"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir Türkiye gerçeği: Bediüzzaman...

Zübeyir ERGENEKON
24 Aralık 2018, Pazartesi
Birçok kurumun yeni bir yıla girerken promosyon takvim vermeleri adet hâlini almıştır.

Bu manaya uygun olarak elime geçen Türkiye’deki katılım bankalarından birinin hazırlamış olduğu takvimi tetkik etme imkânı buldum. Bu takvimi incelediğimde beni hayretler içerisinde bırakan bir hususla karşılaştım. Emin olamadım, inanamadım. Bunun üzerine takvimi baştan aşağıya tekrar inceledim, ne yazık ki tesbit ettiğim husus noktasında haklı olduğumu gördüm.

Beni hayretler içerisinde bırakan durum takvimdeki meşhurların sözlerini incelememdir. Malûmunuz olduğu üzere, takvim yaprakları üzerinde, milletin gönlünde yer etmiş meşhurlara ait sözlerin yer alması mutad hale gelmiştir. Bahsettiğim bankanın takvimini hızlıca incelediğimde Üstadım Bediüzzaman’a ait hiçbir söz göremedim. “Ahirzamanda İslâmiyet ve iman sahasında en önemli hizmetin önderi olan bu zat görmezden gelinmemiştir her halde” düşüncesiyle takvimi baştan aşağıya kadar yeniden detaylı olarak inceledim. Evet, ne yazık ki birçok dinî ve dünyevî liderlere, meşhurlara yer verilmesine rağmen ne Risale-i Nur’a ait ne de muhterem ve mualla Üstadım Bediüzzaman’a ait tek bir satır/söz yoktu… Vâ esefa…

Bediüzzaman, bu toprakların gerçeğidir. Bu toprakların ümididir. Birçok yerli ve yabancı mütefekkir tarafından dile getirilmiş bir hakikat olan bu hususa, bu makalenin konusu olmadığı için girmiyorum. Ama Bediüzzaman’ın ehemmiyetli şahsiyetini kısaca hatırlatmış olalım…

Bediüzzaman… 1. Dünya Savaşı’nda talebeleriyle vatanı için çarpışırken bir yandan at sırtında İşaratül İ’caz tefsirini kaleme alan bir âlim! İstanbul işgalinde “Hutuvat-ı Sitte” eseriyle ecnebilere boyun eğilmemesi gerektiğini beyan edip harekât-ı milliye lehinde ümit saçan bir kahraman! Ayasofya’da binlerce âlime ve mü’mine hitap eden bir deha sahibi! Ankara’ya dâvet edilen ve ‘hoşamedi’ ile karşılanan bir vatan evlâdı… Dehşetli üç kumandanlara karşı hakkı haykıran bir hakperest! 1. Meclis’te namaza dair beyanatıyla mebusları dikkate sevk eden ve 1. Reisicumhurun itirazını reddeden bir İslâm Fedaisi… Ömrü boyunca dünya lezzetlerini tatmamış ve hayatı zindanlarda geçmiş bir Kur’ân hizmetkârı… Bediüzzaman… Millet-i İslâmiyenin, hususan Anadolu halkının başına gelen dehşetli bir dalâlet ve dinsizlik cereyanına karşı, Kur’ân’dan gelen bir hidayet nuru, bir saadet güneşi olan Risale-i Nur’un müellifi!

Ahirzamandaki dehşetli dinsizlik cereyanlarına karşı en büyük mücadeleyi vermiş olan Bediüzzaman’a dini duyguları ağır basan bir katılım bankasının takviminde yer vermemesi en hafif deyimiyle bir vefasızlıktır. Bediüzzaman, bu milletin takdirine mazhar olmuş ortak bir değerdir. Osman Yüksel Serdengeçti makalesinde Bediüzzaman Hazretleri için “Her teşekkülün, vatanını seven herkesin önünde hürmetle durması lâzım gelen bir kuvvet” nitelemesinde bulunarak bu hususa dikkat çekmektedir.

Takvimde Bediüzzaman’ın vefat tarihi ile alâkalı olarak da herhangi bir bilgi yer almadığını gördük. Oysa farklı meslek ve meşreplere ait meşhur zatların vefat tarihlerine ve detaylı bilgilere takvim yapraklarında yer verildiğine şahit olduk.

Bu olayı daha da vahim hâle getiren durum, aynı takvimin Bediüzzaman’ın meşreben tamamen zıt olduğu kimselere takvim yapraklarında yer açmasıdır. Bediüzzaman Hazretleri’nin 5. Şuâ’da hadislerden yola çıkarak hususiyetlerini belirttiği şahsın sözleri bu takvim yapraklarında yerini almıştır. Oysa “Âlimler Peygamberlerin varisleridir” hadisi her daim kulaklarımızda çınlamaktadır. Âlimlerin değil zalimlerin ön plana çıkartıldığı bir Türkiye gerçeği kabullenilemez. Bir de bunun dini hassasiyeti yüksek kesimlerce yapılması medar-ı hayrettir.

Bu duruma sebebiyet veren iki ana saik vardır diye düşünüyorum. Bunlardan birincisi korkudur veya ilgili kişilerin bu manadaki liyakatsizlikleri/vefasızlıkları gibi kuruma atfedilmeyecek şahsî sebeplerdir.

İkinci sebep ise tamamen düşmancasına bir vaziyete girerek bu tavrı sergilemektir. İkinci sebep noktasında hüsn-ü zan ediyorum. Yine de şunu eklemek istiyorum: “Nura karşı muaraza edilmez ve nurdan kaçılmaz.”

Birinci saik için söyleyeceğimiz şudur; “Nurdan zarar gelmez, gelirse huffaşa gelir, murdar şeylere gelir.” Risale-i Nur’dan ve Kur’ân tercümanı olan Üstadımız Bediüzzaman’dan kimseye zarar gelmez. Bu ülkede yaşayan hiçbir kesim Bediüzzaman gerçeğini görmezden gelemez, gelmemelidir. Özellikle dinî ve millî hassasiyetleri olan her ferdin Bediüzzaman’a vefa borcu vardır. İmanları zaafa uğratılmak istenen biz mü’minler için Risale-i Nur eserleri, iman hakikatlerinin izahı olduğu için şifa kaynağıdır. Risale-i Nur Anadolu halkına bir ümittir. Bediüzzaman Hazretleri ise merhum Halil Uslu Ağabeyimizin (Ruhu şâd olsun) tarifiyle ‘tartışılmaz hizmetlerin 20. asırdaki baş mimarı ve bir büyük Peygamber (asm) varisidir.’  Bediüzzaman Hazretleri’nin hayatı, bütün insanlık ve özellikle de Müslümanlar için numune-i imtisal bir değerdir.

Asrımızdaki sosyal, siyasî ve imanî birçok hastalığın reçetesinin Kur’ân’ın tefsiri olan Risale-i Nur’da ve Bediüzzaman’da olduğunu bilen “ehl-i dalâlet”, bu eserler ile insanlar arasına perdeler koymaktadır. Düşmanlıkla yapılan hareketlerin onun intişarını arttırdığını tecrübe eden bu gürûh artık bu hareketi sulandırarak veya aslından kopararak insanları ondan soğutma yolunu umumiyetle tercih etmeye başlamıştır. Günümüzde umumî olarak “cemaat ve Nurlar’a” karşı soğukluk husûle gelmesi bu planın bir parçasıdır diye düşünmekteyim.

Makalemizi yine muhterem Halil Uslu Ağabeyimizin sözleriyle bitirelim: “Bu muhteşem eserin içine girildikçe ve hayata yansıdıkça Türkiye’nin ve dünyanın rengi çok değişecek ve gerçek açılımlar ortaya çıkacaktır. İnsanlığın ve gençliğin beklediği budur. Bediüzzaman Türkiye’de ve Dünyada istenilen manada daha anlaşılmamıştır. İnşâallah, kimler perde oluyorsa onlar da kalkacak ve bu Kur’ânî ve imanî eserler gönüllerde ma’kes bulacak ve her yerde okutulacaktır.” (15 Ekim 2010, Yeni Asya)

Okunma Sayısı: 2241
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Said Yüksekdağ

    27.12.2018 19:43:19

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı