"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Aşılan(ma)ma hürriyeti

Ömer Faruk ÖZAYDIN
26 Eylül 2021, Pazar
“Hürriyet büyük bir nimettir, kulluğun bir mihengi, nirengi noktası, mihrakiyesi ve pusulasıdır. İlâhî kanunlar bile insanı muhayyer bırakmış, istibdat ise; insanı köleleştiren, kimliksişleştiren, iradeyi elden alan bir nikmettir.” (Ceza)

Gücünü ve ahlâkını Kur’ân’dan ve sünnetten alan asrımızın en büyük âlimi Bediüzzaman da; “ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam” diyerek açlığı ötelemiş hürriyeti öncelemiştir. Dolayısıyla hürriyet Allah’ın bir inayeti, bir rahmeti, bir Peygamber (asm) müjdesidir. Kur’ân bize “La ikrahe fiddin” (dinde zorlama yoktur) diyor ki, dinde yoksa hayatın hiçbir alanında kabul edilemez.

Madem hürriyet bu kadar kutsaldır, madem zorlama yoktur: Dinimizi, eşimizi, idarecimizi, arkadaşımızı, doktorumuzu, pazardan bir karpuz alırken seçeriz de bize dayatılan bir şeyi tahkik etmeden seçmez miyiz? Hele ki bu sağlık olursa. Her şeyi bir kenara bırakır, ağrımız, sızımız neredeyse canımız oradadır gerçeğiyle pür dikkat oraya yöneliriz. 

Sun’î olduğu düşünülen bir virüs (ki o da belli değil, 5G  ya da dijital senaryo iddiaları) yüzünden bir aşı furyası bütün dünyayı esir aldı. Aşı olmadan seyahat edemez, mekânlarda oturamaz, iş akdin bozulur, eğitim ve öğretim alamaz, hattâ ibadet mahalline bile gelemezsin dayatması, aşı faydalı mı, zararlı mı tartışmalarını da beraberinde getirdi. 

Dayatma olunca “global güçler beni manipüle mi ediyor” soruları da sorulur oldu. 

“Bu aşı doğru mu? Şu, şu gerekçelerle vücuduma bilmediğim bir maddeyi enjekte etmem, kafamda deli sorular var, birilerin oyuncağı olup hayatımı riske edemem” şüpheleri gittikçe artıyor.

Yine deniliyor ki: “Bu virüsü pandemik yapanlardır bizi eve hapsedenler; düzenimiz bozuldu, camilerimize, eğitimimize, iş yerlerimize el koydular. Canları istedi kapadılar, canları istedi açtılar. Şimdi de ne olduğu meçhul olan bir sıvı enjekte etmek istiyorlar, hem de zorla. Önüme her konulanı; GDO’lu ürünleri, sahte et, süt, peyniri yemek, her müziği dinlemek, her senaryoyu oynamak zorunda mıyım, bir sürü veri var ortada, şüphe etmeyelim mi? 

Kaldı ki bilimin temel taşı şüphedir. Şüphe ile yanlışlar doğrulardan elenir. Hz. İbrahim (as) şüphe ile Allah’a varmadı mı? Yaratıcıyı ararken, önce yıldıza, Aya, sonra da Güneşe ve aradığının onlarda olmadığını görünce Rabbine vardı ki, Risale-i Nur’a baktığımızda bu bakışla hakikate varılmıyor mu? Önce sorulardan gelen yollara bakılıp, muhâlden (imkânsız) vücuda gidiliyor ki buna hakikat mesleği deniliyor.

İşte Covid’in dünyamıza girmesiyle başlayan bu şüpheler ve hakikatı arama meyli gittikçe arttığı gibi, STK’ları da harekete geçirdi. Yazarından doktoruna, beslenme uzmanından bilim adamına, sanatçısından siyaset adamlarına kadar çeşitli ke-simden milleti ikaz sadedinde yürüyüşler yapıldı/ yapılıyor. Geçen hafta İstanbul/ Maltepe’de binlerce insan bu sebeple toplandı, bu Pazar da Ankara/ Maltepe’de. Garip bir tecellidir ki, siyasetin memleketi parça parça böldüğü bir vetirede bu toplantılar; sağcısı, solcusu, Kemalisti, AKP’lisi, CHP’lisi, dindarı, demokratları bir araya getirdi. (Bu tablo siyasîlere arz olunur)

AŞI KARŞITLARINA SALVOLAR

Bu arada “aşı karşıtları”na karşı da salvolar gelmiyor değil. Onlar da diyorlar ki; “bunlar komplo teorileri, erbabı olmayan insanlar ahkâm kesiyorlar, DSÖ, bilim kurulları, hekimler, devletler, liderler sağlık bakanlıkları bilmiyor da bunlar mı biliyor?” gibi görüşler de...

Aşılıların en büyük gerekçesi; aşısızların hakka girdiği, milletin sağlığıyla oynandığı fikri karşısında aşısızlar da diyor ki; “Madem aşı koruyordu, bu korku niye, aşısızlar düşünsün aşılılar değil, belki yarın aşısızlar aşılılardan uzak duracaktır”

Yine şüphe ile bakanlar diyorlar ki: “Biz aşıya karşı değiliz, şu an aşı dedikleri bir sıvı madde, henüz aşı kimliğine kavuşmuş değil. Zerkedilen şeyin aşı olabilmesi için çok aşamalardan ve ü-zerinden beş, altı yıl geçmesi lâzım ki aşı olabilsin. Biz kobay değiliz” isyanlarındalar.

Son zamanları aşılı aşısız ani kalp krizinden vefat edenlerin sayısı gitgide artınca şüpheler de zirveye çıktı. Hele bağışıklık sistemi erişkinlere oranla çok yüksek olan bebeklerin aşılanması ve vefat haberleri tartışmaları daha da alevlendirdi.

Hâlbuki Anayasanın 17. maddesinin 2. fıkrası aşı için diyor ki: “Vücud bütünlüğü dokunulmazlığı hakkı”na aykırıdır. Öyleyse bırakın insanlar hür iradeleriyle aşı(lı)sız olsunlar. Zira, Hürriyet, büyük bir nimettir.

Okunma Sayısı: 1883
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali Karabiber

    27.9.2021 20:01:54

    Aşı aşı olsa gerek. Salgın salgın olsa gerek. “Akıl da akıl olda gerek” Bill Gates’in aşıları ve DSÖ’yü fonladığını tüm dünya bildi ama tahkikliği bırakıp taklide sapanlar bilemedi. Sarılmışlar dünyaya sarılmışlar ehl-i dünyanın dam ben tuzaklarına. Va esefa va esefa... Ömer abi sen yanlış yazmışsın. Bol bol aşı olun, maskeleri çatar çifter takın demeliydin. :)

  • Orhan Ali YILMAZ

    27.9.2021 06:57:59

    Nurculuk ya da yazarlık, her şeye muhalif olmak ya da alternatif bir bakış geliştirmek olmasa gerektir., zannediyorum.. Aşı konusuna gelince.. hem kul hakkı, hem bulaş riskini arttırma , hem de konunun hâzık hekimi olmama gibi muallel durumlar var sanki, satır aralarında... Selâmlarınla...

  • H.Nuran Bayındır

    26.9.2021 21:20:56

    Nihayet biri yazdı kaleminize sağlık, tebrik ederim

  • cafer kaysıcı

    26.9.2021 18:37:35

    Değerli Ömer Faruk Özaydın Beyefendi,Yazınızın muhtevası ve bu konudaki fikrinizle ilgili bir yorum yapmayacağım. Fakat "Kaldı ki bilimin temel taşı şüphedir. Şüphe ile yanlışlar doğrulardan elenir. Hz. İbrahim (as) şüphe ile Allah’a varmadı mı? Yaratıcıyı ararken, önce yıldıza, Aya, sonra da Güneşe ve aradığının onlarda olmadığını görünce Rabbine vardı ki, Risale-i Nur’a baktığımızda bu bakışla hakikate varılmıyor mu?" ifadesi maksadı aşmış görünüyor.Hz. İbrahim zatında şüphe içerisinde olmadığı gibi, Risale-i Nur da zatında şüphe içerisinde değildir. Hz. İbrahim'in dikkat çekmek maksadıyla serdettiği cümleleri, onun şüpheden tevhide gittiği şeklinde yorumlamak ve bunu da Risale-i Nur'un tarzı olarak göstermek ne bir Tevhid peygamberine, ne de Tevhidin kalesi olan Risale-i Nur'a yakıştıracak bir durum değildir. Maksadı aştığı kanaatinde olduğum bu cümlenin tashihini saygılarımla istirham ediyorum.

  • Kübra Nur ÇAKIROĞLU

    26.9.2021 17:44:35

    Allah razı olsun. Kaleminize sağlık.

  • Seyit Ali

    26.9.2021 14:24:15

    Hz. İbrahim (as) şüphe ile Allah’a varmadı mı? Yaratıcıyı ararken, önce yıldıza, Aya, sonra da Güneşe ve aradığının onlarda olmadığını görünce Rabbine vardı ki, Risale-i Nur’a baktığımızda bu bakışla hakikate varılmıyor mu? diye bir cümlemizin geçtiğini gördüm. Ulul Azm peygamber olan Hz Ibrahim Aleyhisselam o dönemde hiç şüphe içerisinde olmadığını ancak şirk içerisinde bulunan yıldıza güneşe tapan dönemin insanlarına akıla yatkın hale getirmek için şüpheden akıla doğru bir metod kullanarak tevhidi anlatmıştır. Gününüzde ise asrın müceddidi zerre şüphesi olmayan Bediuzzaman ise şüphe deryalarında dolaşan günümüz insanımıza tevhidi en güzel şekilde anlatmıştır. Vesselam.

  • Abdülkerim

    26.9.2021 10:48:07

    İşte beklenen yazıdan bir tanesi tebrik ederim ve devamını beklerim.. Aklı evvellere ithaf olunur...

  • Osman

    26.9.2021 08:48:08

    Hürriyet en büyük nimettir İsteyen aşı olur İsteyen aşı olmaz Aşıya zorlamak neden Hürriyet leri kısıtlamak neden Küreselci diktatör lüğe hayır

  • Abdullah Tunç

    26.9.2021 00:22:26

    Dünyayı saran ve sarsan bu corana virüsün çıkış yeri Çin olarak biliniyor. Amerika'nın da işin içinde olduğu söyleniyor.Demek bu işi bilen bu iki ülkedir. Fakat sağlıklı ve emin bil giler bu ülkelerden dünya ya yayılmıyor.Bunlar bu pandemi işini aksettirmek istedikleri gibi dunyaya ya yıyorlar. Doğal bir virüs müdür,yoksa suni bir virüs müdür bilinmiyor.Bütün dünya ülkelerini ikna edici ve emin ilmi bilgiler bu iki merkezden çıkmıyor.Böy lece bilgiler şüpheli olun ca,araya yorumlar giriyor. Onun için ilgili bilim adam ları değişik yorumlar yapı yorlar.Dünya kamu oyu da bu ikili durumdan dolayo farklı etkilenyor ve farklı farklı görüşlere sahip oluyor.Yani kısaca bu bela bir dünya sorunudur.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı