"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

O’nun izni olmadan hiçbir şey imdat edemez

Risale-i Nur'dan
30 Mart 2020, Pazartesi
Zat-ı Vacibü’l-Vücud’dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izni ve iradesi olmadan imdat edemez ve halâskâr olamaz.

[Dünden devam]

Madem hakikî vaziyetimiz budur; biz de, Hazret-i Yunus Aleyhisselâma iktidaen, umum esbabdan yüzümüzü çevirip, doğrudan doğruya Müsebbibü’l-Esbab olan Rabbimize iltica edip, “Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü mine’z-zâlimîn” [Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben kendine zulmedenlerden oldum. (Enbiya Suresi: 87).] demeliyiz ve ayne’l-yakîn anlamalıyız ki, gaflet ve dalâletimiz sebebiyle aleyhimize ittifak eden istikbal, dünya ve heva-i nefsin zararlarını def edecek yalnız o Zat olabilir ki, istikbal taht-ı emrinde, dünya taht-ı hükmünde, nefsimiz taht-ı idaresindedir. Acaba Hâlık-ı Semâvât ve Arz’dan başka hangi sebep var ki, en ince ve en gizli hatırat-ı kalbimizi bilecek? Ve bizim için istikbali, ahiretin icadıyla ışıklandıracak ve dünyanın yüz bin boğucu emvâcından kurtaracak –hâşâ– Zat-ı Vacibü’l-Vücud’dan başka hiçbir şey, hiçbir cihette, Onun izni ve iradesi olmadan imdat edemez ve halâskâr olamaz.

Madem hakikat-i hal böyledir; nasıl ki Hazret-i Yunus Aleyhisselâma o münacatın neticesinde hûtu ona bir merkûb, bir tahte’l-bahir ve denizi bir güzel sahra ve gece mehtaplı bir latif suret aldı; biz dahi o münacatın sırrıyla, “Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü mine’z-zâlimîn” demeliyiz. “Lâ ilâhe illâ ente” cümlesiyle istikbalimize, “Sübhaneke” kelimesiyle dünyamıza, “İnnî küntü mine’z-zâlimîn” fıkrasıyla nefsimize nazar-ı merhametini celb etmeliyiz. Tâ ki nur-u iman ile ve Kur’ân’ın mehtabıyla istikbalimiz tenevvür etsin ve o gecemizin dehşet ve vahşeti, ünsiyet ve tenezzühe inkılâb etsin. Ve mütemadiyen mevt ve hayatın değişmesiyle seneler ve karnlar emvâcı üstünde hadsiz cenazeler binip ademe atılan dünyamız ve zeminimizde, Kur’ân-ı Hakîm’in tezgâhında yapılan bir sefine-i maneviye hükmüne geçen hakikat-i İslâmiyet içine girip, selâmetle o denizin üstünde gezip, tâ sahil-i selâmete çıkarak hayatımızın vazifesi bitsin. O denizin fırtınaları ve zelzeleleri, sinema perdeleri gibi tenezzühün manzaralarını tazelendirmekle, vahşet ve dehşet yerine, nazar-ı ibret ve tefekkürü keyiflendirerek okşayıp ışıklandırsın. Hem o sırr-ı Kur’ân’la, o terbiye-i Furkaniye ile, nefsimiz bize binmeyecek, merkûbumuz olup, bizi ona bindirip, hayat-ı ebediyemizin kazanmasına kuvvetli bir vasıtamız olsun.

Elhâsıl: Madem insan, mahiyetinin camiiyeti itibarıyla, sıtmadan müteellim olduğu gibi, arzın zelzele ve ihtizazatından ve kâinatın kıyamet hengâmında zelzele-i kübrasından müteellim oluyor. Ve nasıl ki hurdebînî bir mikroptan korkar; ecram-ı ulviyeden zuhur eden kuyruklu yıldızdan dahi korkar. Hem nasıl ki hanesini sever; koca dünyayı da öyle sever. Hem nasıl ki küçük bahçesini sever; öyle de, hadsiz ebedî Cenneti dahi müştakane sever. Elbette böyle bir insanın Ma’bud’u, Rabbi, melcei, halâskârı, maksudu öyle bir zat olabilir ki, umum kâinat Onun kabza-i tasarrufunda, zerrat ve seyyarat dahi taht-ı emrindedir. Elbette öyle bir insan daima Yunusvârî (as) “Lâ ilâhe illâ ente sübhaneke innî küntü mine’z-zâlimîn” demeye muhtaçtır.

Lem’alar, Birinci Lem’a, s. 19

LÛ­GAT­ÇE:

esbab: sebepler.

halâskâr: kurtarıcı.

hût: büyük balık.

imdat etmek: yardım etmek.

Zat-ı Vacibü’l-Vücud: varlığı mutlaka zorunlu olan ve varlığının devamı için hiçbir sebebe bağlı olmayan Zat, Allah.

Okunma Sayısı: 3312
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • cenk çalık

    30.3.2020 03:58:41

    Bu kudsi ayeti okurken her kısmının analizi yapılarak dünya, gelecek ve nefis olarak ifadesi gerçekten çok değerli bilgi. Ayete olan bakış açımızı tamamen değiştiriyor. Tabiki sadece o zamanda yaşanmış bir hadise değilde, günümüzle uyarlanması ve bizim almamız gereken derslerin özlü ifadeleri şükre vesiledir. Rabbim üstadımızdan ebeden razı olsun inşaAllah!...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı