"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Siyaset yolu ile dine hizmet

Osman KOYUNCU
06 Eylül 2019, Cuma
Peygamberimiz (asm) hem devlet adamı, hem de dinî lider yani peygamberdi.

Ondan sonra gelen dört halife ve Hz. Hüseyin’in kısacık döneminde de o mübarek zatlar hem siyasetçi yani devlet adamı hem de dinî lider yani halife idiler. Şimdi ise niçin bu şekilde yani Asr-ı Saadet gibi hem siyasî parti lideri, hem de dinî lider yani halife olmasın deniyor. İnsanların bu şekilde konuşmalarının asıl sebebi, Asr-ı Saadet dönemimi, o mübarek zatların ilmî ve manevî seviyelerini ve o dönemin tarihini iyi bilmemelerinden kaynaklanıyor.

Bu konu şöyle özetlenebilir. Birincisi, Ahirzaman Peygamberi (asm) bugünün basit siyasî ve dinî liderlerle mukayese yapılamaz. O peygamberdi ve Allah’tan vahiy alıyordu, hisleri ile hareket ederek yanlış ve taraflı kararlar vermiyordu. Asr-ı Saadet döneminde de halifeler Peygamberimizin (asm) yolunda yürümeye çalıştılar. İkincisi, Asr-ı Saadet dönemindeki halifelerin bütün hedefleri ahiret hayatı idi, onlarda para ve makam sevgisi yoktu. Onlar Allah’ın vereceği mükâfat ve makamların insanların makam, alkış ve teveccühünden çok daha fazla olduğunu çok iyi biliyorlardı. Asr-ı Saadet’ten sonra bu seviyeye yakın kişi yalnız Ömer bin Abdülaziz olmuştur. Bundan başka hem devlet adamı, hem de dinde yetkili yani halife gelmemiştir ve gelmeyecektir. Bugünün zulüm ve küfre bulaşmış, para, makam sevgisi ile sarhoş, hedefi dünya olan liderlerle o mübarek zatları kıyaslamak en kötü kıyastır.

Siyasetle dine hizmet sevdasında bulunmak isteyenlerin, İslâm’ın ilk yıllarında meydana gelen şu üç olayın analizini çok iyi yapmaları lâzımdır. Birincisi, Hz. Ali efendimiz ile Hz. Ayşe validemiz arasındaki Cemel Vak’asıdır ki, bu bir siyasî makam veya güç ve kuvvet savaş değildir. Bu içtihat savaşıdır, adalet i mahza ile adalet i izafiyenin savaşıdır. Hz. Ali Efendimiz daha haklı olmasına rağmen bu savaşı kaybetmiştir. Hz. Ali Efendimiz, Peygamberimiz (asm) ve diğer halifeler gibi adaleti mahzayı esas aldı, Hz. Ayşe validemiz ise çeşitli ırklar ve devletlerin İslâmiyet’e katılması ile İslâm toplumu genişledi, mutlak adaleti uygulamak zor olduğundan izafi bir adalet uygulayalım dedi. İkincisi, Hz. Ali Efendimiz ile Hz. Muaviye arasındaki savaş ise hilâfetle saltanatın savaşıdır. Hz. Ali hilâfeti, Hz. Muaviye ise saltanatı savundu ve yine Hz. Ali Efendimiz mağlûp oldu, hilâfet saltanata dönüştü ve Yezid gibi zalimler ümmetin başına geçti. Üçüncüsü ise Hz. Hüseyin Efendimiz ile Yezit arasındaki mücadele ise Arap milliyetçiliği ile ümmetçiliğin savaşıdır. Yine haksız olan Yezit kazandı, Arap milliyetçiliği kuvvet buldu ve diğer ırklarda küskünlük meydana geldi.

Sonuç: Hz. Ali Efendimiz ile Hz. Ayşe Validemiz arasındaki savaş hariç diğer bütün olaylarda siyaset, güç ve kuvveti elde etmek için mücadele edildiğinde, İslâm zaafa düştü, kin, nefret, düşmanlıklar arttı ve çok kanlar döküldü. Bugün o dönemin dinî hassasiyeti asla yoktur, eğer siyasîler bunları nazara almazsalar dindarlık yerine kindarlık ve nefret artar, toplumu bir arada tutan bağlar zayıflar toplum dağılır, İslâm âleminin hali buna şahittir.

Okunma Sayısı: 1571
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ali R. Yardimoglu

    6.9.2019 09:20:30

    Sizi tebrik ederim, barekAllah ferasetinize, derim.....

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı