"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Büyük görmek dâvâ arkadaşlarını

Sebahattin YAŞAR
06 Mart 2019, Çarşamba
Bazen çokça görüşmüş olmaktan dolayı eskir yüzler.

Düşünün ki, 20 yıldır, 30 yıldır aynı insanlarla yaşıyorsun ve aynı huylarla muhatap oluyorsun. Tabiî sen de onlar için ayrı bir huysun. Bu bir imtihan.

Hatta gurbetlerde öyle oluyor ki, anneden, babadan, ağabeyden, kan kardeşten daha çok o insanları görüyorsun. 

Böylece bütün hatıralar o insanlarla oluşuyor. Küçük bir maddî manevî ihtiyacın olsa, başvuracağın ilk kişiler işte o insanlar oluyor.

Farklı memleketler, farklı renkler, farklı ırklar, farklı kültürler, ama aynı duygular, aynı düşünceler, aynı kardeşlik ruhu. Nur Talebeleri bu yönleriyle de ele alınmalıdır. Aynı dâvâ içinde bir farklı şehre, bir farklı ülkeye gidiyorsun. İlk kez görüşüyorsun, ama aynı satırlarda, yıllarca aynı mahallede komşu olmuş gibi birlikte gezinmişsiniz. Ömrünüz neredeyse aynı atmosferde geçmiş. Aynı duygular, aynı coşkular. O kelimeler ona da sana da bir şeyler fısıldamış. Seni de beslemiş aynı mana onu da. Bu yönüyle farklı bir şehirde yaşamanın bir farklı yok. Beslenilen kaynak aynı. Doku aynı. Kumaş aynı. Sadece desenler değişiyor. Bu da ayrı bir güzel. Nice okumuşlara taş çıkartırcasına, nurun sofralarından beslenenler harika pencereler açarlar ortamlara. Onlar farklı aydın.

Kader arkadaşlığı yaşananlar. Ahirette yaşanacak ortak mekânlar birlikte kurulmuş. Cennet, şahs-ı manevî ile kurulmuş. O köşklerde, o bağlarda, bahçelerde her bir kardeşin özel emekleri var. Düşünün Cennet bile birlikte örülmüş. Dünya şahs-ı manevî ile kurtulacağı gibi, ahiret mekânları da yine şahs-ı manevinin emekleriyle kazanılıyor. 

Evimizi yapan usta, biriketleri taşıyan işçi, boyacı, sıvacı, sucu, elektrikçi, marangoz ve daha nice nice emekler… Hepsinin Cennetimizde emeği var. Rızayı kazanan bir kul olmak, tek başına olmuyor. Büyük kazanmaklar yine şahs-ı manevî ile oluyor. Bundandır ki, dâvâ arkadaşlarımızı kocaman görmeliyiz. Sevmeliyiz kardeşlerimizi. 

Çakıl taşı hükmündeki kusurlarını Uhud Dağı azametinde ve Kâbe hürmetindeki güzelliklerin önüne koymamalıyız. Toz kondurmamalıyız onlara. 

Her karşılaşmamızda heyecan duymalıyız, dâvâ arkadaşlarımızla. 

Hayatı anlamlı kılan şeydir muhabbet. Yunus gibi, ‘Sevelim sevilelim, dünya kimseye kalmaz.’ 

Tamir edilecekse bile, bu, sevgiyle daha mümkündür.

Okunma Sayısı: 980
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Bülent Biçer

    6.3.2019 12:49:35

    Tebrikler...Çok tatlı bir makale...

  • Abdullah Tunç

    6.3.2019 11:18:20

    Çok hoş,tatlı ve şirin bir makale olmuş .Uhuvvetle,muhabbetle yoğrulmuş bir yazı.Nur talebelerinin manevi hayat at mosferi anlatılmış.Mukaddes davaya bir likte hizmet etmenin hazzı ifade edil miş.Uzun yıllar beraber iman hiz metinde bulunanlarda, maalesef içtima -i ve siyasi hayatın değişim ve dönüşüm noktalarında sarsılmalar netice sinde ayrılmakar,kopmalar olu yor. Burada iki şeyin etkili olduğunu düşünüyorum.1- Meslek ve meşrebi bütünü ile derinden kavramamak,ana esaslarını gözardı etmektir.2 ncisi desise-i şeytaniyelere kapılmaktır. Onun için bu iki noktada ne kadar tah şidat yapılsa yeridir. Hocam Allah razı olsun. Elinize,kaleminize sağlk.Rabbim bu nurlu kalemi iman hizmetinde daim eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı