"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İbrahim gibi konuşmak Nemrut gibi yaşamak

Yasemin YAŞAR
20 Ocak 2024, Cumartesi
Gâye yokluğu yaşayan, ölüm gerçeğiyle yüzleşmekten kaçan günümüz insanı, bir boşluk içerisinde ve ânlık hazların doyurulduğu “hiççi” bir krize mâruzdur. Anlam, sorumluluk ve aidiyet sunamayan ideolojiler, insanlığı ifsâdına sebep olmuştur.

Modernizmin dayattığı yaşam tarzı, bir tüketim tarikatına dönüşmüş ve tüketim müritlerini üretmiş ve bu sayede ayakta duran sistemler, an be an imajlarını yenileyerek yeni müritler aramıştır. Günümüz tüketim tarikatının yeni müritleri de hiç şüphesiz muhafazakarlardır.

İfsâd ve tahrife karşı her zamankinden belki daha fazla uyanık olunmalıdır. Müslümanlar, “İnsanın dişine en çok zarar veren taşın, pirince en fazla benzeyen taş” olduğu gerçeğini unutmamalıdır. Kezâ yiten sadece değerler değildir bugün; anlama, değere ulaştıracak harita da kaybolmuştur. Bu anlayışla artık ne gidilen yol ne de dönülen yön kurtuluşun kendisinde olduğu İslâm değildir.

Laik anlayışlarla örselenmiş din, yeniden fark edilmenin eşiğine gelmiştir. Fakat bu fark edilme eşiğindeki din, gelenek veya modernlik olmadığı gibi muhafazakâr dindarların yaşadığı din de değildir. Hakîkatin ta kendisi olan “doğru İslamiyet ve İslamiyete layık doğruluk”tur.

Seküler anlayış Türkiye’de cumhuriyetin kurucu aklı tarafından dayatıldıysa da daha ziyâde muhafazakârlar eliyle yaşama geçirilmesi hayret vericidir. Muhafazakârlığın gelenek görünümlü ve fakat sekülerlikle mâlûl anatomisi bu tespitin delilidir.

Yapılan anket ve araştırmalarda Türkiye toplumunun muhafazakarlaştığı öne çıksa da sanılanın aksine giderek sekülerleşmektedir. Buradaki paradoksal durum belki şöyle izah edilebilir. Muhafazakarlaşmak ile dindarlaşmak aynı şey değildir. Veya daha açık ifade etmek gerekirse Muhafazakârlık ‘dindarlık’, muhafazakâr da ‘Müslüman’ demek değildir. Şayet bir toplumda dindarlaşma artarken diğer yandan ahlâksızlık da çoğalıyorsa burada ciddi bir sorun vardır.

Muhafazakâr kesimin, tüketim anlayışı, sosyal medya kullanımı vs. dikkate alındığında gerçek yaşamda seküler-laik kesimden nitelik olarak değil, nicelik olarak farklılaşır. Dinî konsepte uygun lüks düğün, eğlence, toplantı organizasyonları, hac, umre seyahatlerinde farklılaşmalar, tesettür modası/defileler, cuma mesajları, gün ve gece kutlamaları, kandiller gibi içerik ve sunumların tümü, muhafazakârların tüketim alışkanlıklarındaki sekülerliği göstermektedir.

Muhafazakârlık, bugün biraz da dertsiz olmak; farklı bir ifadeyle konforuna düşkün, günün ve belki ortamların adamı olmaktır. Gösterişçi dindarlığa meyyal, her dem resmi ideolojiyle barışık olan muhafazakâr, mahiyetine bakmaksızın olanı olduğu gibi korumanın gereğine inanır. Çünkü muhafazakardır. Neyi muhafaza etmektedirler acaba?

İnançta İbrahim olmak yaşayışta Nemrut olmak manasına mı gelmektedir muhafazakarlık?

Müslümanlar (!) gitgide muhalefet ettiği bir sistemin parçası, bırakınız parçasını kuklası olmaktadır. Düzen değişmiyor; Müslümanlar değişiyor!

Muhafazakâr toplumun iktidarlarında gördükleri her türlü yanlışa, ebeveynlerin ikiyüzlülüğüne ve tutarsızlıklarına isyan eden gençler, çözümü artık farklı yerlerde aramaktadırlar.

Dindarlığın iktidar söylemi haline gelmesiyle birlikte söz ile pratik arasında oluşan uçurum, önce kafalarda şüphelere ardından da nefrete dönüşmüştür. O yüzden “Dinden uzaklaşılıyor” söylemi artık beni o kadar rahatsız etmiyor. Çünkü kendisinden uzaklaşılan dinin hangi din olduğunu biliyorum. Fakat fatura birileri tarafından maksatlı olarak İslam’a kesilmektedir.

Hasılı; şu bir gerçektir ki kendisinden uzaklaşılan din İslâm dini değil, muhafazakâr din anlayışıdır. Toplumun muhafazakârlaştığı, dindarlaştığı söylemine konu ve özne İslâm olmadığı gibi muhafazakârların sekülerleşip dinden uzaklaşması da İslâm’ın yaşanılan çağa yanıt veremediğinden değildir.

Şeytan ve takipçilerinin hedefi artık Müslümanlar değil, bizatihi İslâm’ın kendisidir. Kezâ ‘Müslümanım’ diyenlerin kahir ekseriyetle kendisine benzediğinden endişesi kalmayan şeytan ve ondan ders alanlar, bizatihi Kur’ân’a dönük tahrif çabası içine girmiştir

Neo gelenekçi muhafazakarlık modernizmin bir reddi veya zıddı değildir. Nitekim bir yanlışın reddi durumunda yerine hakîkatin ta kendisini ikâme etmediğiniz sürece ancak yeni bir yanlışa salık vermiş olursunuz ki halihazırdaki durumda budur.

Okunma Sayısı: 4253
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Şerife Tez

    23.1.2024 19:33:29

    Yasemin ablamiz , yaramiza tuz bastiniz, inşaallah iyileşecek ve dahi uyanacagiz . Yüreğinize saglik , kalbimi ağlatan ve inleten bir cok tesirli bir yazı..

  • Orhan Ali YILMAZ

    22.1.2024 03:34:08

    Şair İsmet Özel'in yıllar önce, şu Muhafazakâr "Dindar" iktidarın henüz başında söylediği şu aynı yerdeyiz... "Bu ülkede, kul hakkı yemek, sol elle yemek yemek kadar dikkat çekmedi..." Teşekkür ediyorum... Kaleminize ve de dimağınıza sağlık...

  • Zafer

    20.1.2024 14:09:07

    Çok istifadeli bir yazı.Allah razı olsun.Müslümanların kanayan yarasına neşter vurmuşsunuz.Yıllar önce Muhammed İkbal:"Müslümanların tekrar müslünan olması lâzım" demiş.Bu söz günümüzde fazlasıyla geçerliliğini koruyor.Kültür mulüslümanlığıyla bu kadar müslüman olunur.Dünyevileşme hastalığı,bugün muhafazakâr ve de sözde dindarları,çepeçevre kuşatmıştır.İnandığı gibi değil;yaşadığı gibi inanmaktadır.Kitab'a değil,kitabına uydurmaktadır.Sekülerizmin çarkları arasında ne kişiliğini koruyabilmekte, ne de dindarlığını muhafaza edebilmektedir.Muhafazakar bir hayat tarzını,kendince dindar olarak görmektedir.Bu da nefis ve şeytanın ayrı bir tuzak ve oyunudur.Allah akıbetinizi hayreylesin.Amin.

  • Oğuz Yiğiter

    20.1.2024 13:15:10

    Birikmiş, demlenmiş, tefekkür hamulesi bir perspektifle derinlikli enfüsî bir iç yolculuk yapmak isteyenlere güzel bir seyahat rehberi tadında bir yazı. Tebrikler, dualar Hocam...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı