"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bi zahr’il- gayb duânız var mı?

Süleyman KÖSMENE
02 Temmuz 2020, Perşembe
Hanım okuyucumuz: “İnsanların birbirinden duâ istemesi doğru mu? Yani o şekilde edilen duânın makbuliyeti nedir?”

Duâda Önemli Değerler

Mü’min mü’mine duâ eder, mü’min mü’minden duâ da ister. Mü’minin mü’mine yaptığı duâ kabule karin duâlardandır. Duâdan müstağni kalınmaz.

Çünkü duâda önemli değerler vardır:

1- Diğerkâmlık vardır. Bu, kendinden başkasını düşünmek ve onun derdini dert edinmek demektir. İsar hasletidir. Yani başkalarını kendine tercih etme hasletidir ki, Cenab-ı Hak bundan razı olur. Üstad Hazretleri bu hasletin sahabe hasleti olduğunu söylüyor.

2- Hüsn-ü şehadet vardır. Mü’minin mü’min hakkındaki hüsn-ü zannı, iyi düşüncesi Cenab-ı Hak katında muteberdir ve makbuldür. Meselâ bir cenazede kırk kişinin o cenaze hakkında hüsn-ü şehadette bulunması, Cenab-ı Hakk’ın o cenazeye rahmet nazarıyla bakmasına vesiledir.

3- Günahsız bir ağızla yapılma meziyeti vardır. Benim ağzım, elim, ayağım benim için günahkâr olsa da, senin için günahsızdır. Dolayısıyla benim kendim hakkımda yaptığım duânın kabulü belki sıkıntılı olabilir. Ama senin için yaptığım duâ günahsız bir ağızla yapılmış oluyor ve inşallah kabule karin oluyor.

Mü’minin Mü’mine İkramı

4- Başkasının derdiyle ilgilenme fazileti vardır. Peygamber Efendimiz (asm) müjde etmiştir ki, bir mü’minin başkasının derdiyle dertlenmesi ve ilgilenmesi on itikâftan daha sevaplıdır. İtikâf bilindiği gibi, Ramazanın son on gününde bir mescitte hiç dışarıya çıkmadan kalmak ve sadece ibadetle, zikirle, tövbeyle ve tefekkürle meşgul olmaktır. İbn-i Ömer (ra) itikâftayken bir Müslüman geliyor ve birisine borçlu olduğundan bahsederek yardım istiyor. 

İbn-i Ömer (ra) adamın derdiyle ilgilenmek için derhal mescitten çıkıyor. Adam: “Ey İbn-i Ömer! İtikâfını bozdun!” deyince İbn-i Ömer: “Biliyorum. Benim senin derdinle ilgilenmem bana on itikâf sevabı kazandırıyor. Bunu Resulullah’tan (asm) işittim.” diyor.

Başkasının derdiyle ilgilenme hasletimiz kaybolmadı değil mi?

5- Mü’min kardeşine duâ ikram etme cömertliği vardır. Malûm, şeytan mü’minler arasını hep bozmak, fitne fesat atmak ister. Bunun için çakıl taşları mesabesindeki kusurlarla Kâbe hürmetinde bulunan mü’min kalbinin kırılmasını başarır. Kırgın kalp mü’min kardeşin aleyhinde bedduâya ve adavete hazır durumdadır.

Oysa mü’minin, kardeşini affedip ona duâ etmesi, Allah’ın razı olduğu makbul bir davranıştır. Kusuru olsa da, hased etmeyip sevmek, adavet etmeyip muhabbet etmek, bedduâ etmeyip duâ etmek mü’minin mü’mine göstereceği büyük civanmertliktendir.

Gıyabî Duâ Makbul Duâlardandır

6- Bi zahril-gayb sırrı vardır. Bi zahril-gayb, mü’minin, mü’min gıyabında yaptığı duâ demektir ki, duâ için kabul şartlarından biridir. Mü’minin gıyabında onun günahından bahsetmek ne kadar günahsa, mü’minin gıyabında ona duâ etmek de o kadar makbuldür. Bunu Peygamber Efendimiz (asm) müjdeliyor. 1

Söz gelişi, “Bizi Cehennem azabından koru!” 2 Duâsında “biz” zamiri içine birçok ehl-i iman dâhildir.

Keza şu âyetlere de bir bakalım:

“Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş imanlı kardeşlerimizi bağışla.” 3

“Hem kendinin, hem de mü’min erkeklerle mü’min kadınların günahlarının bağışlanmasını dile!” 4 “Ey Rabbimiz! Hesabın görüleceği gün beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri bağışla!” 5

Şu hadis de mü’minin diğer mü’minler lehine yaptığı duânın feyzini müjdeliyor:

“Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için duâ ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye duâ eder.” 6

Mü’minlerin birbirlerinden duâ istemeleri, birbirlerine duâ etmeleri hep teşvik edilmiştir. Üstad Hazretleri de, talebelerine hep duâ etmiş, onlardan sürekli duâ istemiştir. 7 Namaz tesbihatımızda başka mü’minler lehine yapa geldiğimiz duâlar çoktur.

DUÂ

Allah’ım! Müslüman’ı Müslüman’a kardeş eyle! Adüvv eyleme! Hısım eyle! Hasım eyleme! Zahîr eyle! Düşman eyleme! İttihad-ı İslâm’ı geciktirme! Âmin.

Dipnotlar:

1- Mektubat, s. 470.

2- Bakara Sûresi: 201.

3- Haşr Sûresi: 10.

4- Muhammed Sûresi: 19.

5- İbrâhim Sûresi: 41.

6- Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29.

7- Mektubat, s. 575.

Okunma Sayısı: 3498
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • R.Kalyoncu

    2.7.2020 00:39:23

    Çok istifadeli bir makale.. Kaleminize sağlık.. Yalnız, ittihad-ı Islâm'ı, eski dönem eserlerinde belirtildiği gibi; müminlerin kalplerindeki uhuvvete dayalı birlik şeklinde anlamak gerekir. Yoksa siyasî manada ittihad, Hz. Osman'dan sonra olmamıştır..Olması da mümkün değildir. Yavuz Sultan Selim zamanında dahi Islâm coğrafyasının ancak yarısından azında siyasî birlik sağlanabilmiştir. Günümüz şartlarında ise ütopyadır. Çünkü aynı cemaatlerin veya tarikatların müntesipleri dahi kendi aralarında dahi ittihad edemiyorlar..

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı