"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kemâlâtın Üstadı: Hazret-i Muhammed (asm)

Risale-i Nur'dan
07 Mart 2021, Pazar
(Dünden devam)

Üçüncü Esas: Hem o mu’cizat-ı bâhire sahibi olan vahdaniyet dellâlı ve saadet-i ebediye müjdecisi, kendi zat-ı mübareğinde öyle ahlâk-ı âliye ve vazife-i risaletinde öyle secâyâ-i sâmiye ve tebliğ ettiği Şeriat ve dininde öyle hasâil-i gâliye vardır ki en şedîd düşman dahi onu tasdik ediyor, inkâra mecal bulamıyor. Madem zatında ve vazifesinde ve dininde en yüksek ve güzel ahlâkları ve en ulvî ve mükemmel seciyeleri ve en kıymettar ve makbul hasletleri bulunuyor; elbette o zat, mevcudattaki kemâlâtın ve ahlâk-ı âliyenin misali ve mümessili ve timsali ve üstadıdır. Öyle ise, zatında ve vazifesinde ve dininde şu kemâlât ise, hakkaniyetine ve sıdkına o kadar kuvvetli bir nokta-i istinaddır ki hiçbir cihette sarsılmaz.

Dördüncü Esas: Hem maden-i kemâlât ve muallim-i ahlâk-ı âliye olan o dellâl-ı vahdaniyet ve saadet, kendi kendine söylemiyor, belki söylettiriliyor. Evet, Hâlık-ı Kâinat tarafından söylettiriliyor. Üstad-ı Ezelî’sinden ders alır, sonra ders verir. Çünkü sâbık İşaretlerde kısmen beyan edilen binler delâil-i nübüvvetle, Hâlık-ı Kâinat, bütün o mu’cizatı onun elinde halk etmekle gösterdi ki o, O’nun hesabına konuşuyor, O’nun kelâmını tebliğ ediyor.

Hem ona gelen Kur’ân ise, içinde, dışında kırk vech-i i’caz ile gösterir ki o, Cenab-ı Hakk’ın tercümanıdır.

Hem o kendi zatında bütün ihlâsıyla ve takvasıyla ve ciddiyetiyle ve emanetiyle ve sair bütün ahval ve etvarıyla gösterir ki o kendi namına, kendi fikriyle demiyor, belki Hâlıkı namına konuşuyor.

Hem onu dinleyen bütün ehl-i hakikat, keşif ve tahkikle tasdik etmişler ve ilme’l-yakîn iman etmişler ki o kendi kendine konuşmuyor; belki Hâlık-ı Kâinat onu konuşturuyor, ders veriyor, onunla ders verdiriyor.

Öyle ise, onun sıdk ve hakkaniyeti, bu dört gayet kuvvetli esasların icmaına istinad eder.

Beşinci Esas: Hem o tercüman-ı kelâm-ı ezelî, ervahları görüyor, melâikelerle sohbet ediyor, cin ve insi de irşad ediyor. Değil ins ve cin âlemi, belki âlem-i ervah ve âlem-i melâike fevkinde ders alıyor ve maverasında münasebeti var ve ıttılâı vardır. Sâbık mu’cizatı ve tevatürle kat’î macera-i hayatı şu hakikati ispat etmiştir. Öyle ise, kâhinler ve sair gaybdan haber verenler gibi, onun haberlerine değil cin, değil ervah, değil melâike, belki Cibril’den başka Melâike-i Mukarrebîn dahi karışamıyor. Hatta ekser evkatta onun arkadaşı olan Hazret-i Cebrail’i dahi bazı geri bırakıyor.

Mektubat, s. 231

LÛ­GAT­ÇE:

delâil-i nübüvvet: Peygamberlik delilleri.

dellâl: İlân edici; hakka davet eden.

dellâl-ı vahdaniyet ve saadet: Allah’ın birliğine ve mutluluğa çağırıp ilân eden.

Hâlık-ı Kâinat: Kâinatın yaratıcısı, Allah.

hasâil-i gâliye: Yüksek ve üstün hasletler, özellikler.

mu’cizat-ı bâhire: Apaçık mu’cizeler.

secâyâ-i sâmiye: Yüksek ve kıymetli seciyeler, karakterler, vasıflar.

sıdk: Doğruluk.

vahdaniyet: Allah’ın birliği ve varlığı.

vazife-i risalet: Peygamberlik vazifesi.

vech-i i’caz: Mu’cizelik yönü.

Okunma Sayısı: 1194
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı