"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Konuşmak ve de susmak...

Orhan Ali YILMAZ
12 Aralık 2021, Pazar
Susmak ve de konuşmak...

Susmak anlamlıydı en az konuşmak kadar

Konuştuğun kadar...

***

Konuşmanın anlamı susmasını bilmek kadardı.

Susmanın anlamı ise konuşacağın yeri bilmek kadar...

Öyle diyordu Hz. Ali: “Susulacak yerde konuşmak ne kadar yanlışsa, konuşulması gereken yerde de susmak o kadar yanlıştır.”

Hz. Peygamber de (asm): “Haksızlık karşısında susan, dilsiz şeytandır.” demiyor muydu?

****

Öyleyse nerede konuşacaktık, nerde susacaktık?

Susmak neydi, konuşmak ne?

Konuşmak nereye kadardı, susmak nereye?

***

İnsanı konuşmaya iten neydi, susmaya iten ne?

Konuştuklarımız sustuklarımızdan az mı olacaktı, yoksa fazla mı?

Bildiğimiz konularda susmamız, bilmediğimiz konularda konuşmamızın anlamı ne kadardı, nereye kadardı?..

***

Konuşmamız mı önemliydi, yoksa susmamız mı?

Sustuklarımız konuşmadıklarımız mıydı, konuşmak istemediklerimiz veya konuşamadıklarımız...

Yoksa “konuşmakla ifade edemediklerimiz” miydi sustuklarımız?

Bediüzzaman’ın tabiriyle “sükût, geniş bir söz” olabilir miydi insanın dünyasında?..

***

Konuştuğumuz sustuğumuzdan mıydı, yoksa konuşmak istediğimizden, konuşmaya olan ihtiyacımızdan mı?

Yoksa “can sıkıntısı” mıydı konuştuklarımız?

Ya da bir çeşit “deşarj” mıydı içimizi boşalttığımız?

***

Konuşmaya anlamını veren neydi; kelimeler mi?

Yoksa cümleler veya üslûp mu?

Bir de susmaya...

Susmanın anlamı mimikler kadar mıydı?

Yoksa, yüzün ifadesi ve de “bedenin dili” kadar mı?

***

Konuşmanın anlamı susmanın anlamından daha mı değerliydi?

Susmanın anlamı her zaman değersizlik miydi?

Sustuğumuz korktuğumuzdan veya çekindiğimizden miydi, yoksa konuşacak bir şeyimizin olmadığından, konuşulacakların bittiğinden, ya da verilecek bir cevabımızın olmadığından mı?

Yoksa, konuşulacak bir şeyin kalmadığı, tükendiği yerde “en güzel cevap” susmak mıydı?

****

Konuşmamız, prim yapmak istediğimizden miydi, yoksa o konuda ne kadar bilgili olduğumuzu bildirmek arzusundan mı?

Yoksa faydalı olmak istediğimizden, fayda mülâhaza ettiğimizden mi?

***

Konuştuklarımız ciddiyetimiz kadar mıydı, ya da ciddiyetsizliğimiz?

Konuşulanlar, konunun, ya da konuşulanın önemi kadar mıydı, önemsiz konular önemsiz insanların mıydı?

***

Konuşulanlar samîmiyetten, konuştuklarımız samîmiyetimizden miydi, yoksa mümâşaâttan; onunla “sadece” hoş geçinmek istediğimizden mi?..

Konuştuklarımız birbirimizi anlamak istediğimizden miydi, yoksa dışlamak istediğimiz; birbirimizi inkâr isteğimizden mi?..

***

Konuşacaklarımız konuşulmayanlar mıydı, yoksa eskilerin genel bir tekrarı mı idi?

Sustuklarımız konuşmaya isteksizliğimiz kadar mıydı, yoksa konuşulanlara kızgınlığımız, kızdığımız kadar mı?

***

Konuştuklarımız söylemek istediklerimiz miydi, yoksa gizlemek istediklerimiz mi?

Sustuklarımız konuştuklarımız kadar bizi ele verir miydi?

Bizi en güzel yansıtan yoksa “yaşattıklarımız” mıydı?!..

Okunma Sayısı: 1299
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Zeliha

    12.12.2021 13:07:25

    Her sorunun bir makale olduğu ortada. Bir de üstadın bir sözünü duydum. Susmasaydim barışa yer kalmazdı diyor. Gerçekten çok zor zor bir zamandan geçiyoruz. Çok düşünüp az konuşmak lazım. Kur'an'ın mucizesi belagat ne demek onu daha çok anlıyor bu ortamda insan.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı