflamış, ahlâksızlık gittikçe yaygınlaşmıştır.

* Demokrasi Bilincinin Geliştirilmesi: Maalesef bu despot sistem, çokça darbeci ve sahtekâr tipler yetiştirmiştir!)

* Türk Dili ve Yabancı Dil Öğretimi: Toplumumuzu şerefli mazisinden koparmak için dilimiz 90 yıldan bu yana, hem küçültüldü, hem de uydurukça kelimelerle yozlaştırıldı. 140 bin kelimelik gelişmiş Türkçe [Osmanlıca], bugün 5 bin kelimelik kadük dil haline getirildi. Öyle ki, aynı evde dede ile torun anlaşamaz duruma gelmiştir. 

Hülâsa: Kâğıt üzerindeki prensiplerle, yapılan icraatlar hep tenakuzla çelişkilerle dolu! Asıl gaye ise hep gizlenmiştir! Bu güne kadar yapılan icraatlar gösteriyor ki, toplum hep oyalanmış, aldatılmıştır.

Okunma Sayısı: 722
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı