"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Nakş-ı Azam...

Zübeyir ERGENEKON
13 Şubat 2020, Perşembe
“Nasıl esmâda bir İsm-i âzam var; öyle de o esmânın nukuşunda dahi bir nakş-ı âzam var ki, o da insandır.” (33.Söz)

Masum yavruların tatlı hizmetinde mütehayyir kalan bütün anne ve babalara…

Nakş-ı azam… İnsan gibi mükemmel bir sanatı anlatmada kullanılabilecek en kapsamlı ve en güzel tabirlerden birisi belki de bu tabir… İsm-i azam tabirine zihinlerimiz genelde alışıktır ama nakş-ı azam tabirine o kadar da aşina değiliz. Önceki okumalarımda fark etmediğim bu terkip, anne ve baba olmayı “derinden” hissettiğimiz bir zamanda düşüyor fikir dünyamıza. Bebeklerin durmaksızın ağlaması, geceleri sık sık uyanması ve diş çıkarması gibi minik masumlara ait onlarca farklı haleti yaşayan anne babalar meramımızı daha iyi anlayacaklardır. Muhatap olduğunuz bu yeni hayat halleri sizi derinden etkiler ve kendinizi aciz hissedersiniz. Ne yapacağınızı bilemezsiniz. Soruların çok olduğu, cevapların az ve yetersiz kaldığı bir dönemdir bu…

Böyle bir zamanda dünyama giren “Nakş-ı Azam” tabiri, İsm-i Azam, Esma-i Hüsna gibi tabirlerin arasında kendisine bir yer açıyor ve ‘anne babalığın anlamı, çocukların terbiyesi’ gibi konularda rehber oluyor.

İnsan ki O sanatkarın bütün isimlerine ayna olsun da sonra onun terbiyesi için tek bir yol olsun… İnsan ki O sanatkarın bütün isimlerine ayna olsun da onun bakımı için bütün Esma-i Hüsna’dan istimdat istenilmesin. Böyle bir insanın bakımını ve terbiyesini deruhte etmek ve ihtiyaçlarını anlamak için ancak O isimlerin sahibine müracaat ile bir yol bulunabiliriz. Nakş-ı azam olan bebeklerin anlaşılmasında Esma-i Hüsna’nın kapısını, sırlarını, hikmetlerini anlamaya çok muhtacız.O masumların bizi kendilerine celbeden ve cezbeden “nakışları” üzerlerinde ayan beyan duruyor. Gafletle örtülmemiş, sefahatle üzerleri kapanmamış nakışlar bunlar. İman ile insandaki cihetler ışıklanıyor. Ancak Sani ile irtibat kurunca sanatı anlayabiliyorsunuz. Esmasının en nadide sanatı olan insanın ve insan yavrularının tam manasıyla anlaşılması için de Esma-i Hüsna’nın anlaşılması gerekiyor.

Eser, besatet kesbettikçe onu kavramanız da kolaylaşır. Hikmetini, çalışmasını anlamanız için gereken süre kısalır. Eserde sanatın incelikleri, tekniğin detayları arttıkça onu kavramanız için gereken süre, harcayacağınız emek artar. İnsan gibi bir kısmı alem-i ervahtan, bir kısmı alem-i misalden, bir kısmı anâsır aleminden ve bir kısmı nur aleminden gelmiş harika bir sanatı tanımak…

‘Bu bizim hikayemiz’ cümleleri dökülüyor dilimden babalık sorumluluğu üzerimde düştüğünden bu yana. Nakş-ı Azam hakikatini bu noktada düşününce ‘bebeklerin tatlı ve bizi yoran hâlleri aslında bizim hikayemizin anlaşılması demek’ sonucuna varıyorum. Bizi zorlayan annelik ve babalık süreci, varlığın sırlarını anlamamız için taze bir başlangıç. Bazen hikâyeyi anlamak için hikâyenin başladığı yere dönmek gerekir…

Hayatımızı derinden etkileyen dönemler, derin derin düşünmemiz gereken dönemlerdir aynı zamanda… Hem hayatımız ‘sarsılıyorsa’ bir anlatacağı olduğu için değil midir? Birçok yazılar görüyoruz, okuyoruz bebeklerin bakımı ile ilgili. Bebeklerin uykusu nasıl olmalı, bebekler nasıl iyi beslenir… Hepsini okuyorsunuz, içinde bir nur yok, içinde Sanatkâr-Sani-sanat anlayışı yok, içinde bir kemâl yok… İnsanı anlamadan nasıl anlatılır bebekler? Esma-i Hüsna bilinmeden nasıl terbiye esasları tesis edilir? Nakş-ı Azam kavramı ve manası anlaşılmadan nasıl rahatlar bebekler? Bebekleri ‘yük’ olarak nitelendirip, ‘masraf’ olarak görüp sonrasında onların nasıl hayırhahınız olmasını beklersiniz?

Esma-i Hüsna gibi bir hazineye ayna olan insanın istidatları da o isimler kadar rengin ve zengindir. Her bir insan, Sani’in ince sanatlarıyla boyanmış bir nakşı, keşfedilmeyi bekleyen koca bir âlem...Böyle zenginliklerle kuşatılmış olan insanı “tek bir kalıba, tek bir metoda” sokmak mümkün mü? Bebekleri tek bir metot ile terbiye etmek, büyütmeye çalışmak doğru mu?

Lemaat’ta “Dert ile dermanlar” başlıklı kısımda yer alan hakikat de bu noktaya işaret ediyor: “İstidat, terbiyeler tekessürü hak olur; hak da tekessür eder.” Yavrularımız, günahsız nefesleriyle hayatımızı renklendiren miniklerimiz; her biri bir sanat eseri… En güzel isimlerin sahibi Rabbimizin nakışları… Benzersiz bir sanat harikası her biri… Hepsi Esma-i Hüsna nurlarıyla anlaşılmayı bekliyor. Bu anlama süreci de hikmet cihetiyle bize ‘hayatın ve insanın anlaşılmasını’ getiriyor beraberinde. O yüzden razıyız yavrularımızın tatlı hizmetlerini görmeye. Razıyız onların her haline… Böyle bir varlığı anlamada, yetiştirmede aciz kalmamızı, eserin nakışlarının azameti olarak kabul edip Esma-i Hüsna kapılarından medet istemeye muhtacız…

Ey Rabbim! İsimlerine en güzel ayna olarak yarattığın masum yavrularımızı en güzel şekilde ancak senin isimlerini anlayarak anlayabiliriz. En güzel şekilde yetiştirmek için senin isimlerini öğrenmeye muhtacız. O halde bize medet eyle; Esma-i Hüsna’nın sırlarını, hazinelerini ve hikmetlerini bize aç ey Rabb-i Rahimimiz…

Okunma Sayısı: 1351
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • ahmet zeki

    13.2.2020 16:55:27

    tebrikler kardesim. harika bir yazı olmuş. biraz daha sık; hiç olmazsa haftalık yaz.

  • Said Yüksekdağ

    13.2.2020 16:04:48

    Tebrik ederim 👏

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı