"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Osmanlı padişahları neden hacca gitmediler?

Süleyman KÖSMENE
28 Ağustos 2019, Çarşamba
Ahmet Gökcen: “Osmanlı padişahlarının niçin hacca gitmedikleri sorgulanıyor. Geçerli sebepleri var mıydı?”

BU BİR ÖLÇÜ DEĞİLDİR

Hacca uçakla gidilen iki binli yıllardan, bineklerin deve olduğu 100 sene öncesini amme düzenini de nazara almayarak sorgularsak doğru sonuç alamayız.

Padişahların hacca gitmemelerinde birden çok sebep vardır. Dinlerine bağlı olduklarından şüphe olmayan, ülkeyi hayrat ve dinî eserlerle imar eden, muharebe meydanlarında canını ortaya koymaktan çekinmeyen ve Yavuz Sultan Selim’den sonrasında hilâfet görevi de bulunan Osmanlı Padişahları’nın hacca gitmemeleri dindarlık derecelerini gösteren bir ölçü değildir. Mekke’ye ve Medine’ye ehemmiyet vermediklerini de göstermez. Gitmeyenler muhakkak vekil göndermişlerdir.

Nitekim tarih şahittir ki Osmanlı Padişahları hicaz bölgesine hizmet götürmüşlerdir.

Kâbe-i Muazzama’nın bu günkü binasını Sultan 4. Murat yaptırdı. Medine’de Peygamber Efendimiz’in (asm) medfun bulunduğu kubbe-i hadrayı Sultan 2. Mahmut yaptırdı. Mescid-i Nebevî’yi Sultan Abdülmecit yaptırdı.

Kâbe-i Muazzama’nın ve Mescid-i Nebevî’nin içinin döşenmesi, tamir edilmesi, minareler yapılması, aydınlatılması, hacılara ücretsiz kalacak yerler yapılması, su yollarının ve sahabe kabirlerinin tanzim edilmesi gibi daha nice hususlarda Osmanlı padişahlarının hizmetleri görmezlikten gelinemez.

Osmanlı Padişahları’na hacca gitmeme konusunda ulemaca fetva verilmiştir. Yerlerine vekil göndermeleri tavsiye edilmiştir. 1

Sultan 2. Osman (Genç Osman) hacca gitmeye niyetlenmiş; yeniçeri darbesine maruz kalmış, tahttan indirilmiş ve Osmanlı’nın çok acı bir tablosudur ki, şehit edilmiştir.

HACDAKİ HİKMET İHMAL EDİLMİŞTİR    

Emevî ve Abbasî halifelerinin hacca gitmelerinde ise bir mahzur olmamıştır. Onlar hacca gitmişlerdir.

Hac ibadeti bin dört yüz küsur senedir yapılır. Ama ne esef vericidir ki, ilk dört halifenin sonrasında hilâfetin saltanata dönüşmesinden bu güne hacca gidildiği halde, hacdaki hikmetin anlaşılabildiği söylenemez. Bediüzzaman Hazretleri’nin yüz sene önce vurguladığı gibi, hac ibadetindeki hikmet ihmal edilmiş, bu dehşetli ihmal musîbeti değil, gazap ve kahrı celbetmiştir. Cezası da keffaretüzzünub değil, kessaretüzzünub olmuştur. 2 

Yani Müslümanların günahlarını, kusurlarını ve bencilliklerini arttırmıştır.

Böylece Müslümanların birbirini tanımaları ve İslâm medeniyetinin yükselmesi için fikir ve vizyon birliğine ulaşmaları, yardımlaşma ve İslâm medeniyeti için mesailerin tanzim edilmesi gibi pek çok hususta hacdan büyük bir İslâm kongresi hükmünde yararlanabilecekken, bin yıldır bu fırsat kaçırılmıştır. Padişah da olsa, sultan da olsa, ilim adamı da olsa, çoban da olsa, bin yıldır yapılagelen, hac mevsimi geldiğinde hacca gitmeye güç yetirenlerin katar katar Harem bölgesine yağmaları, hac ibadetini fıkıh kitaplarında yazıldığı şekliyle yapıp usûlca memleketlerine dönmeleri olmuştur.

BUGÜNKÜ ACZİYETİN SEBEBİ

İslâmiyet’in yüksek siyaseti ve İslâm medeniyetinin yüksek maslahatı takip edilebilmiş olsaydı… Haccın sağladığı yüksek kongrede her sene ehil ulema tarafından problemler müzakere edilebilmiş olsaydı… Çıkan kararların yönetim birimlerince alınıp uygulanması gibi bir teamül geliştirilebilmiş olsaydı… Müslümanlar bu gün ehl-i küfrün ayakkabılarını bağlamakla meşgul olur muydu? İslâm kardeşliği yara alır mıydı? Bosna’da, Çin’de, Myanmar’da, Somali’de, Filistin’de, Irak’ta, Suriye’de Müslümanlar ehl-i küfrün dayanılmaz sillesine maruz kalır mıydı? Dünya bu kadar adaletsizliğe ve menfaatperestliğe savrulur muydu? Müslümanlar zalimin ve kâfirin müstemlekesi konumuna düşer miydi?

Hac ibadetindeki hikmet bin küsur yıldır anlaşılamamıştır ve ihmal edilmiştir. Bunda Emevî tarzı dini siyasallaştırma gafletinin vebali büyüktür. Bu gaflet Emevîlerle başlamış ve günümüze kadar devam edip gelmiştir. Bu gün İslâm âlemi olarak düştüğümüz vartanın ve acziyetin temel sebebi de budur! Hacca gider geliriz, ilmihale göre zerrece şaşırmayız, bir milyon Müslüman’ı orada görürüz, ama içine kapanıklığımızdan ve menfaatimizden zerrece taviz vermeyiz! Allah encamımızı hayreylesin. Âmin.

Dipnot:

1- İbn-i Abidin, Reddül-Muhtar, 2/146. 

2 - Eski Said Dönemi Eserler, (Sünûhat), s. 501.

Okunma Sayısı: 13250
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı